Block title
Block content

Lasiyyemalar

İçerikler

  1. "Eğer bu zerreler, yaptıkları vazifelerde memur olup Cenab-ı Hakk'ın emir ve iradesine tâbi oldukları kâfirane inkâr edilirse, o zerre herhangi bir bünyeye girse, o bünyenin bütün cihazatını, keyfiyetiyle teşekkülünü bilmesi lâzımdır. Bu bilginin o zerrede bulunmasını ancak o kâfir itikad edebilir." Zerre, o bünyenin her tarafını neden bilmek zorundadır?

  2. "Her şey için iki suret ve şekil vardır: Biri Maddiyedir ki,.. Diğeri Mâkuledir ki,.." cümlesini izah eder misiniz?

  3. "Bu itibarla, bir semere şecerenin tamamına, belki o şecerenin nev’ine, belki küre-i arza nâzırdır." cümlesini izah eder misiniz?

  4. "Şecere-i hilkatin semeresi ve kuvvet ve ihtiyarca esbabtan üstün olan insan, terziliğin bütün kabiliyetlerini, bilgilerini cem'edip dikenli bir şecerenin a'zâlarına uygun bir gömleği dikemez." Bu bağlamda yapay kaktüsü nasıl düşünmek gerekir?

  5. "Kader mistardır, yani, teşekkülâtın çizgilerini çizer; kudret mastardır, yani o çizgiler üstünde yapılan teşekkülât, kudretten sudur eder." İzah eder misiniz?

  6. Suret-i mâneviyesinde ise, kader mistardır, yani, teşekkülâtın çizgilerini çizer; kudret mastardır, yani o çizgiler üstünde yapılan teşekkülât, kudretten sudur eder.. Cümlesinin izahı?

  7. "Binaenaleyh her şeyin suret-i maddiyesinde kudret-i Rabbanî ustadır, kader mühendistir. Suret-i maneviyesinde ise, kader mistardır, yani, teşekkülâtın çizgilerini çizer, kudret masdardır, yani o çizgiler üstünde yapılan teşekkülât, kudretten sudûr eder." Bu iki cümle aynı gibi görünüyor?

  8. "Her şeyin suret-i maddiyesinde kudret-i Rabbanî ustadır, kader mühendistir. Suret-i maneviyesinde ise, kader mistardır, yani, teşekkülâtın çizgilerini çizer, kudret masdardır, yani o çizgiler üstünde yapılan teşekkülât, kudretten sudûr eder." izah?

  9. "...Ehadiyet sikkelerinden ve Samedaniyet hatemlerinden..." Burada bahsedilen Ehadiyet sikkesi ve Samedaniyet hatemi nedir?

  10. "Efrad ve envâ arasında, bu’d-u mutlak ile beraber, tevafuk-u mutlak var." cümlesini izah eder misiniz?

  11. "Evet, sehavet ile kuvve-i iktisadiye arasında ve sürat ile mizanlı olmak arasında ve ucuzlukla kıymetli olmak arasında ve karışık olmakla mümtaz bulunmak arasında tezat vardır. Bu zıtları bir fikirde cem etmek, ancak..." Bu cümleyi açıklar mısınız?

  12. Rububiyet-i amme ubudiyet-i külliye ister. Cümlesini açıklar mısınız ?

  13. "Ve keza, rububiyet-i âmme, ubudiyet-i külliye ister. Bu da zülcenaheyn resullerin vahdet-i İlâhiyeyi halka ilân etmeleriyle mümkün olur." cümlesini izah eder misiniz?

  14. "Çünkü, resûl, ubûdiyetiyle Hâlık’ın hüsnüne âyinedir." ne demektir? İnsan ubudiyet ile nasıl ayinedar olabilir?

  15. "Ve keza, yüksek bir hikmet ve adalet sahibi olan bir sultan, saltanatının şanını kusurdan saklamak üzere, kendisine iltica edenleri taltif ve hâkimiyetinin haşmetini göstermek için milletinin hukukunu muhafaza eder. Bu cihetlerin mühim bir kısmı âhirette olur." Çoğunlukla ahirete mi kalıyor?

  16. "Evet, o Sultan şu küçük menzilde ve meydanda çok şeyleri, içtimâları, iftirakları gösteriyor. Fakat, bizzat maksat o şeyler değildir. Ancak âhiretin meydan-ı ekberinde vukua gelecek hallerin, emirlerin nümunelerini göstermektir. Çünkü, o mahşer-i azîmde yapılacak muameleler, bu küçücük nümunelere göre cereyan edecektir. Demek bu menzilde gösterilen fâni, zâil haller, o âlemde bâki ve daimî semereler verecektir." İzah eder misiniz?

