“Namazda ruhun, kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır.” ifadesinde geçen üç manevî duygunun rahat ve huzurunu nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu manayı Üstadımız Üçüncü Söz’de şöyle ifade etmektedir:

“İbadetin çendan zahiri bir ağırlığı var. Fakat manasında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki, tarif edilmez. Çünkü âbid namazında der: 'Eşhedü en lâ ilâhe illâllah.' Yani: 'Hâlık ve Rezzak O’ndan başka yoktur. Zarar ve menfaat O’nun elindedir. O hem Hakim’dir, abes iş yapmaz; hem Rahîm’dir, ihsanı, merhameti çoktur.' diye itikad ettiğinden, her şeyde bir hazine-i rahmet kapısını bulur, dua ile çalar."

"Hem her şeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar görür. Rabbisine iltica eder, tevekkül ile istinad edip her musibete karşı tahassun eder. İmanı ona bir emniyet-i tâmme verir.”

Namazın ruha, kalbe ve akla verdiği rahatlığın anlaşılması için Yirmi Dördüncü Mektub'un şu bölümünü de buraya almayı uygun bulduk:

“Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. O’nun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir kerim zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def edebilir bir zatın huzurunda kendini tasavvur ederek bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp Elham dülillâhi Rabbil âlemîn der.”

Kalbin ancak Allah’ı anmakla tatmin olduğunu haber veren âyet-i kerîmenin manası en ileri derecesiyle namazda kendini gösterir.

“Neciyim, nereden gelip nereye gidiyorum?” sorularının cevabını arayan insan aklı, namaz ile Allah’a kul ve ebede yolcu olduğunu hatırlar. Bütün ihtiyaçlarını Allah’tan diler, bütün belaların şerrinden O’na sığınır. Bu ise ruh için en büyük bir rahat ve huzur vesilesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...