"Diplomatların, radyo diliyle herkesin kafalarına sihirbaz ve zehirli üflemeleriyle ve mukadderat-ı beşerin düğme ve ukdelerine gizli plânlarını telkin etmeleriyle,.." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Modern dünyanın ürettiği reklam, diplomatik, siyasî entrikalar gibi haberleşme vasıtaları, insanlığın mukadderatı ile oynamakta ve istikballerini menfi mânada tesir altına almaktadır.

Mesela, İngilizlerin Anzak ve Afrikalı insanları kandırıp, Osmanlıya karşı savaşta kullanması, hep bu yollar ile olmuştur. Bir cihetle modern bir sihirle bu halkları istediği gibi yönlendirmiş, istediği emellerine hizmet ettirmiştir.

"Beşerin mukadderatının düğmelerine üflemeyi" bu tarz entrikalar olarak görüyoruz...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.858
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

inkişaf
Ahir zamanda Tv,internet,cep telefonu yoluyla ehli küfrün toplumu yanlış bilgilendirip fitneye yol açması algıları değiştirmesi bir nevi sihir gibi telakki edilmiş demektir. Sözgelimi ABD'nin Irak'a girmeden önce (Ayrıca bir yıl boyunca devlet radyolarında Kur'an okunurken altına 25.kare tekniği uygulayarak halkı tepkisizleştirdikleri iddia ediliyor) nükler silahlara sahipler yalanını dünya kamuoyuna yayması ve dünyayı inandırması buna örnek...Bunu varın diğer algı operasyonlarına siz kıyas edin. Burada kastedilen büyü veya sihir değil… Ancak sanki büyü ve sihir gibi tesirli olan modern propaganda teknikleri ve kitle iletişim araçlarıdır. Ayet önceki dönemlerde büyü ve sihire dikkat çekse de, bu zamanda Üstadın izahı ile "modern propaganda teknikleri ve kitle iletişim araçlarıdır." Bilindiği gibi son asırda toplumları neredeyse esir edecek şekilde propaganda teknikleri uygulanmaktadır.  Yüzbinleri yönlendiren, tahrik eden ve belirli sloganlarla ajite eden meşhur hatipler bu çağda yaygınlaşmıştır. Dinleyiciler arasına belirli teknikle yerleştirilen militanlar ile toplum ve dinleyiciler etki altına alınmakta provoke edilmekte ve yönlendirilmektedir. Ayrıca sürekli bazı konuları gazete, dergi, radyo ve TV'de telkin ederek sahte kahramanlar üretmişler, toplumların bin senelik birikimlerini yok etmişlerdir. Misal olarak komünizm ihtilali ve diğer ihtilaller 1. Ve 2. Dünya savaşları gibi… Konu ile ilgili kısmı ise hava ve havai unsurlar ile çalışan radyo ve TV. Diplomatlar siyasi liderlerdir. Hutbe-i Şamiye'de Bediüzzaman "Siyaset yalancıların elindedir!" diyor ve "Siyasete yalan ve cerbeze girmiştir." buyuruyor. Şimdi bu yalancı ve cerbezeci siyasiler dün Radyo mikrofonları ve yalancı ve garazkar gazetelerle bu milleti aldatarak iyileri kötü kötüleri iyi gösterip istedikleri kötüleri iktidara getirerek "mukadderat-ı beşeri" değiştiyorlardı. Bugün daha tehlikeli olan bir de "Tekelci Medya" ve "Yandaş" ve "Muhalif Medya" oluşturmuşlar iyileri kötü ve kötüleri iyi gösterip "Mukadderat-ı Beşeri" değiştirmiyor ve milletin kafasını ve aklını karıştırarak "Toplum Mühendisliği" yapmıyorlar mı? Yalancı siyasetçilerin yalanlarına inanıp özellikle dini siyasete alet edip kendisini dinin temsilcisi karşıtlarını da dinsiz veya hain gösteren porpagandalar yapılmıyor mu? İşte düğmeler mikrofon ve vesveseler de propagandalardır. Nerde çok fazla propaganda varsa bilin ki orada büyük yalan var… Yıllarca "Şunlar şöyle böyle" diye propoganda yapan bu yalancılar bundan menfaat ve oy devşirdikten sonra bu defa taktik değiştirerek bir başka düşman üretip "bu hainler ve sahtekarlar" diye vatandaşları birbirine düşman edip bir başka şekilde menfaat ve oy avcılığı yapıyorlar.  İşte Felak Suresinde dört defa "Şerri" "Şerri" diye şerlerinden sakındırdıkarı "Neffasati fil ukad" ve "Vesvas-ı hannas" işte bu mikrofonları ellerine geçiren ve her şeyi "Alet ve araç" olarak gördüğünü bağıra bağıra söyleyip iktidarı ve devleti kutsal bir amaç haline getirenlerdir. Allah şerlerinden ümmet-i Muhammedi korusun ! Amin!
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
asamusa

