Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Meselenin Hatimesindeki; Birinci Nükteyi biraz açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Birisi: 'Sizler düşünüp öyle bir tevafuku rast getirmişsiniz.' diyebilirler. Böyle bir şey yapmak kast ile olsa, rahat ve kolay bir şeydir."

"Buna karşı deriz ki: Bir davada iki şahid-i sadık kâfidir. Bu davamızdaki kast ve irademiz taallûk etmeyerek, üç dört sene sonra muttali olduğumuza yüz şahid-i sadık bulunabilir."

"Bu münasebetle bir nokta söyleyeceğim: Bu keramet-i i'câziye, Kur'ân-ı Hakîm belâgat cihetinde derece-i i'câzda olduğu nevinden değildir. Çünkü i'câz-ı Kur'ân'da, kudret-i beşer o yolda giderek o dereceye yetişemiyor. Şu keramet-i i'câziye ise, kudret-i beşerle olamıyor; kudret o işe karışamıyor." (Mektubat, 28. Mektup, Yedinci Meselenin Hatimesi.)

Keramet-i i'câziye: Kur’an ayetlerinin mucize olması ve mucizenin keramet şeklinde Üstad Hazretlerinin elinde tezahür etmesi demektir. Kur’an’ın zahir ve herkes tarafından görünen mucizeleri olduğu gibi, hafi yani latif ve gizli kalmış mucizeleri de vardır. Birçok evliya ve âlim keramet eseri olarak Kur’an’ın bu gizli ve latif mucizelerini görünür hâle getirmiştir ki Risale-i Nurlarda bu daha harika ve daha görünür bir şekildedir.

İnsanların Kur’an’ın bir benzerini yapamaması hususunda iki farklı görüş teşekkül etmiştir.

Birinci görüşte olanlar; Kur’an nazm ve belagat noktasından mucize olduğu için, insanlar onu taklit etmekten aciz kalıyorlar, diyor.

Diğer görüşte olanlar ise; insanlar imkân noktasından Kur’an’ın bir benzerini yapmaya güç yetirirler, lakin Allah bunu fiilî olarak men ettiği için benzerini yapmaya teşebbüs edemiyorlar, diyorlar. Yani birisi Kur’an’a bir nazire yapacağı zaman, Allah onun önüne bir mâni çıkarıp o işi yapmasını önlüyor, demektir.

Üstad Hazretleri bu hususu şu şekilde izah ediyor:

"Elcevap: İ'câz-ı Kur'ân'da iki mezhep var: Mezheb-i ekser ve râcih odur ki, Kur'ân'daki letâif-i belagat ve mezâyâ-yı maânî, kudret-i beşerin fevkindedir."

"İkinci, mercuh mezhep odur ki, Kur'ân'ın bir suresine muaraza kudret-i beşer dahilindedir; fakat Cenâb-ı Hak, mucize-i Ahmediye (a.s.m.) olarak men etmiş. Nasıl ki bir adam ayağa kalkabilir; fakat eser-i mucize olarak bir nebî dese ki, 'Sen kalkamayacaksın.' o da kalkamazsa mucize olur. Şu mezheb-i mercûha 'Sarfe Mezhebi' denilir. Yani Cenâb-ı Hak cin ve insi men etmiş ki, Kur'ân'ın bir sûresine mukabele edemesinler. Eğer men etmeseydi, cin ve ins bir sûresine mukabele ederdi. İşte, şu mezhebe göre, 'Bir kelimesine de muaraza edilmez.' diyen ulemanın sözleri hakikattir. Çünkü madem Cenâb-ı Hak i'câz için onları men etmiş; muarazaya ağızlarını açamazlar. Ağızlarını açsalar da, izn-i İlâhî olmazsa kelimeyi çıkaramazlar."

"Bu keramet-i i'câziye, Kur'ân-ı Hakîm belâgat cihetinde derece-i i'câzda olduğu nevinden değildir. Çünkü i'câz-ı Kur'ân'da, kudret-i beşer o yolda giderek o dereceye yetişemiyor. Şu keramet-i i'câziye ise, kudret-i beşerle olamıyor; kudret o işe karışamıyor." (Mektubat, 19. Mektup, On Sekizinci İşaret.)

Buradaki tasnif, bu iki farklı mezhebe işaret ediyor. Keramet-i i'câziye sınıfı Kur’an’ın nazm noktasından mucize olması derecesinde bir mucize değildir. Çünkü insanlık Kur’an’ın nazımdaki mucizesine güç yetiremiyor. Kur’an belagat ve nazım noktasından öyle bir seviyededir ki, bütün insanlık birleşse o seviyeye yetişemiyor. Keramet-i i'câziye ise yetişememenin ikinci sınıfına giriyor. Yani insan bu gibi tevafukları kudret ve ilmi ile yapmaya güç yetiremez, demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 3.883
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

isahalim
Şu iki cümleyi biraz ayrıntılı açabilir misiniz, anlayamadım? "Bu keramet-i i'câziye, Kur'ân-ı Hakîm belâgat cihetinde derece-i i'câzda olduğu nev'inden değildir. Çünkü, i'câz-ı Kur'ân'da, kudret-i beşer o yolda giderek o dereceye yetişemiyor."
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Keramet seviyesinde ki bir fiil mucize seviyesine yetişemez. Yani insanın ne kerametle ne çalışma ile Kur'an'ın mucizevi yönlerine ulaşması mümkün değildir. Mesela Risale-i Nur ne kadar beliğ ve mukni bir üsluba sahip olursa olsun hatta keramet seviyesinde olsa bile ayetin i'cazına yetişemez.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...