“Bendeki aşk-ı bekà, bendeki bekàya değil, belki sebepsiz ve bizzat mahbub olan kemâl-i mutlak sahibi Zât-ı Zülkemâlin ve Zülcelâlin bir isminin bir cilvesinin...” cümlesini devamı ve gölge ile izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir ayna parçası yüzünü güneşe çevirdiğinde, koskoca güneş onda görünmeye başlar. Âdeta güneş, aynanın içine girer. Aynanın kendisi kırılıp yok olabilen fani bir mahiyeti olduğu halde, onun içinde yok olmayan, nisbeten baki olan bir güneş var demektir.

Bir an aynayı şuurlu farz etsek, bu şuurlu ayna kırılmak istemiyecek ve ebediyete talip olacaktır. Hâlbuki, kendi mahiyeti ebediyete müsaid değildir. Mahiyeti müsaid olmadığı halde, peki niçin böyle bir talebi vardır, niçin içinde böyle bir aşk vardır. Çünkü baki olan bir varlık onda tecelli etmiştir. O beka arzusu ve isteği, güneşin kendisine verdiği beka cilvesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla aynadaki bu ebediyet aşkı, kendisindeki bekaya değil, güneşteki bekaya olan aşktır. Gaflet halinde ayna, yolunu şaşırıp kendisinde bir beka tahayyül edip ona aşık olabilir.

Aynen öyle de bendeki (veya bizdeki) aşk-ı beka, bendeki bekaya değil, belki sebepsiz ve bizzat mahbub olan kemâl-i mutlak sahibi Zât-ı Zülkemâlin ve Zülcemâlin bir isminin bir cilvesinin mâhiyetimde bir gölgesi bulunduğundan, fıtratımda o Kâmil-i Mutlakın varlığına ve kemâline ve bekasına müteveccih olan muhabbet-i fıtreye, gaflet yüzünden yolunu şaşırmış, gölgeye yapışmış, aynanın bekasına âşık olmuştu...

Bendeki aşk-ı beka, bendeki bekaya değil, belki sebepsiz ve bizzat mahbub olan kemâl-i mutlak sahibi Zât-ı Zülkemâlin ve Zülcemâlin bir isminin bir cilvesinin mâhiyetimde bir gölgesi bulunduğundan, fıtratımda o Kâmil-i Mutlakın varlığına ve kemâline ve bekasına müteveccih olan muhabbet-i fıtriye, gaflet yüzünden yolunu şaşırmış, gölgeye yapışmış, aynanın bekasına âşık olmuştu. Dördüncü Şua

Gölge burada tecelli anlamında kullanılıyor. Allah’ın isim ve sıfatlarının insan mahiyetinde tecellileri bulunuyor bu tecellilere gölgede denilmektedir. Tecelli sözlükte “belirmek, ortaya çıkmak, görünmek; belirti, görüntü” anlamlarına gelmektedir.

Mesela Allah’ın Rahman isminin insan fıtratında ki gölgesi yani tecellisi şefkat oluyor. Basar sıfatının gölgesi göz oluyor Sem sıfatının gölgesi yani tecellisi kulak oluyor vesaire.

Allah’ın kemal ve cemal sıfatlarının insan fıtratında ki bir gölgesi yani tecellisi de muhabbet duygusu oluyor. Bu muhabbet duygusu insana Allah’ın sonsuz kemal ve cemalini sevmek için verilmiştir. Ama insanlar bu duygunun yüzünü ve yönünü şaşırtıp mecazi şeylere sarf ediyorlar.

Mecazi şeylerde görülen cüzi güzellikler ve mükemmellikler Allah’ın mutlak kemal ve cemalinin gölgeleri ve tecellileridir. Asıl sevilmesi gereken cemal ve kemal bu cüzi gölgeler değil bu gölgelerin memba ve kaynağı olan mutlak kemal ve cemal olmalıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...