"Cilve-i esma-i ilâhiyeyi tazelendiren masnuatın, zamanın geçmesiyle vazifelerinin bittiğinden âlem-i gayba geçmelerini adem ile idam tasavvur ederek; ve tesbihat sadalarını zeval ve firak-ı ebedî vaveylâsı olduklarını,.." tesbihat sadaları ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, fıtratın şehadeti reddedilmez. Delâlet-i hal ise, hususan çok cihetlerle gelse, şüphe getirmez. Bak, hadsiz fıtrî şehadeti tazammun eden ve nihayetsiz tarzlarda lisan-ı hal ile delâlet eden ve mütedahil daireler gibi bir tek merkeze bakan şu mevcudatın muntazam suretleri, her biri birer dildir; ve mevzun heyetleri, her biri birer lisan-ı şehadettir; ve mükemmel hayatları, her biri birer lisan-ı tesbihtir ki, Yirmi Dördüncü Söz'de kat'î ispat edildiği gibi, o bütün dillerle pek zâhir bir surette tesbihatları ve tahiyyatları ve bir tek Mukaddes Zâta şehadetleri, ziya güneşi gösterdiği gibi, bir Zât-ı Vâcibü'l-Vücudu gösterir ve kemâl-i ulûhiyetine delâlet eder."(1)

Her şey ve her mahlûk kendine mahsus lisanlarıyla yani hâl dili ile Allah’ı tesbih etmektedirler. Bir elma, üzerindeki harika nakış ve mükemmel san’atı ile sahibini tanıttırıp lisan-ı hâliyle onu tesbih ediyor.

Cenab-ı Hak bütün mevcudat üzerine sıfatlarını ve isimlerini gösteren levhalar ve işaretler koymuştur. Bu levhaları ve işaretleri okuyabilen kişi Allah’ı bulabilir.

Tesbih, zikir, dua ve ibadet sadece ağızdan çıkan ses demek değildir.

"Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, Aziz'dir, Hakîm'dir."(Hadîd Suresi, 57/1)

"Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu medh ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halîm'dir, çok bağışlayandır."(İsrâ Suresi, 17/44)

Tesbih, Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih, hamd ise O’nu kemal sıfatlarla tavsif etmektir. Her varlık mükemmel yaratılışıyla Allah’ı tesbih etmekte, bizim anlayamayacağımız bir keyfiyetle, kendine mahsus tesbihini de yapmaktadır.

İrade ve şuur sahipleri bilerek ve lisan-ı kal ile tesbih ederler. İrade ve şuur sahibi olmayan diğer mahlûkat ise, lisan-ı halleriyle tesbih ederler. Her mahlûkun kendine verilen vazifeyi yapması onların tesbih ve ibadetleridir. Ayrıca her varlığın tesbihini ona müekkel melekler temsil etmektedirler.

Mesela bir ağaca müekkel eden melek, ağacın her bir yaprak ve dallarının fıtrî bir dil ile yaptığı tesbih ve takdisi kendi namına Allah’a takdim eder. Melek ağacın her bir yaprak ve dalını temsil edecek fıtrî bir ahvale sahiptir. Bu yüzden melekler vekil ve nazır olduğu mahlûkun şekline de girebilirler.

Bir insan, ana rahminde geçirdiği safhalarla ayrı ayrı isimlere ayine olduğu gibi, dünyaya geldiğinde de bu tecelliler devam eder. Büyümesi ve kemale ermesiyle ayrı isimlere ayna olduğu gibi, hastalanmasıyla şifa bulmasıyla da yine başka isimlere ayna olur. Hayatı boyunca böyle nice isimlere ayna olan insan, ölümü tatmasıyla da Mümit ismine ayna olmakla tesbihatını bir başka sahada devam ettirir. Bu tecelliler kabirde, mahşerde ve inşallah cennette de devam edecektir. Yani bir insan nutfe halinden, cennet ehli oluncaya kadar ve cennette de ebediyen birbirinden farklı isimlere ayna olmakla Allah’ı hamd ile tesbih etmektedir. Diğer varlıklar da buna kıyas edilebilir.

Nur Külliyatı’nda dünyanın mahiyetiyle alâkalı tesbitlerden biri de onun bir meşher, yani esmâ-i İlâhiyenin tecellilerinin teşhir yeri olduğudur. Buradaki vazifelerini bitiren mahlûklar ölüm kanunuyla dünyadan ayrılmakta, yerlerine yeni mahlûklar, başka sanat eserleri gelmekte ve kendilerini göstermektedirler. İşte küfür ve dalalet ehli, mahlûkatın bu dünyadan ayrılarak gayb âlemine göçmelerini yok olmak ve yokluğa gitmek olarak tasavvur ediyorlar. Böylece ahireti inkâr etmekle, dünyada hak, hukuk gözetmeksizin, adalet ve hakkaniyetten uzak ve başıboş bir hayat sürmeyi tercih etmiş oluyorlar.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, On Üçüncü Pencere.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...