Cenab-ı Hak bize her şeyden yakın, biz O'ndan nihayetsiz uzağız. Bu uzaklık; O'na mekân isnadı olmuyor mu?

Soru Detayı

- Güneşin bizden uzaklığının mekân itibariyle uzaklık olması gibi...

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mücerret ve anlaşılması zor olan, derin, ince ve latif meseleleri akla yaklaştırmak için, müşahhas ve anlaşılması kolay olan, kesif misal ve temsiller getirmek, ilmi bir kaidedir. Risale-i Nur, anlaşılması çok zor olan derin ve latif hakikatleri, ekseri olarak teşbih ve temsil dürbünü ile akla yaklaştırıyor.

Getirilen temsil ve teşbihlerin her manasını ve her köşesini hakikate tatbik etmek doğru olmaz. Teşbih ve temsil, anlamak için sadece bir vasıtadır. Üstad'ın, Allah ile mahlûkatı arasındaki münasebetini ifade etmek için getirdiği güneş temsili, sadece bir akla yaklaştırmadır. Yoksa getirilen bu temsilin her tarafını ve her köşesini hakikate tatbik etmek doğru değildir.

Allah’ın bize her şeyden yakın olması isim ve sıfatları iledir. Yani; Allah’ın isim ve sıfatları kâinatta her şeyin içine ve özüne tecelli noktasından nüfuz etmiştir, yani en ince ayrıntısına kadar girmiştir. Hiçbir şey Allah’ın isim ve sıfatlarının dairesinin dışında olmaz. Allah, isim ve sıfatlar noktasından her şeye vakıf ve muttalidir.

Allah’ın her şeyden nihayetsiz uzak olması ise Zatı itibari iledir. Yani; Allah Zatı itibari ile yarattığı mahlûkattan hiçbirisine, hiçbir yönden benzemez ve onlarla teması mümkün değildir. Buradaki nihayetsiz uzak tabiri; tenzih ve takdis manasındadır. Yani; Allah’ın Zatının bir eşi, bir benzeri, bir şeriki, bir mekânı, bir zamanı, bir uzaklık ve yakınlığı, bir zıddının olmaması manasındadır. Yoksa uzak tabiri, bir mekâna uzaklık manasında değildir. Yani, Allah bir mekânda, ama insanlar bu mekâna çok uzakta olduğu için ulaşamazlar manasında değildir, Üstad nihayetsiz uzak tabirini bu manada kullanmıyor.

"Şüphesiz Rabbiniz O Allah’tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arşa istivâ etti." (A’raf Suresi, 7/54)

Nasıl bu ayette arşa oturmak tabiri, bir yere oturmak manasında değil, bir yerin hüküm ve idaresini elinde tutuyor, manasında kullanılmış ise; Üstad'ın nihayetsiz uzak tabiri de tenzih ve takdis manasındadır, yoksa bir mekân uzaklığı manasında değildir.

“Nihâyetsiz kurbu nihâyetsiz bu’d ile cem’edip, zerreler ile şemsler arasında uhuvveti tesis etmiştir.” (Mesnevi-i Nuriye)

Allah, her şeye nihayetsiz yakındır, yâni O’nun yakınlığına bir sınır çizmek mümkün değildir. Her şeyin her şeyini O yaratmıştır ve idare etmektedir.

Ve hiçbir şey, O’nun kemalini hakkiyle idrak edemez, O’nun zâtının mahiyetini bilemez. Bu cihetle de her şey O’ndan nihayetsiz uzaktır.

Allah’ın her şeye yakın olması cihetiyle, zerrelerle güneşler arasında bir kardeşlik tahakkuk eder. Yâni, bir zerre diyebilir ki Allah bana sonsuz yakın, aynı şeyi güneş de söyler. Böylece ikisi arasında bir nevi kardeşlik meydana gelmiş olur. İkinci bir kardeşlik bağı da her ikisinin de Allah’ın zâtını bilmekten aynı derecede uzak olmalarıdır.

“Cenab-ı Hakk’ın rahmetiyle abde ve mahlûkata karîb olduğuna işarettir. Meselâ: Biri kurb, diğeri bu’d olmak üzere bize nâzır şemsin iki ciheti vardır. Kurb cihetiyle, harâret ve ziyayı veriyor. Bu’d cihetiyle insanların mazarratlarından tâhir ve sâfi kalıyor. Bu itibarla insan şemse karşı yalnız kabil olabilir, fâil ve müessir olamaz.

Kezalik -bilâ teşbih- Cenab-ı Hak rahmetiyle bize karîb olduğu cihetle ona hamd ediyoruz. Biz ondan uzak olduğumuz cihetle, O’nu tesbih ediyoruz. Binaenaleyh, rahmetiyle kurbüne bakarken hamdet. Ondan baîd olduğuna bakarken, tesbih et. Fakat her iki makamı karıştırma ve her iki nazarı birleştirme ki, hak ve istikamet mültebis olmasın. Lâkin iltibas ve mezc olmadığı takdirde, her iki makamı ve her iki nazarı hem tebdil hem cem’ edebilirsin. Evet “Sübhanallahi ve bihamdihi” her iki makamı cem’ eden bir cümledir.” (Mesnevi-i Nuriye)

Celâl; azamet ve büyüklük ifade eder ve bütün celâlî isimlere işaret eder. Cemâl ise, güzellik ve rahmet manasına gelmekle bütün cemâlî isimlere de işaret etmektedir. Yâni, Celîl, Kahhar, Azîz, Cebbâr, Kâdir, Mütekebbir gibi birçok isim celâl manası taşırken, Cemîl, Rahmân, Rahîm, Kerîm, Latîf, Rezzak, Tevvab gibi isimler de cemâl ifade ederler. İşte Cenâb-ı Hakk’ın celâli ve azameti düşünülürken Sübhanallah denilmekle, o kibriya ve azamete noksanlık arız olamayacağı hatırlanmış olur. Cemâl ve rahmet manaları düşünüldüğünde ise Elhamdülillah denilerek şükür ve medih duyguları dile getirilir.

“Biri kurb, diğeri bu’d olmak üzere bize nâzır şemsin iki ciheti vardır. Kurb cihetiyle, harâret ve ziyayı veriyor. Bu’d cihetiyle insanların mazarratlarından tâhir ve sâfi kalıyor.”

Güneşin insanlardan uzak olmasıyla insanların mazarratlarından sâfi kalması harika bir tespittir ve Allah’ın kendisi hakkındaki bütün batıl inançlardan uzak olduğu dersini verir. İnsanların bu gibi yanlış inançlarıyla Cenâb-ı Hakk’a bir zarar vermeleri elbette mümkün değildir. Ancak, temsili hakikate uygularken bu noktayı şöyle değerlendirmemiz yerinde olur:

İnsanların bu gibi yanlışları onların Allah hakkındaki marifetlerine zarar verir. Ehl-i sünnet itikadına uygun bir iman, bu gibi yanlışlıklardan, batıl görüşlerden uzaktır. Bunlar o sağlam inanca yanaşamaz ve bir zarar veremezler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.041
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

kartal1444

Allah'ın her şeyden nihayetsiz uzak olması ise Zatı itibari iledir. Yani; Allah Zatı itibari ile yarattığı mahlukattan hiçbirisine, hiçbir yönden benzemez ve onlarla teması mümkün değildir. Buradaki nihayetsiz uzak tabiri; tenzih ve takdis anlamındadır. Yani; Allah'ın Zatının bir eşi, bir benzeri, bir şeriki, bir mekanı, bir zamanı, bir uzaklık ve yakınlığı, bir zıddının olmaması anlamındadır. Allah razı olsun burası ne zamandır zihnimi kurcalıyordu. şimdi gayet güzel anladım...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
serdar61

Ama o Yakınlık da mekan ve zaman ilişkili değildir değil mi. Yani isim ve sıfatlar bize yakın ama mekan ve zamanla ilişkide olmayarak yakın değilmi

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Allah'ın bir çiçeği her hali ile bilmesi ezeli ilmin o çiçekle mekansal anlamda iç içe olduğu anlamına gelmez. İlahi kudretin bir arıyı icat etmesi o ezeli kudretin arı ile mekansal ve zamansal anlamda bitişik ve muttasıl olduğu anlamına gelmiyor. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...