"Ayetlerle şimendifere işaret ettiği gibi... Envâra, esrara işaretle beraber, elektriğe dahi remzediyor." İzahını yapar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri, Kur’ân’ın medeniyet harikalarını da boş bırakmadığını şöyle izah ediyor:

“Evet, bırakmamış. İki cihet ile onlara da işaret etmiştir:

"Birinci cihet: Mu'cizât-ı Enbiya suretiyle.
İkinci kısım şudur ki: Bazı hâdisat-ı târihiye suretinde işaret eder. Ezcümle:

قُتِلَ اَصْحَابُ اْلاُخْدُودِ ۞ النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ ۞ اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ ۞ وَهُمْ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ (1)۞ وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلاَّ اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ

Keza: فِى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِهِ مَا يَرْكَبُونَ gibi âyetlerle şimendifere işaret ettiği gibi,

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ مَثَلُ نُورِهٖ كَمِشْكٰوةٍ فٖيهَا مِصْبَاحٌ اَلْمِصْبَاحُ فٖى زُجَاجَةٍ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضٖٓىءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُورٌ عَلٰى نُورٍ(2) يَهْدِى اللّٰهُ لِنُورِهٖ مَنْ يَشَٓاءُ

âyeti, pek çok envâra, esrara işaretle beraber elektriğe dahi remz ediyor. Şu ikinci kısım, hem çok zâtlar onlarla uğraştığından, hem çok dikkat ve izaha muhtaç olduğundan ve hem çok olduğundan; şimdilik şimendifer ve elektriğe işaret eden şu âyetlerle iktifa edip o kapıyı açmayacağım.”

***
(1) Haşiye-1:
Şu cümle işaret ediyor ki: Şimendiferdir. Âlem-i İslâm'ı esaret altına almıştır. Kâfirler onunla İslâm'ı mağlub etmiştir.

(2) Haşiye-2: يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُورٌ عَلَى نُورٍ cümlesi, o remzi ışıklandırıyor.(1)

“Uhdud Ashabına lanet olundu. Tutuşturdukları ateşin karşısına oturur, müminlere yaptıkları işkenceyi seyrederlerdi. O müminlerden intikam almalarının sebebi, onların, Azîz ve Hamîd olan Allah'a imân etmiş olmalarından başka bir şey değildi.” (Bürûc, 85/4-8)

Üstad Hazretleri bu ayetlerin şimendifere işaret ettiğini ifade ediyor. Birincisi, tarihî bir hadisenin nakli olmakla birlikte, “tutuşturulan ateş” şimendifere yakıtının verilmesine ve “uhdud ashabının ehl-i imana zulmetmeleri” de kâfirlerin şimendifer yoluyla elde ettikleri kuvvetle Müslümanları mağlup etmelerine işaret sayılmıştır.

“Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya ne de batıya âit olmayan mübârek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir. O, nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur.”(Nur, 24/35)

Allah’ın “göklerin ve yerin nuru” olması, onun esmâ-i hüsnâsının tecellileriyle mahlukatın nurlanması manasına gelir. Nur Külliyatı'nda “vücudun nur, ademin ise zulmet olduğu” kaydedilir. Buna göre, mahlukatın yokluk karanlıklarında bırakılmayıp vücuda çıkarılmaları, onların zulmetten nura kavuşmaları demektir. Bu mana canlı-cansız bütün varlıklar için söz konusudur.

Hayat sahiplerinin, Muhyi isminin teellisiyle, cansız olmaktan kurtulup canlı hâle gelmeleri ayrı bir nurdur.

Onların rızıklanmaları Rezzak isminin tecellisinden gelen ayrı bir nur iledir. Güzel şekilleri Müzeyyin (ziynetlendiren, süsleyen) ve Mülevvin (renklendiren) isimlerinin nurlarıdır.

Organlarının en faydalı şekilde yaratılmış olmaları Hakîm isminin nuruyladır.

Bütün ilahi isimlerin tecellileri ayrı birer nurdurlar. Kerîm ismiyle ikram nuru, Şâfi ismiyle şifa nuru, Kuddüs ismiyle temizlik nuru, Aziz ismiyle izzet nuru,…, ihsan edilmektedir.

Bu ayette mahlukatın muhtelif karanlıklardan Allah’ın nuru ile kurtulmaları ve nice nurlara kavuşmaları ders verilmekle birlikte, elektriğin keşfiyle de ayrı bir karanlıktan ışığa çıkmalarına işaret edilmiştir.

1) bk. Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...