"Vakıflık" nedir, "Vakıf" kimdir, ne iş yapar?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risalelerde vakıflığın ne olduğu, vazifelerinin nelerden ibaret olduğuna dair doğrudan bir bilgi bulunmamaktadır. Hatta birkaç ağabeye hususi yapılan bir teklifin ötesinde, ısrarla vakıf olunması noktasında bir tavsiye ve teşvik de söz konusu değildir. Teşvik edilen husus, ihlaslı ve sadakatli bir Nur talebesi olmaktır. Nitekim Üstad'ın etrafında oluşan ilk halkaya baktığımızda ekseriyetinin evli, iş ve çoluk çocuk sahibi olduğunu görmekteyiz. Ancak bütün mesaisini hizmete verenlerin davaya yapacakları katkı elbette ki daha fazla olacaktır. Bu noktadan dolayı cemaatimizde vakıflığa ve vakıflara hususi bir ehemmiyet verilmektedir.

Kesin hatlarla etrafı çizilemeyen vakıflığın ne olduğu hususunda en mühim ölçü Üstadımızın yanında kalan hizmet ehli ağabeylerdir. Birer vakıf gibi hizmet eden bu ağabeylerin vazife sahaları da ya kabiliyetlerine göre fıtri olarak ortaya çıkmıştır veya Üstadımız belirlemiştir. Hüsrev Ağabey, yazı hususunda âdeta kader tarafından tavzif edilirken, Sungur Ağabey daha çok bürokratik işlerlerde Üstadımız tarafından tavzif edilmiş, Bayram Yüksel Ağabey dershanedeki hizmetlerle meşgul olmuşlardır. Ancak bu tavzif yine de kesin çizgilerle birbirinden ayrılmamıştır. "Şu vazife bu zata aittir, öyle ise ben karışmam" şeklindeki bir yaklaşımdan ziyade, kim müsaitse hazır olan işe el atmış ve koşturmuştur. Bu satırlara yazan bir olarak şahit olduğum bir hatırayı anlatmak isterim.

Konya Ereğlisi'nde 1996 yılında yapılan ve Türkiye geneli vakıfların iştirak ettiği bir programa katılmıştık. Sabah saat onda mütalaa programı bitmiş, alabildiğine geniş ve nezih olan bahçede kimi ağabeyler bir kenara çekilmiş muhabbet ediyor, kimileri kol kola girmiş dolaşıyor, kimileri bir kenara çekilmiş kitap ve cevşen okuyorlardı. Mutfağın önünde ise benim de içinde bulunduğum o günün mutfak nöbetini yapan vakıflar da taze fasulye kırıyorduk. Rahmetli Bayram Yüksel Ağabey, bizi görür görmez yanımıza geldi ve bir sandalyeye oturup fasulye kırmaya başladı. Biz zahmet etmemesi gerektiğini söyleyince bize şu cevabı verdi. "Bir torba fasulye en az bir saatinizi alır. Ama şu bahçede dolaşanlar gelip el atsa on dakikada biter. Ancak kardeşlerimiz genelde şöyle düşünüyorlar. 'Ben nöbetçi değilsem, yapmamam lazımdır.' Bu düşünce yanlıştır, nerede hizmeti bulduysan koşacaksın" demiştir. Üstadımızın yanında yetişen bir vakıf ağabeyin yaklaşımı budur.

Peki, şimdiki vakıfların tavzifi nasıl olacaktır ve kim tavzif edecektir?

Evvelâ; "vakıflık" ifadesinin içinde bu vazife bir derece netleşmiştir. Zira vakıf, hayatını vakfeden demektir. Artık kendisi üzerinde tasarruf hakkı yok demektir. Nitekim vakfedilen bir para üzerinde asıl sahibinin tasarruf hakkı kalmaz. Peki, vakıf hayatını neye vakfetmiştir?

- Kitap okumaya mı?
- Talebelere ve cemaate ders okumaya mı?

- Dershanede oturup Risale ve Cevşen okumaya mı?
- Dershane inşaatında çalışmaya mı?
- Gelen gidene hizmet etmeye mi?
- Cemaatin dert babası olmaya mı?

Hayır!.. Vakıf, kendisini hizmet etmeye vakfetmiştir. Peki, hizmet nedir? "Hizmet" yukarıda sorulan soruların tümüdür. Yani yeri geldiğinde ders okuyacak, yeri geldiğinde paspas kullanacak, yeri geldiğinde iki büklüm olup sabahlara kadar dua edecektir.

Hizmeti maddî ve manevî olarak ikiye ayırıp; "vakıf sadece manevî hizmetlerle meşgul olur" şeklindeki bir yaklaşım nefsin bir tuzağıdır. Zira hizmetin manevî boyutu bir Nur talebesinin yapması gereken vazifedir. Kendimize Cevşen, Kur'an ve Risale okumak artık bir hizmet olmaktan çıkmıştır. Bu her Nur talebesinin esas vazifesidir. Tıpkı namaz kılmak, oruç tutmak gibi. Zira Namaz kılmak bir hizmet olmayıp, her Müslüman’ın kulluk görevidir.

