31. Söz - Dokuzuncu Bölüm

"Nasıl ki bir zât-ı zîfünun, mu'ciznümâ bir kitabı telif edip yazsa..." kitap örneği Nurlarda muhtelif yerlerde geçer, bu temsili detaylıca izah eder misiniz?

"Herhalde o kitabı bazılara ders verecek, ta o kıymettar kitap mânâsız kalıp beyhude olmasın...” İnsanların ders almaması o kitabı neden mânâsız bırakıp, beyhude ediyor? Esas olan Cenâb-ı Hakk'ın kendi kemâlatını seyretmesi değil mi?

"Bahusus böyle herbir harfi binler mânâyı tazammun eden bir kitap" ne demektir?

"Birinci sahifesi olan tabakat-ı kesretin en nihayetinden tut, ta müntehâ sahifesi olan daire-i ehadiyete kadar bir seyeran ettirmek lâzım geliyor." Burayı nasıl anlayabiliriz?

"O zât nasıl şu kâinatın çekirdeğidir? Dersiniz: Kâinat onun nurundan halk olunmuş…” Bu ne demektir?

"Sabık beyanatınızda diyorsunuz ki: Âlem-i ulvîye çıkmak, şu âlem-i arziyedeki âsarların makinelerini, destgâhlarını ve netaicinin mahzenlerini görmek için urûc etmiştir." Bu ne demektir?

"Ulûhiyet, mukteza-yı hikmet olarak tezahür istemesine mukabil, en âzamî bir derecede zât-ı Ahmediye (a.s.m.) dinindeki âzamî ubûdiyetiyle en parlak bir derecede göstermiştir..." izah eder misiniz?

"Hem Sâni-i Âlemin nihayet cemâlde olan kemâl-i san’atı üzerine enzâr-ı dikkati celb etmek, teşhir etmek istemesine mukabil, en yüksek bir sadâ ile dellâllık eden, yine bilmüşahede o zâttır." İzah eder misiniz?

"Hem bütün âlemlerin Rabbi, kesret tabakatında vahdâniyetini ilân etmek istemesine mukabil, tevhidin en âzamî bir derecede, bütün merâtib-i tevhidi ilân eden, yine bizzarure o zâttır." İzah eder misiniz?

"Hem Sahib-i Âlem'in nihayet derecede âsârındaki cemâlin işaretiyle, nihayetsiz hüsn-ü zâtîsini ve cemâlinin mehasinini ve hüsnünün letaifini âyinelerde mukteza-yı hakikat ve hikmet olarak görmek ve göstermek..." izah eder misiniz?

Açıklayan: Prof. Dr. Alaaddin Başar
Program Adı: Sorularla Sözler

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...