"Birinci sahifesi olan tabakat-ı kesretin en nihayetinden tut, ta münteha sahifesi olan daire-i ehadiyete kadar bir seyeran ettirmek lazım geliyor." Burayı nasıl anlayabiliriz?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
Kesret tabakasının nihayeti insanlık âlemidir ve burada Resulullah Efendimiz (asm) kastedilmektedir.
Başka risalelerde beyan edildiği gibi, insan kâinat ağacının en son meyvesidir. Kesret âlemi bütün kâinat, onun meyvesi olan insan ise bu tabakanın nihayetidir.
Münteha sahife ise kâbe kavseyn makamıdır. Zira mahlukat âlemi “imkân-vücub arası” diye tarif edilen bu makamda son bulmakta ve Zat-ı İlahi bu makamda müşahede edilmektedir.Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yazar:
Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.111
Yorumlar
Daire-i ehadiyet manasını izah edip, biraz daha açar mısınız?
“Ehadiyet” ne demektir?
Ehadiyet, Allah’ın her bir şeyde bizzat bütün isimleriyle ve doğrudan doğruya tecellî etmesi, her bir varlıkla şahsî ve özel bir münasebetinin bulunması demektir.
Vahdet: Bütün kâinata birden bakıp, umumi bir rububiyeti gösterir.
Ehadiyet: Tek bir çiçeğe, tek bir kalbe, tek bir atoma bizzat yönelip, bütün isimleriyle tecelli eder.
Özetle:
Vahdet genel tecellîdir, Ehadiyet şahsî ve özel bir tecellîdir. Kainatın Rabbi vahdeti ifade ederken Zeydin Rabbi ehadiyeti ifade ediyor.
“Dâire-i Ehadiyet” ne demektir?
“Dâire-i Ehadiyet”: Kâinatı değil, her bir varlığı tek tek kuşatan, o varlığın bütün ihtiyaçlarını tek başına gören, o varlıkla Allah arasında doğrudan bir bağ oluşturan ilahi tecellî sahasıdır. Yani insanın, bir atomun, bir hücrenin, bir damla suyun üzerinde bütün Esma-i Hüsna’nın özel ve tam tecellisi gösteren dairedir.
Temsille açıklama
Bir şehirdeki sokak lambalarını düşünün:
Vahdet tek bir merkezden bütün şehrin ışıklandırılmasını Ehadiyet ise her bir lambanın doğrudan merkeze özel bağlantısı, her birinin tek tek kontrol edilmesi gibidir.
Allah’ın kudreti de böyledir bütün kâinata umumî bir rububiyet vahdeti ifade ederken her bir varlığa şahsî bir sahiplik ise ehadiyeti ifade ediyor.
Cümlenin bağlamına göre Üstad diyor ki:
“Birinci sahifesi olan tabakat-ı kesretin nihayetinden tut… ta münteha sahifesi olan dâire-i ehadiyete kadar seyredilmesi gerekir.”
Yani kâinattaki çokluk ve çeşitlilik (kesret tabakaları) içinden tekliğe, birliğe, doğrudan Allah’ın şahsî tecellisine yani ehadiyet dairesine yükselmek gerekir. Bu, tefekkürün en yüksek noktasıdır.
Dâire-i Ehadiyet = Allah’ın her bir varlık üzerinde bizzat bütün isimleriyle doğrudan tecellî ettiği özel ve yüksek bir tecellî dairesidir.