"Biz onların dünyalarına karışmıyoruz, onların da lüzumsuz bir halde bu derece ahiretimize karışmalarında onlara felaket getirmek ihtimali kavidir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Bu ehl-i dünya, bu Anadolu halkı Risale-i Nur’a girmeseler de ilişmesinler. Eğer ilişseler, yakında bekleyen yangınlar, tufanlar, zelzeleler ve tâunların istilâsına uğrayacaklarını düşünsünler, akıllarını başlarına alsınlar. Madem biz onların dünyalarına karışmıyoruz, onların da lüzumsuz bir halde bu derece âhiretimize karışmalarında onlara felâket getirmek ihtimali kavîdir." (Kastamonu Lahikası, 90. Mektup)
Bu söz Bediüzzaman Hazretlerinin müsbet hareket prensibine, siyasetten uzak durma düsturuna ve iman hizmetine sadâkat anlayışına dayalı çok derin bir hakikati ihtiva eder.
Bu cümlede geçen "biz" ifadesiyle kastedilen, Risale-i Nur Talebeleri ve iman hizmetini esas alan kimselerdir. "Onlar" ise devleti, siyaseti veya dine mesafeli olan çevreleri ifade eder. Risale-i Nur Talebeleri siyasete, dünyalık makamlara ve güç mücadelelerine karışmıyorlar. Yalnızca iman hakikatleriyle meşgul oluyorlar, insanlara ahireti hatırlatıyorlar.
Ama buna rağmen bazı güç odakları, Nur hizmetine ve bu saf iman faaliyetlerine müdahale ediyor. Halbuki Said Nursî, "Biz onların dünyalarına karışmıyoruz; onlar da bizim ahiret işlerimize karışmasınlar." diyor. Ve uyarıyor: "Eğer karışırsanız, bu sizin için felaket olabilir." Yani bu masum hizmete zulmetmenin, Allah katında cezası olabilir.
Dinsizler, din düşmanı makam sahibi kimseler, dindar ve takva sahibi kimseler ile uğraşıp, onlara karşı zorbalık ve küstahlık yaparlarsa deprem, sel, kuraklık, savaş, kıtlık, yangın vesaire gibi birçok dünyevi bela ve musibetlere maruz kalırlar.
Nitekim Üstad'a ve talebelerine zulüm yapan dinsizlerin, gerek umumi gerek şahsi belalara maruz kalmaları bunun açık bir delili ve ispatıdır.
Bu cümlenin baş kısmındaki şu ifadeler cümlenin manasını açıkça ifade ediyor zaten:
"Bu ehl-i dünya, bu Anadolu halkı Risale-i Nur’a girmeseler de ilişmesinler. Eğer ilişseler, yakında bekleyen yangınlar, tufanlar, zelzeleler ve tâunların istilâsına uğrayacaklarını düşünsünler, akıllarını başlarına alsınlar."
İman ve İslam’a hizmet eden müminler; zaten o baskıcı ve zorba dinsizlerin dünyalarına yani yaşam biçimlerine karışmıyorlar. Yani onlara "dine tabi olacaksınız" diye baskı ve zorbalık yapmıyorlar. Öyle ise o dinsizler de ahiret için çalışan müminlere karışmamalı ve onlar üstünde haksız bir şekilde baskı ve zorbalık yapmamalıdırlar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü