"Ve insan, müeccel ve muaccel iki ücret mukabilinde o Sâni-i Zülcelâlin makasıdını bilerek tevfik-i hareket etmek ve her şeyde nefislerine de bir hisse çıkarmak..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve insan, müeccel ve muaccel iki ücret mukabilinde o Sâni-i Zülcelâlin makasıdını bilerek tevfik-i hareket etmek ve her şeyde nefislerine de bir hisse çıkarmak ve sair hademelere nezaret etmekle istihdam edilmeleri, bilmüşahede görünüyor. Elbette dördüncü kısım, belki en birinci kısım olan hizmetkârlar, ameleler bulunacaktır. Hem insana benzer ki, o Sâni-i Zülcelâlin makasıd-ı külliyesini bilir, bir ubudiyetle tevfik-i hareket ederler. Hem insanın hilâfına olarak, hazz-ı nefisten ve cüz'î ücretlerden tecerrüd ederek yalnız Sâni-i Zülcelâlin nazarıyla, emriyle, teveccühüyle, hesabıyla, namıyla ve kurbiyetiyle ihtisas ile ve intisab ile hasıl ettikleri lezzet ve kemal ve zevk ve saadeti kâfi görüp, hâlisen muhlisen çalışıyorlar."(1)

Şu kâinat sarayında çalışan ve hizmet eden dört nevi amele vardır. Bunlardan birincisi melekler ve ruhanîlerdir. İkincisi bitkiler ve cansız varlıklardır ki bunlar hizmetinin karşılığında bir ücret bir lezzet almadan sırf Allah’ın isim ve sıfatlarının hizmetkârlarıdır. Üçüncü kısım ise hayvanlardır ki bunların ücreti cüz’îdir ve bulunduğu andır ama hizmetleri küllîdir.

Kâinat sarayının dördüncü hizmetkârları insanlardır ki, bunların ücretleri ve lezzetleri muaccel ve müeccel olmak üzere iki çeşittir. Peşin olanı kâinat ve dünya sofrasındaki hadsiz ihsan ve ikramlardan duygu ve cihazlar sayesinde istifade etmeleridir. İnsanın her bir duygusu ve âzası bir âleme açılan pencereler gibidir; insan bu duygu ve âzaları ile o âlemin nimetlerini seyreder ve bundan büyük bir lezzet alır.

Mesela göz bir penceredir, görüntü âlemindeki renkleri ve şekilleri seyreder. Dil bir penceredir, yiyecek ve içecekler âleminden istifade eder. Burun bir penceredir, kokular âlemine açılır vesaire. İşte bütün bu nimetlerden istifade etmesi peşin bir ücret oluyor.

Bir de bu nimetleri takdir edip, şükrünü ifa ettiğinde ikinci büyük bir ücret olarak ebedî ve sürurlu bir saadet mahallî olan cennete gidecektir.

Netice olarak, muaccel ve müeccel ücret dünya ve ahiret saadetlerine işaret ediyor.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Birinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...