Hayatını vakfetmek ne demektir? Vakfın vazifeleri nelerdir? Vakıflığın ehemmiyeti nedir? Tarihte kimler misal olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslâm'a hizmet etmenin değişik yolları vardır. Kimi malıyla, kimi parasıyla, kimi ilmiyle, kimi de mesaisiyle hizmet eder.

Vakıflık ise: Belli bir süre veya hayatı boyunca, bütün mesaisini İslam'a adamak demektir. Yani, yirmi dört saat içinde her an hizmete hazır olmak demektir. Başka şeylerle meşgul olmamaktır. Vakıflığı daha iyi anlamak için askerlik örneğini verebiliriz.

Bir asker, belli bir süreliğine, bütün mesaisini devlet hizmetine vermektedir. Evlilik, para kazanmak, iş yapmak gibi hususi işlerini bir kenara bırakıp askere giden bir vatandaş gibi, bir Müslüman da dinine hizmet etmek için evliliğini ve para kazanmayı bir süreliğine erteleyerek, bütün mesaisini bu davaya hizmet etmekle geçirir. Böyle bir hizmet, elbette büyük bir fedakârlık gerektiren bir hizmettir. Bu sebepten de ehemmiyetli ve faziletli bir hizmettir.

Ancak her ibadetin karşılığı ihlas nispetinde verildiği gibi, vakıflıkta da esas olan ihlastır. Allah'ın rızasıdır. Başka maksatlar olursa hem dünya hem de ahiret için hasarettir. Her zamanın bir hükmü vardır. Bu manada vakıflık müessesinin çok mühim hizmetler verdiğini söyleyebiliriz. Bundan sonra da yine zamanın ihtiyaçları nispetinde bu müessese bir çizgi takip edecektir. Vakıflık, tamamen bir gönül ve fedakârlık işidir. Böyle bir hizmete zorlama ve ısrarlı teşvikler yapma doğru değildir. Kişi kendi iradesi ile tercih etmelidir.

Vakıflık meselesi; hem fıtratta hem de dinimizde esaslı bir konudur. Çünkü kâinat tamamen fedâkarlık, yardımlaşma, fazilet ve vakıf ruhuyla sevk ve idare edilmektedir. Menfaat kesinlikle söz konusu değildir. Zira güneş kendisi için ısıtmıyor, yağmur kendisi için yağmıyor, hayvanat ve nebatat kendileri için çalışmıyor, gözler kendileri için görmüyor ve ayaklar kendileri için yürümüyor. Demek ki kâinatta her şey başkasına büyük fedâkarlıkla hizmet ediyor. Bir nevi karşılıksız vazife ifa ederek kendilerini başkalarına vakıf ve feda etmişlerdir.

İslamiyet fıtri bir din olması hasebiyle, aynı vakıf ruhu İslamiyet'te de kendisini gösteriyor. Meselâ; peygamberler hizmetleri için ücret ve karşılık beklemezler; yani vakıftırlar. Dinler, kitaplar bir çeşit hizmet ve fazilet esasına dayalı fikri olan vakıf sistemleridir. Ayrıca ibadetler, yardımlar, zekâtlar, ianeler hep vakıf ruhuna ve fedâkarlık esasına hizmet eden muamelelerdir.

Bu müessese fıtrattan ve yaratılıştan gelip, peygamberlerle insanlığa en güzel şekillerini ve sistemlerini takdim etmiş ve göstermiştir. İnananlarda ise; bu sistem fiziki olarak her tarafta neşvünema bulmuştur. Vakıf hanlar, camiler, medreseler, kitaplar, araziler, şehirler, davalar ve hayatlar. Osmanlıda ise; bu müessese teferruatına kadar yerleşmiş kuşları ve hayvanları koruyacak kadar müesseseleşmiştir.

Demek ki vakıflık sadece bekâr kalma manasında mevzi bir müessese değildir. Her şeyden vakıf olur ve çıkar. Her şeyden olduğu gibi; insanlardan hayatını sadece hizmete feda edenler de çıkmıştır. Bu tarz; yukarıda izah ettiğimiz gibi sahası çok geniş olan vakıflık sisteminin bir çeşididir ve başka bir numunesidir. Yoksa sadece vakıflık bekâr kalmaktır, ifadesi çok nakıs ve eksik bir tarif olur. Zira hayat vakfedildiği gibi; duyguların, arzuların ve hissiyatlarında vakfedilmesi işin bir başka boyutudur.

Vakıflık deyince şimdiye kadar ilk akla gelenler yukarıda saydıklarımızdır. Bunların yanında az da olsa muvakkaten veya tamamen hayatlarını feda eden vakıflar da mevcuttur. Bunlardan; mesela İsa (a.s), Hz Meryem, Yahya (a.s), Ashab-ı Suffa, Veysel Karani, İbrahim bin Edhem, Rabiatü'l-Adeviyye, Bişri Hafi, Bayazid-i Bestami, Farabi, Ahmed-i Bedevi, Nevevi, İbn-i Teymiye, Alişir Nevayi, Oruç Reis, Evliya Çelebi, Çerkez Etem, Ali Fuat Cebesoy, Abdülhak Şinasi, Said Şamil, Zübeyir Gündüzalp ve Bediüzzaman Said Nursi gibi örnek şahsiyetleri sıralayabiliriz.

Vakıflık ve fedakârlıkla alakalı, mana ve muhteva itibariyle birçok ayetler mevcuttur. Mesela,

“Onların ecirlerini ancak Allah verir.” (bk. Yunus, 10/72; Hûd, 11/29; Sebe, 34/47)

“Elçiler ve peygamberler hizmetlerinden dolayı bir karşılık beklemezler.” (bk. Yâsin, 36/21)

Gibi ayetler olduğu malumdur. Hadislerde ise;

“Ahir zamanda en hayırlınız evlenmeyip yükü hafif olanınızdır.”(Gazali, İhya, II/24)

Deylemi (r.a)’dan mervi meşhur bir hadisi şerif mevcuttur. Bunun yanında feragat, fedakârlık ve ihlasla alakalı yüzlerce hadisi şerif, vakıflığın ehemmiyetini nazara vermeye kafidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 26.871
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

eren ibrahim
allah razı olsun..çok sağolun..allah daimi eylesin inşallah bu işlerinizi..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nesimi33

İnşaAllah, bütün vakıf ağabeylerimiz yukarıda yazdıklarınız gibi olurlar...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

Ayette "Dinde ruhbanlık yoktur." der. 

Yani evlenmemek veya dünyadan el etek çekmek. 

Bir arkadaşıma risaleleri bahsedince, vakıflar için bunu söylemişti. 

Ruhbanlar da mantık olarak vakıflıkla aynı değil mi? Onlar da belki dinlerine hizmet için evlenmiyorlar vs.O zaman dinde vakıflık da olamaz bu mantığa göre. 

İzah eder misiniz? 

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Hristiyanlıkta ruhbanlık dinin bir emri gibi telakki ediliyor vakıflık ise emir değil bir tercihtir aynı zamanda vakıf olan evlenmez diye bir kuralda yoktur. Çok vakıf olup evli olanlarda var. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
turkkamuran

"...peygamberler hizmetleri için ücret ve karşılık beklemezler; yani vakıftırlar." Şu cümleyi  acıklar mısınız? Teşekkürler.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bu cümle, peygamberlerin tebliğ görevini yerine getirirken temel motivasyonlarının maddi kazanç veya kişisel çıkar olmadığını vurgular. İzahını şu iki ana başlıkta özetleyebiliriz:

Beklentisizlik: Peygamberler, insanlara doğru yolu gösterirken kimseden maaş, mal, mülk veya makam talep etmezler. Onların tek amacı ilahi mesajı ulaştırmaktır.

Vakıf Olma Kavramı: Bir malın veya mülkün tamamen hayır işine adanması anlamına gelen "vakıf" kelimesi, burada mecazi kullanılmıştır. Peygamberlerin; zamanlarını, emeklerini ve tüm varlıklarını karşılık beklemeksizin sadece Allah rızası ve insanlığın iyiliği için "feda ettiklerini" ifade eder.

Kısacası; peygamberlik bir meslek değil, bedeli dünyevi unsurlarla ödenemeyecek gönüllü bir adanmışlık halidir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...