"Bir milletin gençliği ne zaman Kur’an ve ondan lemean eden ilimlerle teçhiz ve tahkim edilmişse, o vakit o millet terakki ve teali etmeye başlamıştır." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimize ait olan bu vecize, Şualar adlı eserde (On Dördüncü Şuâ olan Afyon Müdafaası ve onunla ilgili mektuplar bağlamında) yer alan, bir toplumun yükseliş ve çöküş dinamiklerini harika bir sosyolojik tespitle ortaya koyan bir ifadedir. Cümleyi temel kavramları ve günümüz sosyolojisi açısından değerlendirdiğimizde şu üç ana unsur öne çıkar:
1. Hakiki İlerlemenin Çift Kanatlı Formülü
"...Kur’ân ve ondan lemean eden ilimlerle teçhiz ve tahkim edilmişse..."
Zübeyir Ağabey, bir milletin gençliği için kuru bir bilgi yüklemesinden bahsetmez; iki yönlü bir donanım (teçhiz) ve sağlamlaştırma (tahkim) şartı koşar:
Kur'ân: Gençliğin ahlaki, manevi, ruhsal ve vicdani pusulasını oluşturur. Topluma adalet, dürüstlük, fedakarlık ve kul hakkı gibi sarsılmaz değerler kazandırır.
Ondan lemean eden (parlayan) ilimler: Başta hadisler ve hakiki tefsirler olmak üzere, Kur'ân'ın kâinatı okumayı emreden hakikatinden süzülen fen bilimleri, teknoloji, sosyoloji ve felsefe gibi çağın gerektirdiği ilimlerdir.
Bu iki unsur birleştiğinde; ahlaksız bir zekâ tehlikesinden veya dünyadan kopuk bir bağnazlıktan uzak, hem kalbi hem aklı aydınlanmış ideal bir nesil yetişir.
2. Toplumsal Yükselişin Lokomotifi: Gençlik
"Bir milletin gençliği ne zaman... o vakit o millet..."
Bir devletin veya milletin geleceği, fabrikalarından veya yeraltı kaynaklarından ziyade insan sermayesine, özellikle de genç nüfusuna bağlıdır. Vecize, toplumsal kalkınmanın (terakkî) ve medeniyet olarak yücelmenin (teâlî) kronolojik ve mantıksal şartını gençliğin niteliğine bağlar. Gençlik ne zaman doğru bir eğitim ve kimlikle ayağa kalkmışsa, millet de tam o zaman diliminde tarih sahnesinde yükselişe geçmiştir.
3. Tarihsel Bir Kanun (Sünnetullah)
"...o vakit o millet terakkî ve teâlî etmeye başlamıştır."
Buradaki "ne zaman... o vakit..." vurgusu, bunun şansa bağlı bir durum olmadığını, değişmez bir toplumsal kanun olduğunu gösterir. İslam medeniyetinin (mesela Endülüs, Abbasi veya Osmanlı yükseliş dönemleri) bilime, sanata ve Kur'ani ahlaka aynı anda sarıldığı dönemlerde dünyaya yön vermesi bu hakikatin tarihi bir ispatıdır.
Özetle: Bu vecize, medeniyet yarışında geri kalmamanın yol haritasını çizer. Bir milletin gerçek gücü ve istikbali, genç nesillerinin zihnini çağın müspet ilimleriyle, kalbini ve ahlakını ise Kur'an hakikatleriyle zırhlandırmasından geçer. Maneviyatla desteklenmeyen bir maddi ilerleme çürümeye; ilimle beslenmeyen bir maneviyat ise geri kalmaya mahkûmdur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü