"Ben padişahın askeriyim, onun hizmetindeyim. Sonra onun yanına gideceğim. Siz neci oluyorsunuz? Eğer onun izin ve rızasıyla gelmişseniz, göz ve başüstüne geldiniz.." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Vazifeli melekler, gelip ruhumuzu almak istediklerinde büyük zatlar -peygamberler, sahabeler veliler gibi- kemal-i ferahla o emanetçi hükmündeki memurlara, ruhlarını teslim etmişler.

"... Onun içindir ki, ölümün hakikatini gören kâmil insanlar, ölümü sevmişler, daha ölüm gelmeden ölmek istemişler." (Sözler, Yedinci Söz.)

Ancak bu kemal noktaya erişemiş insanlar için terhisat melekleri, hastalıklar olarak düşünülebilir. Bunlar dünyada daha fazla kalmak için hastalıklara bütün güçleriyle karşı koyarlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 7.532
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

meryem
Emaneti vermek istemiyor, diyorsunuz. ama vermek istemeyen izin ve rızası olmazsa diyor. İzin bekliyor yani? birde emin olmayana emaneti vermiyecegini söyliyor. emin olmayanlarda mı var bunlar ne demek.? sanki paragraf ta başka mesajlar var?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

İslam dinine göre, bir insana ulaşan veya ilişen bir musibet karşısında tevekkül etmesi gerekir. Ama bu musibet ve hastalıklara karşı tedbir almak ve ortadan kaldırmaya çalışmak ta yine İslamın emirlerindendir. Çünkü, Allah (c.c) bize verdiği vücudu korumamızı istiyor. Ama O'nun izniyle gelen herşeye de rıza göstermemizi istiyor. Bu rıza göstermemiz, musibete karşı elimizi kolumuzu laldırmamamız anlamına gelmez.
Çünkü O'ndan geldiğini bilmek mühim olduğu kadar, o musibete karşı mücadele etmek te şarttır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
denizm

"Eğer onun izin ve rızasıyla gelmişseniz,.."
Kaderdeki herşey Allah'ın emir ve rızasıyla gelir zaten. Burada ne denmek istenmiş acaba?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bu ifade, İslam inancındaki tekvini irade (yaratılışa dair irade) ile teşrii irade (dini ve ahlaki rıza) arasındaki ince ayrımı vurgulamaktadır.

Sizin de belirttiğiniz gibi, evrende gerçekleşen her olay Allah’ın bilgisi, takdiri ve yaratması (emir) ile gerçekleşir. Ancak İslam kelamında "rıza" ve "izin" kavramları iki farklı boyutta ele alınır:

1. Varlık Boyutu (Tekvini İrade)

Kainatta hayır veya şer ne varsa Allah'ın yaratmasıyla olur. Bir hırsızın bir eve girmesi de teknik olarak Allah'ın yarattığı fiziksel yasalar (kasların hareket etmesi, kapının açılması vb.) sayesinde mümkündür. Buna meşiet (dileme) denir. Ancak Allah bu eylemi yaratıyor olsa da, ondan razı değildir.

2. Ahlaki ve Hukuki Boyut (Teşrii İrade)

"Onun izin ve rızasıyla gelmek" ifadesindeki "izin", genellikle şer'i izin yani "helal dairesinde olmak" anlamına gelir. Burada kastedilen derin anlamlar şunlar olabilir:

Meşruiyet: Geldiğiniz yol, yöntem ve niyet Allah’ın koyduğu sınırlara (helal-haram) uygun mu? Allah her şeyi yaratır ama sadece "iyi ve doğru" olandan razı olur.

Manevi Kabul: Bir yere veya bir makama sadece fiziki olarak varmış olabilirsiniz; ancak orada bulunmanızın Allah katında bir değeri olması, O’nun bu durumdan hoşnut olmasına bağlıdır.

Edep ve Teslimiyet: Bu cümle genellikle bir uyarı veya hatırlatma içerir. Kişiye, "Eğer buradaysan bunu kendi gücünle değil, Allah'ın sana tanıdığı meşru bir imkanla (rızasıyla) başardığını bil ve ona göre davran" mesajı verir.

Özetle: Her şey Allah’ın izniyle (yaratmasıyla) olur; fakat her şey Allah’ın rızasıyla (onaylamasıyla) olmaz. Alıntıladığınız cümle, eylemin sadece "gerçekleşmiş" olmasından ziyade, "doğru ve makbul" bir şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğini sorgulatmaktadır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...