Ahir zamanda kurtuluşa ermek için yapılması gerekenler hususunda, Risalelerin bakış açısı nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur'u dikkatle tektik ve tahkik ettiğimizde, bu zamanda hem ferdi hem de içtimai kurutuluşun, sağlam ve tahkiki imanı elde etmekte olduğunu görüyoruz. Bu yüzden, Üstad Hazretleri bütün mesaisini ve dikkatini tahkiki iman hizmeti üzerine yoğunlaştırmıştır. Zira insanın en mihim ve birisi vazifesi ve yaratılış gayesi imandır, imandan sonra da salih amel gelir. İman bir kök ve gövde ise ibadetlerde onun çiçekleri ve meyveleri hükmündedir. Bu zamanda kök ve gövde hükmünde olan iman maddeci ve inkârcı felsefe tarafından ağır bir şekilde zedelendiği ve yıpratıldığı için, Risale-i Nurlar bütün himmetini ve dikkatini kök ve gövdenin yeniden tamirine ve kuvvetlendirilmesine sarf ediyor.

İbadet, iman köküne bağlı bir meyve olmasından dolayı, kök ne kadar taze ve kuvvetli olursa, onun neticesi ve meyvesi olan ibadet de o derece taze ve kuvvetli olur.

Netice olarak, ahir zamanın tehlikesinden kurtulmanın yolu iman hizmetindedir, yani imanı kuvvetlendirmededir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

philaphi

Üstat, bir yerde "ahirzamanda farz namazını kılan, günah-ı kebairi terk eden kurtulur.." gibi bir ifade kullanıyor. Yerini bilen yazabilir mi?

Değerli Kardeşimiz; ifade şu şekilde geçmektedir: Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur. Geçtiği yere ulaşmak için tıklayınız. Selam ve dua ile...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
drerkan
Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyun ve tabiiyyun tâunu, beşer içine intişâr etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır”… İkinci Vazifesi: Hilâfet-i Muhammedi'ye (a.s.m.) unvânıyla şeâir-i İslamiye'yi ihyâ etmektir. Âlem-i İslam'ın vahdetini noktâ-i istinâd edip beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden ve Gazâb-ı İlâhi'den kurtarmaktır… Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur'âni'yenin zedelenmesiyle ve Şeriat-ı Muhammediyen'in (a.s.m.) kanunları bir derece tatile uğramasıyla, O Zât, bütün ehl-i imanın manevi yardımlarıyla ve İttihâd-ı İslam'ın muâvenetiyle ve bütün ulemâ ve evliyânın ve bilhassa Âl-i Beyt'in neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin iltihaklarıyla, o vazife-i uzmayı yapmaya çalışır…
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...