"Âhir zamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri yani Mehdi ve şakirtleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risalelere bir bütün olarak baktığımızda, ahir zamanda ortaya çıkacak olan zatın üç mühim vazifesinin olduğunu anlarız. Yani iman, hayat ve şeriat dönemlerinin üçü de bu zatın eliyle tahakkuk edecektir. Keza yine o zat, her ne kadar bir şahıs ise de yapacağı faaliyetlerden anlaşıldığı kadarıyla şahs-ı manevî ile çalışacaktır.

Bu şahs-ı manevînin temsilcisi mevkiinde olan zatın ise, ömrü ancak iman dönemine yetecektir. Hayat ve şeriat dönemine bizzat kendisi yetişemeyecek, ancak eserleri yetişecektir. Sonra gelenler bu eserleri program olarak kabul edip hizmet edecekleri için, bu da dolayısı ile mehdi hesabına geçmiş olacaktır.

Hayat ve şeriat dönemlerinde, elbette bazı şahıslar ön plana çıkacaklardır. Ama onlar kendi planlarının değil, ilk zatın ortaya koyduğu planları uygulayacaklardır. Bir şahs-ı manevî olduğu için de yapılan tüm hizmetler tek olarak kabul edilir ve üç vazife de ahir zamandaki şahsın işi olduğu anlaşılır. Tıpkı şirketlerde olduğu gibi. Şirketin başka şubeleri açılır, o şubenin başında bir müdür tayin edilir ve o da vazifesini yapar. Ancak muvaffakiyet ifade edilirken, şirketin ismi ön plana alınır, şahıslar görünmez. Hatta bazen şirketin asıl sahibi olan patron da hiç tanınmaz. Kimse patronu tanımaz, ama şirketin ismini çok iyi bilir. Mehdiyete de manevî bir şirket olarak bakabiliriz. Bu Mehdiyetin temsilcisi de Mehdi’dir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

şefkat
ALLAH RAZI OLSUN.ŞİMİDİ DAHA İYİ İDRAK ETTİM.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yesghost
Risale-i Nuru gerçekten anlayan kişi Mehdinin kim olduğunuda anlayabilir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nurcu56

"Risale-i Nur'un asıl sahipleri..." ifadesini nasıl anlamalıyız? Bazı yerlerde "Mehdi ve askerleri" ifadeleri geçiyor. İzah eder misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Bizim kanaatimize göre; Risale-i Nur'dan istifade eden ve onun yoluna baş koyan herkes onun sahibidir. Çünkü Risale-i Nurlar, Kur’an’ın malı olduğu için, mal-ı umumidir, herkesin istifadesine açık manevî bir tiryaktır, inhisar altına alınamaz.

"Asıl ve hakiki sahibi" gibi ifadeleri, liyakat sahibi insanlar olarak anlayabiliriz. Yani Risale-i Nurları ilim ve mevki sahibi olan, liyakat sahibi insanlar sahiplenirse, toplumun geniş tabakalarına daha hızlı yayılır ve insanların ıslahı daha çabuk ve daha tesirli olur demektir. Yoksa kimse kendine hususi bir makam ve statü vehmetmemelidir.

İlave bilgi için şu cevabımızı da inceleyebilirsiniz.

Kastamonu Lahikası'nda “... ta ahirzamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri...” ifadesinden “... yani Mehdi ve şakirtleri ...” ibaresinin kaldırıldığı iddia edilmektedir. Bu konuda ne dersiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...