"Araçlı Abdullah’ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane yazması..." Bahsi geçen mektup hangisidir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu Mektup "Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı" kısmında geçmektedir. Ayrıca Hutbe-i Şamiye'nin sonunda da yer almaktadır. Mektubu aşağıya alıyoruz:

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Çok mübarek Üstad'ımız Hazretleri; evvela: Geçenlerde alınan Nur eczalarının hepsi dağıldı; Nurun müştakları sürur içinde kaldılar. Nurdan kısmeti olanlar, birer birer çıkıp ona koşuyorlar. Nur arayan sineler مَنْ طَلَبَ وَجَدَّ وَجَدَ hakikatince buluyorlar. Bu sefer Ziya kardeşimizin getirdiği otuz dört adet Sözler kapışıldı. Asâ-yı Mûsâlar Ankara’ya ve Anadolu’nun muhtelif yerlerine dağılıyor...

Risale-i Nur’un perde arkasındaki parlaklığını görmeyenler dahi ona taraftardırlar. Risale-i Nur’un Medresetü’z-Zehrâsı Anadolu çapında ve âlem-i İslâm ölçüsünde genişleyeceğini, Risale-i Nur’daki hakikatin yüksekliğinden ve dikkat ve tefekkürle okuyan mü’minlerin ve ehl-i ilmin arasında vücuda gelen sarsılmaz uhuvvet ve kardeşlikten anlıyoruz.

Medresetü’z-Zehrânın bu muazzam faaliyeti, zemin yüzünde bahar mevsiminde olan İlâhî ve muazzam neşir gibi sessiz, gürültüsüz, şâşaasız, gösterişsiz ve mütevazi, fakat muazzam bir şekilde cereyan etmektedir. Fıtraten acûl olan insanoğlu, âlemde hâkim olan kanun-u İlâhîyi düşünmeyerek, her meselenin istediği vakitte hallolunmasını istiyor; küçük dairelerdeki vazifelerini atlayıp, büyük dairelere sapıyor.

Tohumları atılmış ve sümbül vaktine gelmiş olan Risale-i Nur’un yetiştirdiği hakikî imanlı zatlar, inşaallah yakın zamanda âlem-i İslâma birer nümune-i imtisal olup nur-u hidayeti göstereceklerdir.

Ankara Üniversitesi Nur talebeleri namına
Abdullah

Bu Mektub, yukarıda verdiğimiz Tarihçe-i Hayat 643. sayfa ve Hutbe-i Şamiye 157. sayfada olmakla beraber, ifade farklılıkları dolayısıyla aşağıya tamamını tekrar alıyoruz.

Dikkat edilse iki mektub arasındaki farklılıklar rahatlıkla görülebilecektir.

"بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Çok mübarek Üstad'ım Efendimiz!

Evvela: Geçenlerdeki alınan Nur eczalarının hemen hepsi dağıldı. Nur’un müştakları sürur içinde kaldılar. Nur’dan kısmeti olanlar, birer birer çıkıp ona koşuyorlar. Nur arayan sineler مَنْ طَلَبَ وَجَدَّ وَجَدَ hakikatına göre buluyorlar. Bu sefer Ziya kardeşimizin getirdiği otuzdört aded Sözler kapışıldı. Ziya kardeşimiz ziyası ile bizi de aydınlattı. Asâ-yı Musa’lar Anadolu’nun muhtelif yerlerine ve Ankara’ya dağılıyor. İttihadın lüzumu, tefrika ve tarafgirliğin zararlarını isbat eden Yirmiikinci Mektub elden ele geziyor.

Sâniyen: Bazılarının istediği fakat isim ve resimden ibaret olan resmî İslâm cemaati teşekkülünün kurulması ile yapılacak hizmetin daha çok muazzamı, buyurduğunuz gibi Medresetüzzehra îfa ediyor. Bir kısım mü’min kardeşlerimiz, İslâm cemaati kurulmasını, resmen işe başlamasını arzu ediyorlar. Hepimizin istediği bu hayırlı cem’iyetin gayesini, Risale-i Nur fütuhatıyla yapıyor. İhlası kıran manilerden korunarak hakiki ders veriyor. Bir cemaatin teşekkülüne tarafdardırlar. Risale-i Nur Medresetüzzehra’sı o muazzam cemaati Anadolu çapında vücuda getirmiş ve âlem-i İslâm ölçüsünde de genişleyeceğini Risale-i Nur’daki hakikatın yüksekliğinden ve dikkat, tefekkürle okuyan mü’minlerin, ehl-i ilmin ve âlimlerimizin arasında vücuda gelen sarsılmaz uhuvvet ve kardeşlikten anlıyoruz. Medresetüzzehra’nın bu muazzam faaliyeti, zemin yüzünde bahar mevsiminde olan İlahî ve muazzam neşir gibi sessiz, gürültüsüz, şaşaasız, gösterişsiz ve mütevazı ve fakat muazzam bir şekilde icra edilmiş. Acûl fıtratta olan insanoğlu âlemde hâkim olan kanun-u İlahîyi düşünmeyerek kendi arzusuyla her meselenin istediği vakitte hallolunmasını istiyor. Küçük dairelerdeki vazifelerini atlayıp, büyük dairelere sapıyor ve çok zarar içinde kalıyor. Tohumları atılmış, sünbül vaktine gelmiş olan Risale-i Nur’un yetiştirdiği hakiki imanlı zâtlar, inşâallah yakın bir zamanda âlem-i İslâma nur-u hidayeti gösterecekler ve hakiki İslâm cemaatini tanıttıracaklardır inşâallah.

Sâlisen: İstanbul Üniversitesindeki Nurcu kardeşlerimizin bizlere yazdıkları kıymetdar mektublardan birini takdim ediyoruz.

Râbian: Mübarek ay ve günlerinizi hepimiz beraber ruh-u canımızla tebrik ediyor, Allah’tan size çok uzun ömürler diliyoruz. Ellerinizden öperek, dualarınızı tekrar istirham ediyoruz.

Ankara Üniversite Nurcuları namına
Abdullah"

Ahmed Akgündüz, Arşiv belgeleri ışında cilt-5-374, 1952.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 237
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...