"Muhterem sanatkârlar ve mülhem keşşaflar" kimlerdir? Bu kimselere "hassas zatlar" denilmesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Lakin eğer kıymettar bir ibadet olan sırf menfaat-i ibadullah için ve menafi-i umumiye ve istirahat-i âmmeye ve hayat-ı içtimaiyenin kemaline hizmet eden ve elbette ekalliyet teşkil eden muhterem sanatkârlar ve mülhem keşşaflar, arkanızda ve içinizde varsa...”(1)

ifadesinde mühim kayıtlar getiriliyor. İlim adamlarının ve keşşafların insanların menfaati, beşer hayatının refahı için çalışmaları teşvik ediliyor. İşte bu şartı taşıyan ilim adamları muhteremdirler, hürmete layıktırlar. Sadece şahsi menfaati için ve şöhret kazanmak için çalışan kimselerin de ilimlerine ve sanatlarına hürmet ederiz, ama onlar şahsiyet olarak muhterem değildirler. Çünkü bu bayağı ve aşağı sıfatlar hürmeti gerektirmez.

“Elbette ekalliyet teşkil eden” ifadesini iki şekilde anlayabiliriz: Birisi, bu gibi ilim adamlarının toplumda az bulunmaları, herkesin sanatkâr ve keşşaf olamaması. Diğer mana ise, bu sanatkâr ve keşşaflar arasında, Üstad'ın saydığı üstün vasıflara sahip olanların azınlıkta kaldıkları.

"Hassas zatlar" ifadesi, üzerinde çalıştığı konuda büyük bir ihtimam gösteren, çok dikkatli ve hassas davranan, gelişigüzel iş yapmayan kimseler manasına gelir. Bu sıfatlar da yine hürmete layıktır.

1) bk. Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...