“sihirbaz ve zehirli üfleme” ve “mukadderat-ı beşer ukdelerine telkin” cümleleriyle kastedilen mana, bu şerirlerin büyü ve ifritler vasıtasıyla manevi alemde de savaşı sürdürmeleri olabilir mi, ne dersiniz? Üstad ve talebelerinden bu konuda bir izahat var mıdır?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Meyve Risalesi’nin On Birinci Meselesi’ndeki bu ifadeler, oldukça derin ve çok katmanlı bir mana dünyasına kapı açar. Sorunuzdaki "manevi alemde büyü ve ifritler vasıtasıyla savaş" ihtimali, metnin hem zahiri hem de işari (sembolik) yönleri düşünüldüğünde dışlanacak bir durum değildir; ancak Üstad Bediüzzaman’ın ve talebelerinin bu konudaki genel yaklaşımı, meseleyi daha çok modern propaganda teknikleri ve sosyal mühendislik üzerinden açıklar.

Bu ifadelerin Risale-i Nur perspektifinden izahı:

1. Sihirbaz ve Zehirli Üflemeler (Medya ve Propaganda)

Üstad, Felak Suresi’ndeki "düğümlere üfleyenler" ($النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ$) ayetini tefsir ederken, modern dönemdeki radyo, medya ve siyasi propaganda mekanizmalarını ön plana çıkarır. Buradaki "üfleme" kavramı; fikirlerin, ideolojilerin ve fitnelerin kitlelerin zihnine şırınga edilmesidir.

Sihirbazlık: Hakikati tersyüz etme sanatıdır. Siyasi diplomatlar, kitle iletişim araçlarını kullanarak yanlışı doğru, zulmü adalet gibi gösterebilirler. Bu, tıpkı Hz. Musa’nın karşısındaki sihirbazların ipleri yılan gibi göstermesi gibi, toplumsal algıyı illüzyonla yönetmektir.

Zehirli Üfleme: Kitlelerin kalbine ve zihnine aşılanan ırkçılık, dinsizlik veya materyalizm gibi fikirlerdir. Bu fikirler insanın manevi dünyasını "zehirler" ve onları birer vahşiye dönüştürebilir.

2. Mukadderat-ı Beşer Ukdelerine Telkin

"Beşerin kader düğümleri" ifadesi, insanlığın geleceğini tayin eden kritik noktaları, sosyal bağları ve hassas değerleri (din, milliyet, aile gibi) temsil eder.

Düğmeler ve Ukdeler (Düğümler): Bir toplumun birliğini sağlayan manevi ve sosyal "düğümler" vardır. Şer odakları, bu düğümlere kendi gizli planlarını "telkin" ederek toplumun yapısını bozarlar.

Gizli Planlar: Burada kast edilen, sadece maddi bir siyaset değil, aynı zamanda şerli bir manevi planlamadır.

3. Manevi Alem ve İfritler Boyutu

Sorunuzdaki "büyü ve ifritler" kısmına gelince; Risale-i Nur’da bu tür şerir odakların arkasında şeytani bir sevk olduğu açıkça belirtilir. Üstad, bazen bu siyasi cereyanların arkasında "şeytanın şakirtleri" olan gizli komitelerin bulunduğunu ve bunların doğrudan şeytandan ders aldığını ifade eder.

Manevi Savaş: Bediüzzaman, İkinci Dünya Savaşı gibi büyük yıkımların sadece topla tüfekle değil, insanın ruhunu esir alan manevi karanlıklarla başladığını vurgular.

Cin ve İfrit Münasebeti: Bazı işari tefsirlerde, özellikle masonluk veya benzeri gizli cemiyetlerin manevi ve okült (gizli) yöntemler kullanarak beşeriyetin mukadderatına müdahale etmeye çalıştığına dair yorumlar bulunur. Üstad’ın "sihirbaz" tabirini kullanması, bu işin içine sadece seküler siyaseti değil, hakikati saptıran her türlü karanlık "tesiri" de dahil ettiğini gösterir.

Özetle

Üstad ve talebelerine göre bu ifadelerin birincil manası; kitlesel hipnoz, algı yönetimi ve ideolojik zehirlenmedir. Ancak bu faaliyetlerin arkasında, şeytani bir zekanın ve şerli bir manevi kuvvetin (ifritlerin teşvikiyle) bulunduğu da Risale-i Nur’un "ahir zaman" tasvirleriyle uyumludur. Yani bu savaş hem maddi cihazlarla (radyo, gazete, bugün ise internet) hem de o cihazların taşıdığı "büyüleyici" ve "zehirleyici" manevi etkilerle yürütülmektedir.

Bu şerlerin panzehiri olarak Üstad, Kur'an'ın nurlu hakikatlerine ve Rabbanî hıfza sığınmayı tavsiye eder.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...