"Din bir imtihandır. Teklif-i İlahi bir tecrübedir. Ta, ervah-ı âliye ile ervah-ı safile, müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın..." ifadesini açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İmtihan; kelime olarak deneme, tecrübe etme, bir şeyin hakikatini anlamak için çok dikkatle düşünme gibi manalara geliyor.

Şayet imtihan olmaz ise, iyi ile kötü ayrışmaz, eşit bir durumda kalırlar. Eğitimde imtihan; çalışkan talebe ile tembel talebenin temyiz ve tefriki için yapılır.

Din de bir imtihandır. Dinin imtihanı ise; iyi insan ile kötü insanı, hayırlı insan ile şerli insanı, kâfir insan ile mü’min insanı ayrıştırır ve ayıklar.

Her insan cennet ve cehennemi gözleri ile görüp iman etmiş olsa idi, iman etmemeleri ve ibadeti terk etmeleri mümkün olmazdı. Bu durumda da imtihanın bir manası kalmazdı. Demek ki amelin kıymeti, gayba iman etmekten geliyor.

"Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Ta, ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile, müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın. Nasıl ki bir madene ateş veriliyor, ta elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın. Öyle de bu dâr-ı imtihanda olan teklifât-ı İlâhiye bir iptilâdır ve bir müsabakaya sevktir ki, istidad-ı beşer madeninde olan cevâhir-i âliye ile mevadd-ı süfliye birbirinden tefrik edilsin."(1)

1) bk. Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

"Eğer sarahaten zikretse, sırr-ı teklif bozulur. Adeta gökyüzündeki yıldızlarla vâzıhan Lâ ilâhe illâllah yazmak misillü bir bedâhete girecek. "

Mesela Kuranda elektrik ismi bizzat geçseydi, insanlar elektriğin ne olduğunu yine bilmeyecekti ki, yada araba bulunacak deseydi.Mucitler bulduğu taşıtın adına araba demek zorunda değillerdi ki? Bu şekilde imtihan sırrı yine kalkmazdı.

Buna ne dersiniz?

Acaba KASTEDİLEN gelecekteki gayb olan şeyin detaylıca açıklanması mıdır. Araba bulunacak, motorla çalışacak. Motor şunlardan bunlardan oluşacak, önde ışığı olacak. Yerden çıkan petrolle çalışacak vs. BU MUDUR? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
İsmi ne olursa olsun detayı o asırda bilinmediği için o şey anlaşılmaz olarak kalacaktı. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Fd

Risalelerde; dünyanın bir müsabaka meydanı olduğundan da bahsediyor. İnsanların iyi ve kötüyü secmeleriyle dereceleri tezahür edeceği ifade ediliyor. Müsabaka tabirini açar mısınız? Zira müsabakada diğerlerini geçmek amaçtır. Ancak Cennet çok geniş, oraya girecek her insan derecesine göre kendisine verilecek nimetlerden hoşnut olacaksa bu müsabaka tabiri ile anlatılmak istenen nedir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Risalelerdeki "müsabaka" (yarışma) tabiri, ilk bakışta akla gelen dünyevi yarışmalardan çok farklı bir derinliğe sahiptir. Dünyevi müsabakalarda kaynaklar kıttır, birinci olan ödülü alır ve başkalarının kaybetmesi üzerine kurulu bir rekabet vardır. Ancak bahsettiğiniz gibi, Cennet'in sınırsızlığı ve herkesin kendi makamından memnun olacağı gerçeği göz önüne alındığında, buradaki müsabakanın mantığı tamamen değişir.

Risale-i Nur perspektifinden bu tabiri ve arkasındaki sırları şu şekilde açabiliriz:

1. Başkalarıyla Değil, Kendi Potansiyeliyle Yarışmak

Buradaki müsabaka, "başkalarını geçmek ve onları geride bırakmak" amacını taşımaz. Buradaki yarış, insanın kendi potansiyelini (istidadını) en üst noktaya çıkarma yarışıdır.

İnsan, çekirdek gibi uçsuz bucaksız kabiliyetlerle dünyaya gönderilmiştir. İyiyi ve kötüyü seçerek, bu çekirdeğin bir çınar ağacına dönüşmesi hedeflenir. Yani bir mümin, yanındaki müminin Cennet'teki makamını kıskanmaz veya onu geçmeye çalışmaz; aksine, Allah'ın kendisine verdiği sermayeyi (ömür, akıl, kalp, duygular) en verimli şekilde kullanarak kendi kemalatının zirvesine ulaşmaya çalışır.

2. Şerlerin ve Şeytanın İcadındaki Hikmet: Terakki

Müsabaka tabirinin kullanılmasının en büyük sebebi, ilerleme ve mertebelerin ortaya çıkması (terakki) fikridir.

  • Melaikelerin (meleklerin) makamları sabittir; çünkü önlerinde onları zorlayacak, kötülüğe sevk edecek bir engel ya da şeytan yoktur. Dolayısıyla onlar için bir müsabaka söz konusu değildir.

  • İnsanda ise durum farklıdır. Şeytanın musallat edilmesi ve nefsin varlığı, tıpkı bir sporcunun karşısına çıkan engeller gibidir. İnsan bu engellerle mücadele ettikçe, yani iyiyi seçip kötüyü reddettikçe manen yükselir.

Nasıl ki bir askeri okulda imtihan ve müsabaka olmasa, general olacak zeka ile nefer kalacak zeka birbirinden ayrılmaz; aynen öyle de insanlık meydanındaki bu müsabaka sayesinde Ebu Bekir-i Sıddık (r.a.) gibi elmas ruhlu insanlar ile Ebu Cehil gibi kömür ruhlu insanlar birbirinden ayrışır.

3. Cennet'teki Makamların Çeşitliliği ve Memnuniyet Sırrı

Cennet çok geniş ve nimetleri sınırsızdır. Herkesin derecesine göre bir Cennet'i olacaktır ve ihsan-ı İlahi gereği, en alt tabakadaki kişi bile kendi makamından öyle bir lezzet alacaktır ki, "Benden daha mutlusun var mıdır?" diyecektir.

Buradaki müsabaka, "Cennet'ten daha büyük bir pay kapma" yarışı değil, "Esma-i İlahiyeye (Allah'ın isimlerine) daha geniş bir ayna olabilme" yarışıdır. Dünyada ne kadar çok marifetullah (Allah'ı tanıma) ve muhabbetullah (Allah'ı sevme) elde edilirse, Cennet'teki kapasite ve o nimetlerden alınacak lezzetin derinliği de o derece artar. Bir bardağın da içi tamamen doludur, bir varilin de. İkisi de tamamen doludur ve hallerinden memnundur; ancak kapasiteleri farklıdır. İşte dünya müsabakası, o kabın hacmini genişletme mücadelesidir.

Özetle

Risalelerdeki "müsabaka" tabiri, haset ve rekabeti doğuran dünyevi bir yarış değil; hayırda yarışmaktır (Fesbakü'l-hayrat). Amaç, başkasının elindeki nimeti almak veya onu geride bırakmanın gururunu yaşamak değil; kulun Rabbine olan kulluğunu, sadakatini ve sevgisini en yüksek dereceye ulaştırarak O'nun rızasını kazanma gayretidir.

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...