"Ben unsurca Türk sayılmıyorum. Fakat Türklerin ehl-i takva taifesine ve musibetzedeler kısmına ve ihtiyarlar sınıfına ve ..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ben unsurca Türk sayılmıyorum. Fakat Türklerin ehl-i takvâ taifesine ve musibetzedeler kısmına ve ihtiyarlar sınıfına ve çocuklar taifesine ve zayıflar ve fakirler zümresine bütün kuvvetimle ve kemâl-i iştiyakla müşfikane ve uhuvvetkârâne çalışmışım ve çalışıyorum." (Mektubat, 29. Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım)

Bediüzzaman Said Nursî'nin bu anlamlı ifadesi, onun millet ve hizmet anlayışının ırkî veya soy bağından ziyade iman, uhuvvet ve merhamet esasları üzerine kurulduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu sayılan guruplar milliyetçilikten ziyade maruz kaldıkları musibet ve felaketlere ancak iman nuruyla teselli bulabilecekleri inkâr edilmez bir hakikattir. Bu nedenle bunları iman ve merhamet kanadıyla sarmalamak gerekir. Bu veciz ifadede dikkat çeken temel noktalar şunlardır:

İman ve Uhuvvet Esası: Üstad, kendisini ırkî bir aidiyetle değil; takva ehli, musibete uğramış, ihtiyar, çocuk, zayıf ve fakir gibi toplumun yardıma ve şefkate en çok muhtelif kesimleriyle kurduğu manevi bağla tanımlar.

Şefkat ve Hizmet: Bütün kuvvetiyle ve büyük bir şevkle bu zümrelere hizmet ettiğini, bu durumu bir kardeşlik ve merhamet vazifesi olarak gördüğünü ifade eder.

Kuşatıcı Yaklaşım: Toplumun dezavantajlı veya hassas kesimlerini kucaklayan bu bakış açısı, hizmet felsefesinin merkezine insana ve imana saygıyı koyduğunun en somut göstergesidir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- MİLLİYETÇİLİĞİ BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'YE SORDUK...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...