Cemaate ders okumak için de vakıf olmaya gerek yoktur. Risaleleri bilen herkes ders okuyor ve okumaktadır. Vakıflık daha çok ihmal edilen, herkesin mesaisini veremediği hizmetlerle uğraşmaktır. Dershanede sürekli kalmak, talebe yetiştirmek, talebenin her derdi ile dertlenmektir. Bunun içinde dershane temizliğinden, mutfağa girmeğe kadar her türlü hizmeti yapmaktır.

Saniyen, şahs-ı manevî ve cemaat bizim için bir üstattır. Bunu da Üstadımız tavsiye etmiştir. Bir yerin cemaati vakıflar için hizmet taksimatı yapabilir. Bir beldede çok vakıf varsa, onları belli yerlere gönderme veya belli sahalalarda hizmet etme şeklinde bir tavzifat yapabilir. Vakıflar da bu istikamette hizmet ederler.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Vakıflık olayının dinimizde yeri nedir? Vakıf Ağabeylere tarihte kimleri örnek gösterebiliriz. Mesela Suffa Ashabı olabilir mi? Ya da buna işaret eden ayet ve hadisler nelerdir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
V
Okunma sayısı : 21.919
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

omrc07
Dersanede sürekli kalmak, talebe yetiştirmek, talebenin her derdi ile dertlenmektir. denmiş bazı yerlerde talebesi olmayan sadece vakıfın tek başına kaldığı dersaneler var,üstteki vazifeler dışında asıl vazifenin talebeyle ilgilenmek olduğu göz önüne alınırsa bu durumdaki dersanelerde kalan vakıfların hizmet etme amacı ne olmalıdır? (yukarıda da dendiği için ders,risale,kuran,cevşen okumak asıl olmadığı düşünülürse)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Medresenin açık kalması bile başlı başlına bir hizmettir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Gökyüzü
Allah razı olsun sizlerden. Bizleri iman hizmeti konusunda ve Risale-iNur konusunda çok güzel aydınlatıyorsunuz. Büyük ilgiyle Siteyi ziyaret ediyorum. Vakıflar ile ilgi güzel bir yazı olmuş çok istifade ettim. Rabbim hizmetinizi daim eylesin.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas
Hayat-ı içtimaiyede nur talebelerine ihtiyaç çok fazla
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Merhum Sungur abi ve Hüsnü Bayram abi ve üstadın diğer mutlak vekil ve son dönem yanında hizmetinde bulunmuş yakın talebeleri vakıflık sistemini gayet güzel bir şekilde yerleştirmişler.Onların Üstaddan aldığı ve yerleştirdiği sistemde evli vakıflık yoktur.Bunun üstüne beyanatta bulunarak sulandırmak haddi aşmaktır ve Risale-i Nur hizmetine zarar vermektir.Vakıflık Ashab-ı Suffanın bu asırdaki tecellisidir.Ashab-ı Suffada birisi evlendi mi aralarından ayrılırdı.Tabi ki evli bir şekilde de hizmet sürdürülebilir fakat ona vakıf demek hem vakıflık manasına hem de dolayısıyla Risale-i Nur Hizmetine zarar vermekten öteye geçmeyecektir...Lütfen dikkat edelim...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Vakıflığı sadece evlenmemeye hasretmek yüzeysel bir bakış açısıdır. İfrat ve tefritten kaçınmak gerekir diye düşünüyoruz. Vakıflık bizim kanaatimize göre iman hizmetinde azami gayret ve çaba sarf etmektir. Evlenmeme bu gayretin bir vechesidir o kadar.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
sancaktarân

Buradaki hadis-i şerife bakılırsa da vakıflığın ne derece elzem oldugunu soyleyebilir miyiz sayın editör??

_Râsulullah (sav) buyurdu ki:_
 _"İnsanlara bir zaman gelir dinini korumak için bir yerden bir yere bir dağdan bir dağa tilki gibi kaçarlar."_
_Ashab: "Ya Râsulullah bu ne zaman olur?" dediler._
_Buyurdu ki: "Maişet günah işlemeksizin elde edilemediği zaman._
_•O zaman bekar durmak helal olur._
_•O zamanda kişinin helakı varsa ana-babası yüzünden olur._
_•Eğer ana-babası yoksa helakı zevcesi ve çocukları yüzünden olur._
_•Eğer zevcesi ve çocukları yoksa akrabası ve komşuları yüzünden olur."_
_Ashab: "Niçin böyle olur ya Resulullah?" dediler._
_Buyurdu ki: "Ona fakirliği ve kanaati kötülerler. Onu gücünün yetmeyeceği şeye zorlarlar. Böylece helak olur."_
_(Kenzül Umman C:11 Shf:154)_

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...