"Bugünlerde mânevî bir muhaverede bir sual ve cevabı dinledim..." Buradaki "manevi muhavere"yi nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Bugünlerde mânevî bir muhaverede bir sual ve cevabı dinledim. Size bir kısa hülâsasını beyan edeyim. Biri dedi:"
"Risale-i Nur'un iman ve tevhid için büyük tahşidatları ve küllî techizatları gittikçe çoğalıyor. Ve en muannid bir dinsizi susturmak için yüzde birisi kâfi iken, neden bu derecede hararetle daha yeni tahşidat yapıyor?"
"Ona cevaben dediler: Risale-i Nur, yalnız bir cüz'î tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor; belki küllî bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kaleyi tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor; belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumî ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun, bâhusus avâm-ı mü'minînin istinadgâhları olan İslâmî esaslar ve cereyanlar ve şeâirler kırılmasıyla, bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumîyi Kur'ân'ın i'câzıyla o geniş yaralarını, Kur'ân'ın ve imanın ilâçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor."(1)
Burada sanki Risale-i Nur'u okuyanlar lisan-ı hâl ile şu suali sormak istiyorlar ve birisi de manevî bir temsil vazifesi görüyor. Asıl mesele Risale-i Nur'un imana dair külli tahşidatının hikmetinin izah edilmesi. Bu ince ve mühim meselenin hikmetini Risale-i Nur'u okuyan herkes aslında hâl dil ile sual ediyor ve Üstad Hazretleri bu suali onların hâlinden anlıyor ve ona uygun güzel bir cevap veriyor.
Yani suali soran ya da soranlar okuyucular, cevabı veren de tabii ki Üstad Hazretleri diye düşünüyoruz. Üstad Hazretleri bu hâlî durumu manevî bir muhavere olarak tasvir ediyor. Kal dili ile sormak maddî bir sual, hâl dili ile sormak ise manevî bir sualdir.
(1) bk. Kastamonu Lahikası, (23. Mektup).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bin seneden beri tedarik ve terakum edilen...her asırda muctehidler geldiği ve o asrın ıslahına çalışıldığı halde R.Nurun bin senelik tahribi tamir etmesi nasıl oluyor?