"Din-i İslamiyet milletiyle ebedi ve hakiki bir uhuvvet ile Türk denilen bu vatan ehl-i imanıyla şiddetli ve pek hakikî alâkadarım." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Din-i İslâmiyet milletiyle ebedî ve hakikî bir uhuvvet ile Türk denilen bu vatan ehl-i imanıyla şiddetli ve pek hakikî alâkadarım. Ve bin seneye yakın, Kur’ân’ın bayrağını cihanın cihât-ı sittesinin etrafında galibâne gezdiren bu vatan evlâtlarına, İslâmiyet hesabına müftehirâne ve taraftarâne muhabbettarım." (Mektubat, 29. Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım)
Bu anlamlı ve derin ifadede, milliyetin ırkî veya soy bağı üzerine değil, İslamiyet dini ve iman bağı üzerine kurulması gerektiği ve kurulduğu vurgulanmaktadır. Metinde geçen temel noktalar şunlardır:
İslamiyet Milleti ve Ebedî Uhuvvet: Gerçek ve kalıcı kardeşlik (ebedi uhuvvet), coğrafi veya soy sınırlarıyla değil, iman ve İslam milleti paydasında birleşmekle mümkündür. Bu bağ dünyada işe yaradığı gibi ahirette de devam eden ebedî bir bağdır.
Vatan Ehl-i İmanı ile Alakadarlık: Bu vatanın Müslüman halkıyla çok güçlü, samimi ve hakiki bir manevi alaka kurulduğu ifade ediliyor. Aradaki sevgi ve bağ, çıkara dayalı değil, doğrudan iman kardeşliğine dayanır.
Bediüzzaman Said Nursî'nin bu sözleri, Türk milletinin İslamiyet ile özdeşleşen tarihî misyonunu ve Müslümanlar arasındaki imanî kardeşliğin ne kadar esas olduğunu gözler önüne sermektedir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- MİLLİYETÇİLİĞİ BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'YE SORDUK...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü