Cenab-ı Hakk'ın esması ve cilveleri nasıl tecelli ediyor; bu tecelliler bizim nazarımıza göre değişiyor mu?
Değerli Kardeşimiz;
Cilve, görünmek ve tecelli etmek manasındadır. Allah’ın isim ve sıfatları kendi manasını göstermek ve ilan etmek için kâinat aynasında icraat ve işler yapıyorlar. İşte bu fiil ve icraatlara tecelli ve cilve deniyor.
Kâinat bu hakikatlerin diliyle Allah’ın varlığını ve birliğini ilan etmekle O’ndan başka İlâh yani Mabud olmadığını da ilan etmiş olur. Bu ilan ise bütün kuvvet ve kudretin ancak Allah’a ait olduğunu, varlık âlemine dağıtılan bütün kuvvetlerin Güneş’in aynadaki misalleri gibi, O’nun kuvvetinin birer cilvesi olduğunu ispat eder.
Mesela, Allah’ın Rezzak ismi, rızka muhtaç varlıklara rızık göndermekle kendini göstermiş ve tecelli etmiş oluyor. Bu tecelli ve görünmek nazari ve hayali değil, hakikidir. İnsanlar bu tecelliyi görmese ya da görmek istemese bile yine o tecelli ve cilve vardır ve icraatına yine devam ediyor.
Dolayısı ile isim ve sıfatların tecellisi kişilerin bakış açısına göre değişiklik göstermezler. Ama kişi kendi âleminde bu tecellileri Allah’ın isim ve sıfatlarına değil de sebeplere veya tesadüfe vererek, bu tecelli ve cilveleri söndürüp, üzerine karanlık bir perde çekebilir. Ama hakikatte o cilve ve tecelliler asla sönmez. Kişi güneşe karşı gözünü yummak ile ancak kendi âlemini karartır, yoksa güneşe bir zarar veremez.
Bütün mahlûkatın ve eşyanın aslı ve hakikati Allah’ın isim ve sıfatlarından ibarettir. Bu isim ve sıfatlar mahlûkatın arka planından çekilse, her şey helak ve harap olur.
Meselâ; Rezzak ismi, faaliyetini durdursa, rızka muhtaç bütün canlılar ölür. Muhyi ismi tecelli etmese, bütün hayatlar söner. Müzeyyen ismi cilvesini çekse, bütün mahlûkat güzellikten mahrum kalır vs...
İşte her bir isim, bir hakikatin müessisi ve membaıdır. Bu isimler çekilse, kâinattaki bütün hakikatler de çekilir.
Allah’ın isim ve sıfatları sonsuzdur. Kâinat ve mahlûkat bu sonsuz isimlere tam manası ile mikyas ve mahal olamazlar. Yani Allah’ın isim ve sıfatlarını kâinattaki tecellileri ile ölçüp biçemeyiz; sadece bir fikir edinebiliriz. Bu yüzden, mahlûkattaki bütün tecellilere damla, isim ve sıfatlara ise okyanus tabiri kullanılmıştır. Yani bütün mahlûkattaki tecelliler, Allah’ın sonsuz isimlerinin bir damlası, çok perdelerden geçmiş zayıf bir gölgesi mesabesindedir.
Mesela, yeryüzündeki bütün anne ve babaların şefkati toplansa, Allah’ın sonsuz şefkati yanında bir damla veya bir parıltı gibi kalır. Aynı şekilde cennetteki bütün güzellikler toplansa, onun isim ve sıfatlarının bir cilvesi, bir damlası kadar olamaz. Zaten sonsuz bir sıfat ile sonlu bir mahlûk kıyas edilemez. Ama sonsuzun anlaşılmasında sonlunun bir nebze faydası dokunur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar