Allah isim ve sıfatları ile her yerde hazır ve nazırdır. Peki, "Allah zatı olarak nerededir?" sorusuna ne cevap verebiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Nerede?" sorusu zaman ve mekâna baktığı için, Allah hakkında sorulması caiz değildir. Zira Allah zaman ve mekândan, yani bir yerde bulunmaktan ve bir zaman dilimi içinde olmaktan münezzeh ve mukaddestir.
İnsanın aklı ve muhakemesi zaman ve mekânın kaydı altında olduğu için, her şeyi zaman ve mekân kalıbı içine sokmaya muztar kalıyor. Bir şeyin zaman ve mekândan müstakil ve mukaddes olmasını kavramakta zorlanıyor. Bu sebeple hayal ve zihin dünyasında Allah için de bir mekân ve zaman tahayyül ediyor. Bu durum insanın en büyük çelişkisi ve ihatasızlığıdır. Bu yüzden tenzih ve tesbih, İslam itikadında mühim bir rükün ve esaslı bir kaide olarak bulunuyor.
Allah, zamansız ve mekânsız, vacip bir vücut ile ezelî ve ebedî bir varlığa sahiptir. Zaman ve mekân ise hadis olarak, yani sonradan Allah’ın iradesi ile varlık kazanmış arızi bir varlıktır. Ezelî ve ebedî varlık sahibi olan Allah’ı sonradan yaratılmış, küçücük zaman ve mekânın içine hapsetmek, gerçekten müthiş bir aldanma ve çelişkidir.
Allah’a mekân isnat etmek; dünyamızdan bir buçuk milyon defa büyük olan güneşi, dünyanın Asya kıtasında aramak gibi bir safsatadır. Bizim zaman ve mekân dediğimiz bütün varlıklar, Allah’ın zat-ı akdesi yanında adeta bir toz zerresi gibi kalır. Böyle bir varlığı toz zerresinin içinde aramak ya da onun içine sokmaya kalkışmak tam bir akılsızlıktır. Tabi mümkün olan varlıklar, ezelî olan Allah’ın varlığı ile kıyasa gelmez, ama biz akla yaklaştırmak için böyle bir kıyas yapıyoruz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü