"Bir şey, bir şeye mâni olmazdı. Bir muhabere, bir muhabereye sed çekmezdi. Her yerde bulunmakla beraber, hiçbir yerde bulunmazdı." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Meselâ, güneş, müşahhas bir cüz'î olduğu halde, parlak eşya vasıtasıyla bir küllî hükmüne geçer. Zemin yüzündeki bütün parlak şeylere, hattâ her bir katre suya ve cam zerreciklerine birer aksini, bir misalî güneşi, onların kabiliyetine göre verir. Güneşin hararet ve ziyası ve ziyasındaki yedi rengi ve zâtının bir nevi misali, her bir parlak cisimde bulunur. Faraza, güneşin ilmi, şuuru bulunsaydı, her ayna onun bir nevi menzili ve tahtı ve iskemlesi hükmünde olup, her şeyle bizzat temas eder, her zîşuurla aynalar vasıtasıyla, hattâ gözbebeğiyle birer telefon hükmünde muhabere edebilirdi. Bir şey, bir şeye mâni olmazdı. Bir muhabere, bir muhabereye sed çekmezdi. Her yerde bulunmakla beraber, hiçbir yerde bulunmazdı."(1)

Bu paragrafı iyi anlamak için temessül meselesini iyi anlamak gerekir. Temessül, bir şeyin suret ve mahiyetinin bir mahalde aks edip yansımasından ibarettir. Bu yansıma işinde yansıyan şeyin yansıdığı yere asliyetinden ve vasıflarından bir şeyleri aksettirmesi bakımından da mertebelere ayrılır.

Nuranilerin ya da tam nurani şeylerin yansıması yukardaki cümlelerin izahı niteliğindedir. Burada temessül bir şeyin aynı ile başka bir şeyde yansıması demektir. Mesela bir mum etrafında halka şeklinde on adet ayna bulunsa, her bir aynada mum temessül eder. Yani aynı vasıfları ile o aynaların içinde bulunur. Bir tek mum iken, on mum olur. Mumun bir ayna içinde görünmesi diğer ayna içinde görünmesine engel teşkil etmez. Mum her bir ayna içinde hem vardır hem de yoktur. Tam tecelli olarak vardır, ama zatı itibari ile de o ayna içinde yoktur.

Temessülün yansımadan bir farkı, temessül yansıdığı yerde bütün vasıfları ile yansır. Yansımada ise sadece zahir görüntü olarak yansır. Burada mumu tam bir nurani kabul edersek mum aynada tam kendisi olarak yansıyor.

Mesela o mum yerinde bir insan olsa, bu insan on aynanın hepsinde görünse, sadece birisi asıl olur diğerleri görüntü olarak ayna içinde vardır. Yani insanın aynadaki yansımaları cansız ve ruhsuz olarak yansır.

Ama temessül etmiş olsa, bizzat asıl şahsı itibari ile o aynaların yanında ve içinde bulunur. Bir insan iken, on insan olur. Her bir aynada tam manası ile tasarruf eder. Ve her aynada kendisi olarak bulunur, birisi asılda diğerleri kopyası şeklinde bir şey olmaz.

Cebrail (as) temessül sırrı ile bir anda binlerce yerde aynısı ve zatı ile bulunabilir. Yani bir Cebrail asıl olup da diğerleri kopyası ya da sureti anlamında değildir. Şuuru ile, bütün vasıfları ile bir anda her yerde temessül edebilir.

Arştaki Cebrail (as) ile insan huzuruna gelen Cebrail (as) arasında şöyle küçük bir fark vardır o da şudur: Arş çok cami ve geniş bir ayna olduğu için Cebrail (as) bütün haşmet ve azameti ile arşta temessül eder, insan ise küçük ve musaggar bir ayna olmasından arştaki gibi azametli ve haşmetli temessül etmiyor, insanın tahammül edeceği bir yansıma ile görünüyor. Lakin bu görünme de aynilik ve bizatihilik vardır. Yani arştaki hakiki de insan huzurundaki Cebrail kopyası ya da sahtesi demek değildir. Cebrail (as) tam nurani bir varlık olduğu için, her temessül ettiği aynada bizzat zatı ile bulunur. Lakin ayna küçük veya büyük olduğu için haşmet ve azamette aynanın kabiliyetine göre oluyor. İnsan bizzat nasıl kendinden haberdar ise Cebrail (as) da aynı şekilde temessül ettiği her yerde kendi olarak temessül ettiği için şuuru yerindedir ve kendisidir.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

msaydin
Allah razı olsun, şimdi anlaşıldı..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...