Dördüncü Asıl'da nazara verilen; bazı ravilerin istimbatları ve nakilleri, nasıl hadisin aslı olarak telakki edilebilir? Bazı örnekler vererek bu Dördüncü Aslı biraz daha açabilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hadisin metni ile şerhi farklı şeylerdir. Hadisin metni Peygamber Efendimize (asm) ait olup, kusur ve hatadan beridir. Lakin hadisin metnine getirilen te’vil ve izahlar, hadisin metni gibi masum ve hatasız olmayabiliyor.

Şâyet şerh ve izahlar hadisin metni gibi telakki edilirse, şerh ve izahlardaki muhtemel hatalar İslâm’ın ikinci kaynağı olan hadislere şüphe ile bakılmasına sebep olur. İşte bu gibi hataları ve yanlış izahları düzeltmek için ciddi çalışmalar yapılmış ve ilim dalları teşekkül etmiştir.

Meselâ:

"Rivâyetlerde, vukuat-ı Süfyaniye ve hâdisât-ı istikbaliye Şam'ın etrafında ve Arabistan'da tasvir edilmiş."

"Allahu a'lem, bunun bir tevili şudur ki: Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak'ta ve Şam'da ve Medine'de bulunduğundan, râvîler kendi içtihadlarıyla, daimî öyle kalacak gibi mânâ verip, merkez-i Hükûmet-i İslâmiye yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini, kendi içtihadlarıyla tafsil etmişler."(1)

Burada hadisin metni deccalın hilafetin merkezinde çıkması yönünde iken, işin içine şerh ve içtihatlar girince, hadis o zamanın hilafet merkezleri olan Hicaz ve Şam şekline dönüşmüş ve öyle zannedilmiş.

(1) Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...