  17. "Daimî bir kemâl, daimî bir tezahürle takdir edicilerin devam-ı vücutlarını iktiza eder. Çünkü, adem-i mutlaka namzet olan insan, kemâlâta kıymet vermez ve istihsan ve takdire bedel istiskal ve tahkir eder." Açıklar mısınız?

  18. Üstad,"cemali sermedi, baki hüsn, fani müştaka razı olamaz" diyor. Ezel ve ebed kavramlarının zorluğu ile birlikte, "Cemal sermedi olursa, inceliklerini gösteren ayinelerin ebedi olması zarüridir." cümlesine binaen; ezelde razı olmak, ebedde razı olmamaya numune teşkil eder mi?

  19. Esfel-i safilin ile hayvan mertebesi arasında bir mertebe var mıdır? Esfel-i safilin tam olarak ne demektir? Hayvanı sıfır noktası kabul edersek, eksi mertebeye sadece iman etmeyen inkar ehli mi iner?

  20. "Bu âlemde yardım isteyen bir musibetzedeye kemal-i süratle yardım ediliyor." cümlesini izah eder misiniz? Myanmar'daki musibete uğrayanların yardımına Cenab-ı Allah'ın yetişmesi ne boyuttadır, zahirde böyle bir imdat gözükmüyor?

  21. "Hem mevcudat ayinelerinde cemâllerini gösteren bütün esmâ-i kudsiye-i İlâhiyeyle beraber istiyor." Bu ifadeyi açıklar mısınız?

  22. "Bu dünya menzilinde görünen leziz şeyler, lezzet ve zevk için değildir. Çünkü, visallerinin lezzeti, firaklarının elemine mukabil gelmez." cümlesini izah eder misiniz?

  23. "Bu dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Ancak Cenab-ı Hakk'ın ebedî ve sermedî olan 'Dâr-üs selâm' menziline davetlisi olan mahlukatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur. Bu dünya menzilinde görünen leziz şeyler, lezzet ve zevk için değildir. Çünki visallerinin lezzeti, firaklarının elemine mukabil gelmez." İzah eder misiniz?

  24. "Onların suretleri ve misalleri, mânâları, neticeleri alınır; âlem-i bekàda, ehl-i bekà için ebedî manzaraların yapılmasına medar olurlar. Yahut ebedî âlemde Sâni-i Ebedî istediği şekillere sokar. Çünkü, o masnûat, bekà içindir. Onların o zahirî ölüm ve fenâları, vazifelerinden terhistir, idam değildir." İzah eder misiniz?

  25. "Ve keza, bu âlemde tasarruf eden Sâniin öyle bir kitab-ı mübîni vardır ki, ne küçük ve ne büyük, o kitapta yazılıp hıfz edilmemiş hiçbir şey yoktur. O kitabın maddelerinden âlemde görünen yalnız nizam ve mizan maddelerine bak..." İzah eder misiniz?

  26. "Evet, görüyoruz ki, herhangi muvazzaf bulunan birşey, vazifesinden terhis edilmekle daire-i vücuttan çıkarsa, Fâtır-ı Hakîm onun çok suretlerini levh-i mahfuzlarda tesbit eder. Ve tarih-i hayatını, tohumunda ve neticesinde nakşeder ve pek çok gaybî ayinelerde ibkà eder..." Devamıyla izah eder misiniz?

  27. "Cenâb-ı Hakkın şu tasarrufatından ve şuûnatından anlaşıldı ki, arz meydanında yapılan nebatî haşirler ve neşirler ve sair içtimâ ve iftiraklar maksud-u bizzat değildir. Çünkü öteki âlemin meydan-ı kebîrinde..." İzahı?

  28. "Haşrin muktezası, kâinatın tedbiriyle alakadar her isimdir." diye ifade ediliyor. Peki, Allah'ın kâinata hiç taalluk etmeyen isimleri var mıdır?

  29. "Kudret-i İlahiye bilfiil taaluk ettiği şeylere madde ve suret verir. Maddesi ve sureti olmayan şeye ise kudretin bilkuvve taalluku vardır. Fakat bilfiil taalluku yoktur." cümlesinde bilkuvve taalluk, ne demektir?

Yükleniyor...