"Arkadaş! Vaktin evvelinde, Kâbe’yi hayalen nazara almakla namaz kılmak mendubdur..." Şeklinde başlayan Remz'i izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Arkadaş! Vaktin evvelinde, Kâ'be'yi hayalen nazara almakla namaz kılmak mendubdur ki, birbirine giren daireler gibi Beyt'in etrafında teşekkül eden safları görmekle, yakın saflar Beyt'i ihata ettikleri gibi, en uzak safların da âlem-i İslâmı ihata etmiş olduğunu hayal ile görsün. Ve o saflara girmekle, o cemaat-ı uzmaya dâhil olsun ki, o cemaatın icma ve tevatürü, onun namazda söylediği her davaya ve her bir sözüne bir hüccet ve bir bürhan olsun." (1)

Vaktin evvelinde, yani namaz vakti girdiğinde, fazla gecikmeden namaza durmak, bilhassa namazı cemaatle kılmaya çalışmak mendubtur, yani güzel ve beğenilen bir iştir.

Üstad Hazretlerinin bu konuda çok hassas olduğunu bizzat hizmetinde bulunan ağabeylerden işittik. Bir gün Isparta’dan Barla’ya gitmek üzere yola çıkarlar ve Barla’ya on-on beş dakikalık bir zaman kaldığında öğle vakti girer. Üstad saatine bakar ve hemen arabayı durdurur. Mevsim kıştır ama o ağır şartlarda on dakikalık bir tehiri bile önemseyerek namazlarını vaktinde kılar ve yola devam ederler.

Bir beldedeki Müslüman, namazını vaktinde kılmakla o beldedeki ve o meridyende bulunan bütün Müslümanlarla birlikte namaz kılmış olur. Meselâ, Erzurum’daki bir mü’min, öğle namazını yarım saat geciktirdiğinde, bu namazı Ankara’lılarla birlikte kılmış gibi olur. Namaz yine tamamdır, ama mendub olan, o namazı kendi beldesinde ve ezanı müteakip hemen kılmasıdır.

Öte yandan, namaz kılan bir kişi bu ibadetini bütün dünya Müslümanlarıyla birlikte yaptığını hayal ettiğinde, onun namazda söylediği her bir davaya bütün Müslümanlar şahit olmuş olurlar. Zira onlar da aynı davayı dile getirmektedirler. O cemaat-ı uzmaya, geçmiş asırlardaki Müslümanlar da dâhildirler. Ve böylece hayalen tâ asr-ı saadete kadar varıldığında, o namaz kılan kişi bizzat Allah Resulünün (asm.) ve sahabesinin davasını dile getirdiğinin şuuruna erer.

Üstadımız buna bir misal olmak üzere şöyle buyuruyor:

"Meselâ: Namaz kılan اَلْحَمْدُ لِلّهِ dediği zaman, sanki o cemaat-ı uzmayı teşkil eden bütün mü'minler 'Evet doğru söyledin.' diye onun o sözünü tasdik ediyorlar. Ve bu tasdikler, hücum eden evham ve vesveselere karşı manevî bir kalkan vazifesini görür..."(2)

Üstad Hazretleri "elhamdülillah”ın en kısa manasının -ilm-i nahiv ve beyanda- şöyle olduğunu anlatır:

"Ne kadar hamd ve medh varsa, kimden gelse, kime karşı da olsa, ezelden ebede kadar hastır ve lâyıktır o Zât-ı Vâcib-ül Vücud'a ki, Allah denilir."(3)

İşte bu dava, başta asr-ı saadet olmak üzere bütün asırlardaki bütün Müslümanlar tarafından tasdik edilmektedir.

Böyle bir şuur sahibine artık vesvese ve evham ilişemez. Yani, şeytan o kimseye İslam’ın hak ve hakikat olduğu konusunda bir şüphe veremez.

“Ve aynı zamanda, bütün hasseleri, latifeleri, duyguları o namazdan zevk ve hisselerini alırlar. Yalnız musallînin Kâ'be'ye olan şu hayalî nazarı, kasdî değil tebeî bir şuurdan ibaret bulunmalıdır.”(4)

Kıbleye dönen her Müslüman, Kâbe’ye teveccüh ettiğinin şuurundadır. Bu “tebeî şuur” kâfidir, kasten bu manayı nazara almak ve üzerinde uzunca düşünmek gerekmez.

İmam Gazzalî Hazretleri; “Namazda bir âyet okunurken o anda sadece onun manasını düşünmek gerektiğini, bir sonraki âyete geçildiğinde halâ önceki âyeti düşünmenin vesvese olduğunu” söyler. Buna göre, namaza başlayıp Fatiha’yı okumaya devam ettiği halde, halâ Kâ'be'ye hayalen nazar etmekle meşgul olan kişi de vesvese içinde demektir.

Dipnotlar

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Katre'nin Zeyli.
(2) bk. age.
(3) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Birinci Kısım.
(4) bk.
Mesnevi-i Nuriye, Katre'nin Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 26.323
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

drerkan

Çok orjinal bir yaklaşım. Allah razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Vbdestabe
İslam dinini yaşanatımızla uyguladıgımız zaman namazdaki derin manalar farkında olmadan kalbimize açılacaktır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nurcu56

Neden "vaktin evveli" denilmiş; bu ifadeyi, namaza iftitah tekbiri ile başlarken, diye mi anlamalıyız?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Konunun siyak ve sibakına bakıldığında bu hayal etme işinin namazın içinde olduğunu anlıyoruz. Yalnız Kâbe’yi hayal etmek bu  fiilin başlangıcı oluyor. Yani Ka’be’yi hayalen nazara getirip tekbir almak, sonra da kasdî olarak değil, tebeî bir şekilde düşünmek lazımdır.

Namaz esnasında Kâbe’yi kasden hayal etmeye devam etmek, namazın huzuruna zarar verebilir.

“Yalnız musallînin Kâbe'ye olan şu hayalî nazarı, kasdî değil, tebeî bir şuurdan ibaret bulunmalıdır” ifadesi, namazın huzuru ile alâkalı bir ifade olduğu için, hayalin büyük bir kısmının namaz içinde olduğu anlaşılıyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Rauf Hökan

Namaza başlarken Kabeye karşı durduğumuzu düşünmek yeterlidir. Bunun için kasdi olarak değil tebei denilmiş. Kabe için namaz kılmıyoruz.Kabe bir sembol, Allah kendisi için kılınacak namazda Kabe'ye yönelmeyi emretmiş. Biz Kabe'ye değil Allah'a ibadet ediyoruz.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Zaten namazı kabe için kılın denilmiyor namazın bir farzı olan kıbleyi sağlam ve sağlıklı yapmak için "Namaza başlarken Kabeye karşı durduğumuzu düşünmek yeterlidir. " deniliyor. Namazın her bir rüknü ve farzını bu şuurla kılmak gerekir anlamında bu söz sarf ediliyor. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...