"Delâlet-i hâl ise, hususen çok cihetlerle gelse, şüphe getirmez. " cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, fıtratın şehadeti reddedilmez. Delâlet-i hal ise, hususan çok cihetlerle gelse, şüphe getirmez. Bak, hadsiz fıtrî şehadeti tazammun eden ve nihayetsiz tarzlarda lisan-ı hal ile delâlet eden ve mütedahil daireler gibi bir tek merkeze bakan şu mevcudatın muntazam suretleri, her biri birer dildir; ve mevzun heyetleri, her biri birer lisan-ı şehadettir; ve mükemmel hayatları, her biri birer lisan-ı tesbihtir ki, Yirmi Dördüncü Sözde kat'î ispat edildiği gibi, o bütün dillerle pek zâhir bir surette tesbihatları ve tahiyyatları ve birtek Mukaddes Zâta şehadetleri, ziya güneşi gösterdiği gibi, bir Zât-ı Vâcibü'l-Vücudu gösterir ve kemâl-i ulûhiyetine delâlet eder."(1)

Şu içinde yaşadığımız şehadet âlemine dikkat ile baktığımız zaman, her şeyde ve her mahlûk üstünde, sahib-i hakikileri olan Allah’a işaret eden, hatta fasih bir dil ile O’nu zikredip insanlara ilan eden levhaları görüyoruz. Kâinattaki her bir mahlûk kendine mahsus lisanlarıyla Allah’ı tesbih ve tezkir ediyor. Bir elma, üzerindeki harika nakış, san’at ve ikramlar ile sahibini tanıttırıp, lisan-ı haliyle Rabbini tesbih edip ilan ediyor.

İrade ve şuur sahipleri bilerek ve irade ederek tesbih ve ibadette bulunuyorlar. İrade ve şuur sahibi olmayan diğer mahlûkat ise, fıtrî vazifelerini yapmak suretiyle tesbih ve ibadet yapıyorlar. Onlar ne yaptıklarını bilmeseler de, Allah biliyor, melekler de onlara nezaret ediyorlar.

Kâinatta her bir atom parçacığı, mükemmel vazife ve ibadet yapmasına rağmen, onlarda zerre kadar bir huzur ve şuur yoktur, ne yaptıklarından habersizdirler. Demek bir şeyin hâsıl olması huzura bağlı değildir. Saat, bizlere vakti bildirir ama kendisi bunun şuurunda değildir.

Cansız ve şuursuz varlıkların da kendilerine mahsus bir şekilde bilmesi ve tanıması olabilir, bu hikmet-i İlahiden uzak değildir. Cansız ve şuursuz mevcudat nasıl hal dili ile Allah’ tesbih edip zikrediyorlarsa, Allah’ı bilip tanıyabilirler de. Bizim bu zikir ve tesbihleri anlamaktan uzak oluşumuz, onların olmadığına delalet etmez.

Nasıl şeffaf şeyler üstünde yansıyan ışıklar, güneşin varlığına işaret ediyorsa, aynı şekilde bütün mahlûkatın fıtrî ibadetleri de Allah’ın varlığına ve birliğine şehadet ve işaret ediyor.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, On Üçüncü Pencere.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...