Block title
Block content

İkinci Mevkıf

İçerikler

  1. İmam-ı Mübîn ve Kitab-ı Mübîn'in düsturlarını izah eder misiniz?

  2. "Bütün mevcudat, bütün zerrat, bütün yıldızlar, herbiri Vâcibü’l-Vücudun ve Kadîr-i Mutlakın vücub-u vücuduna birer burhan-ı neyyirdir. Bütün kâinattaki silsilelerin herbiri Onun vahdâniyetine birer delil-i kat’îdir..." İzah eder misiniz?

  3. "Teşahhusât-ı vechiye ve herkesin yüzünde herkesten onu temyiz edecek birer alâmet-i farika bulunması ve simalar gibi seslerde, dillerde ayrı ayrı farklar bulunması, bilbedâhe, Onun ilim ve hikmetiyledir." cümlesini izah eder misiniz?

  4. "Eğer şerik bulunsa, mütenâhi diğer bir kudret, o nihayetsiz ve gayet kemâldeki kudreti mağlûp edip bir kısım yer zaptetmek ve ona nihayet vermek ve mânen âciz bırakıp, hadsiz olduğu halde tahdit etmek ve hiçbir mecburiyet olmadan, bir mütenâhi şey, nihayetsiz bir şeye, nihayetsiz olduğu bir vakitte nihayet vermek ve mütenâhi yapmak lâzım gelir ki, bu, muhâlâtın en gayr-ı makulü ve mümteniâtın en katmerlisidir." İzah eder misiniz?

  5. "Bir delilden, bir emareden neş’et etmeyen bir ihtimalin ehemmiyeti yok; kat’î ilme şek katmaz, yakîn-i hükmîyi sarsmaz." cümlesini izah eder misiniz?

  6. "O silsilenin yüz cüz'ünden, insanın dest-i ihtiyârına verilen, ancak bir cüz'üdür. Meselâ, yemekten, bedenin tegaddî-i hüceyrâtından tut, tâ semerâtın teşekkülüne kadar olan silsile-i ef'âl içinde,.." Devamıyla izah eder misiniz? Fiilleri yaratan kimdir, bazı ayetlerde geçen "iyi ameller işleyin" gibi ifadeleri nasıl bağdaştıracağız?

  7. "Şirke emâre, kâinattaki tertib-i esbâbdır, her şeyin bir sebeple bağlı olduğudur. Demek, esbâbın hakiki tesirleri vardır; tesirleri varsa, şerik olabilirler mi?" sorusunun cevabını izah eder misiniz?

  8. "Meşiet ve hikmet-i İlâhiyenin muktezasıyla ve çok esmânın tezahür etmek istemesiyle, müsebbebat esbaba raptedilmiş." cümlesindeki "çok esmanın tezahür etmek istemesiyle" ifadesine kâinattan örnek verebilir misiniz?

  9. "... Nurani şeylere ve ruhaniyata dahi, hava ve esir ve âlem-i misalin bazı mevcudatı, âyineler hükmünde,.." cümlesini, devamıyla izah eder misiniz?

  10. Otuz İkinci Söz'de; "Öyle de nuranî şeylere... âlem-i misalin bazı mevcudatı, aynalar hükmünde..." deniyor. "Alem-i misalin aynalar hükmünde olan bazı mevcudatı" nelerdir?

  11. "...manevi nuru, ruhu hükmünde olan ukde-i hayatiyesi ve merkez-i tasarrufu olan emri kanunlar ve iradi cilveler..." cümlesini nasıl anlamalıyız? Nebatatın ruhları var mıdır? Onların ruhları varsa, ruhları tohumlarına geçer mi?

  12. "Halbuki, şu ağacın çekirdek-i aslîsinde ve kökünde ve gövdesinde, cüz’î ve müşahhas ve ukde-i hayatiye tabir edilen bir cilve-i irade-i İlâhiye ve bir nüve-i emr-i Rabbânî ile, şu ağacın kavânîn-i teşkiliyesinin..." İzahı?

  13. "Bir tek cilve-i irade ve o kanun-u emrî ziya, hararet, hava gibi dağılıp her yere gitmiyor. Çünkü gittiği yerlerin ortalarındaki uzun mesafelerde ve muhtelif masnularda hiçbir iz bırakmıyor, hiçbir eseri görülmüyor. Eğer intişar ile olsaydı, izi ve eseri görülecekti. Belki, bizzat tecezzî ve intişar etmeden herbirisinin yanında bulunuyor..." İntişar suretinde olmak ile vahdete delil olmasını açar mısınız?

  14. Otuz İkinci Söz'ün, İkinci Mevkıf'ındaki ikinci temsili açıklar mısınız?

  15. "Bir şey, bir şeye mâni olmazdı. Bir muhabere, bir muhabereye sed çekmezdi. Her yerde bulunmakla beraber, hiçbir yerde bulunmazdı." İzah eder misiniz?

  16. "Belki ağacın her bir cüz’ü, o kanun-u emrînin duygularının birer merkezi hükmündedir ki, uzun vasıtaları, perde olup bir mâni teşkil etmek değil, belki telefon telleri gibi birer vesile-i teshil ve takrib olur. En uzak, en yakın gibidir." İzah eder misiniz?

  17. "İbn-i Abbas Radıyallahu Anhın dediği gibi, 'herbir mevcuda bakar birer mânevî basarı ve işitir birer mânevî sem’i' bulunmaz mı?" İzah eder misiniz?

  18. "Ve o meyvenin çekirdeği olan insanın kalbi dahi, Sâni'-i Kâinat'ın en münevver ve en câmi' bir âyinesidir." Kalbin gözü ile esma cilvesini seyir değil de kalbin kendisinin esma tecellisine ayna oluş keyfiyetini nasıl anlamalıyız?

  19. "İşte, bazan şu mertebeyi ispat için âyât-ı Kur'âniye öyle bir daireyi gösteriyor ki, bütün zerrâtı haşir ve neşredecek bir kudretin tasarrufatını gösterir." Haşir ayetlerine misaller verebilir misiniz?

  20. "Fakat haşrin merâtibi var. Bir kısmına iman farzdır, marifeti lâzımdır. Diğer kısmı, terakkiyât-ı ruhiye ve fikriyenin derecâtına göre görünür." İzah eder misiniz?

  21. "İşte, bâzan şu mertebeyi ispat için âyât-ı Kur'âniye öyle bir daireyi gösteriyor, bütün mahlûkatı fenâya gönderip, yeniden getirecek bir kudret ve hikmetin âsârını gösterir." Bütün mahlukatın yok olması Kur''anda nerede bildiriliyor?

  22. "Kıyas-ı Temsili" hakkında bilgi verir misiniz?

  23. Otuz İkinci Söz'de bir sualde, kıyası temsili bahsinde "mantığın birinci darbı" diye bir tabir geçiyor, bu ne demektir, izah eder misiniz?

  24. "Halbuki, fenn-i mantıkça, kıyas-ı temsilî yakîni ifade etmiyor. Mesâil-i yakîniyede burhan-ı mantıkî lâzımdır. Kıyası temsilî, usul-ü fıkıh ulemasınca zann-ı galip kâfi olan metâlipte istimal edilir." cümlesini açıklar mısınız?

  25. Madem meleklerin makamı birdir; neden meleklere kıyamet kopuyor? Üstad, hiçbir şey yokluğa gitmiyecek, diyor. Hem alimlerin dediği "bir an hissedecekler" ifadesini açıklar mısınız?

  26. "Diyorsunuz ki: "Sen Sözlerde kıyas-ı temsilî çok istimal ediyorsun. Halbuki, fenn-i mantıkça, kıyas-ı temsilî yakîni ifade etmiyor. Mesâil-i yakîniyede burhan-ı mantıkî lâzımdır." Bu cümle ile "burhan-ı mantıkî" ve "kıyas-ı temsilî"yi açıklar mısınız?

  27. Otuz İkinci Söz'ün İkinci Maksad'ının Hatime'side yer alan "İkinci sual ve cevabı" örneklerle açıklar mısınız?

  28. "Ahsen'ü-l Hâlıkin=Yaradanların en hayırlısı", gibi ayetleri nasıl anlamak gerekiyor?

  29. "Belki اَحْسَنُ الْخَالِقِينَ demesi, 'Hâlıkıyet mertebelerinin en ahsenindedir.' demektir ki, başka Hâlık bulunduğuna hiç delaleti yok." İzah eder misiniz, Birinci İşaret'in Dördüncü İşaret'ten farkı nedir?

  30. "Allah en büyüktür." ifadesinin izahı nasıldır? Haşa, daha küçük büyükler de mi var?..

  31. Cenab-ı Hakk'ın "ehadiyet sırrıyla, doğrudan doğruya olan ihsanı ve icadı ve kibriyâsı ise, vesait ve esbabın mezâhiriyle görünen âsâr-ı ihsanından ve icad ve kibriyâsından daha büyük, daha güzel, daha yüksek" olduğu belirtiliyor. Vasıtalı ve vasıtasız yaratılış hakkında bilgi verir misiniz?

  32. "Şu muvazene ve mufadale, Cenâb-ı Hakkın mâsivâya mukabil değil. Belki iki nevi tecelliyat ve sıfâtı var..." Beşinci İşaret'in, "Yaratanların en güzeli" ayeti ile ilgisini kuramadım, yardımcı olur musunuz?

  33. "Muvazene ve tafdil, vaki mevcutlar içinde olduğu gibi, imkânî, hattâ farazî eşyalar içinde dahi olabilir. Nasıl ki, ekser mahiyetlerde müteaddit merâtip bulunur. Öyle de esmâ-i İlâhiye ve sıfât-ı kudsiyenin mahiyetlerinde de, akıl itibarıyla hadsiz merâtip bulunabilir..." İzah eder misiniz?

  34. "Biri, vâhidiyet sırrıyla ve vesait ve esbab perdesi altında ve bir kanun-u umumî suretinde tasarrufatıdır. İkincisi ehadiyet sırrıyla, perdesiz, doğrudan doğruya, hususî bir teveccühle tasarruftur." Bu cümleleri izah eder misiniz?

  35. "Fakat ibadının kalbinde hususî bir telefon bırakmış ki, esbabı arkada bırakıp, doğrudan doğruya ona teveccüh etmek için,.." Kulun kalbindeki “kalp telefonu”ndan kasıt vicdan mıdır?

  36. "Halbuki, hakikî lezzet ve muhabbet ve kemâl ve fazilet odur ki, gayrın tasavvuruna bina edilmesin, zâtında bulunsun ve bizzat bir hakikat-i mukarrere olsun..." cümlesini açıklar mısınız?

  37. "Mahbub-u bilhak ve habîb-i hakiki olan Zât-ı Zülcelâl, hakiki olan kemâlâtını ve sıfât ve esmâsının güzelliklerini kendine lâyık bir tarzda sever, muhabbet eder..." Bu cümleyi izah eder misiniz?

  38. "Mükemmel fiil, mükemmel bir fâile, bir ustaya, ünvan ve isimleriyle beraber delâlet eder." Eserin güzelliği zatın güzelliğine işaret eder, deniliyor; ancak bir sanatkâr tip olarak çirkin olduğu halde, sanatı çok güzel olabiliyor. Bunu nasıl anlamalıyız?

  39. "Çünki sıfâtın mebde'leri, o şuun-u zâtiyedir." Burada sıfat olarak kastedilen yedi sıfat-ı subutiye olduğuna göre, o yedi sıfatın mebdeleri olarak tanımlanan şuunat nedir?

  40. "Çünki sıfâtın mebde´leri, o şuun-u zâtiyedir. " deniyor Sözlerde. Yedi sıfatın şuunattan geldiğini kabul etmek doğru bir yaklaşım mıdır? Şuunatın sıfatla ilgisi nedir?

  41. "Demek ruhun manevi güzelliğidir ki, ilim vasıtasıyla san´atında tezahür eder." cümlesini açıklar mısınız?

  42. "O kemâlin ziyası şuûn ve sıfât ve esmâ ve ef’al ve âsâr perdelerinden geçtiği halde, şu kâinatta yine bu kadar hüsnü ve cemâli ve kemâli göstermiş." İzah eder misiniz?

  43. Kaç çeşit şuunat türü vardır? Halıkıyet, Adiliyet gibi fiili esmaya taalluk eden başka şuunat var mıdır?

  44. "Şu kâinat, hadsiz mehâsin-i maddiyesiyle, bir mânevî ve ilmî mehâsinin tereşşuhatıdır. Ve o ilmî ve mânevî mehâsin ve kemâlât, elbette hadsiz bir sermedî hüsün ve cemâl ve kemâlin cilveleridir." İzah eder misiniz?

  45. "Şuhud ile ittifak etmişler ki, kâinat mezâhirinde ve mevcudat âyinelerinde görülen mehâsin ve kemâlât, birtek Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun tecelliyât-ı kemâlidir ve cilve-i cemâl-i esmâsıdır. İşte bunların icmâı sarsılmaz bir hüccet-i kàtıadır." İzah eder misiniz?

  46. "Bir şeyin lezzeti, hüsnü, cemâli, emsal ve ezdâdına bakmaktan ziyade, mazharlarına bakarlar." cümlesini izah eder misiniz?

  47. "Lezzet-i kutsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesruriyet-i kutsiye, diye tabir edilen izn-i şer’i olmadığından yâd edemediğimiz..." Herhangi bir insan Allah'a ait bu manaları yaşayabilir mi?

  48. "Merhametine mazhar olanların, hususan Cennet-i bâkiyede nihayetsiz enva-ı rahmet ve şefkatine mazhar olanların derece-i saadetlerine ve tena'umlarına ve ferahlarına göre, o Zât-ı Rahmânirrahîm, Ona lâyık bir tarzda bir muhabbet, bir sevmek gibi, Ona lâyık şuûnâtla tâbir edilen ulvî, kudsî, güzel, münezzeh mânâları vardır..." Devamıyla izah eder misiniz?

  49. "Bütün mevcudattaki cezbe ve cazibe kanunları muhabbettendir." cümlesini izah eder misiniz?

  50. "...bütün zihayata karşı tecelli-i kübra-yı adl..." ifadesini izah eder misiniz?

Yükleniyor...