Kıyamet alametlerinden ve âhir zaman vukuatından ve bazı amellerin fazilet ve sevaplarından bahseden ehadis-i şerifenin, güzelce anlaşılamamalarının sebepleri nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Esasen bu sualin cevabı, bu Üçüncü Dal’da geçen Asıl’ların tamamıdır. Çünkü yapılan izahlar, hadislerin güzelce anlaşılmasını temin etmektedir. Hadis-i Şerifler iyi anlaşılırsa, hatalara düşülmez.

Konuyla alâkalı bir hadis meali şöyledir:

“Allah, bizden herhangi bir şeyi işiten ve işittiği gibi de tebliğ edip başkalarına aktaran kişinin yüzünü ak etsin. Çünkü tebliğ edilen kişi, benden işiterek tebliğ edenden daha anlayışlı ve kavrayışlı olabilir.”(1),

"Asıl" kelimesi; temel, esas, kök, hakikat, küllî kaide, delil, kıyasın bir rüknü gibi mânâlara gelir. Burada verilen temel kaide ve düsturlar birer misaldir. Benzer rivâyetler bu kaidelere göre değerlendirilebilecektir.

Ancak burada dikkat çeken çok ehemmiyetli bir ikaz var. O da, hadislerin güzelce anlaşılmaması durumunda bunlara zayıf veya mevzu diyenler ya da inkâr edenler, Müslümanların tamamı değildir. Sadece “Akıllarına güvenen bir kısım ehl-i ilim” zayıf demiş ve “imânı zayıf ve enâniyeti kavî bir kısım” da bu hadisleri inkâr etmiştir.

Bu açıdan ilim sahipleri çok dikkatli olmalı, hadisleri güzelce anlama konusunda daha hassas hareket etmelidir.

İmanı zayıf ve enaniyeti kuvvetli olan bazı kimseler de hadisleri hemen inkâr etmemeli, önce bunların güzelce anlaşılması için gerekli bilgileri elde etmelidirler.

Hadislerin güzelce anlaşılamamasının sebeplerinden bir kısmı:

- İleride meydana gelecek hâdiseler, hikmet ve imtihan icabı olarak kesin ve tafsilatlı bir şekilde haber verilmemiş. Bu nedenle, bilhassa Mehdi ve Süfyan gibi konularda hem karışıklık var, hem de birbirine zıt gibi görünen hükümler yer almış.

- İman esaslarından olmayan konulara füru’ (füruat) denilir. Bu konulardan ve âhir zamanla alâkalı hâdiselerden bahseden hadislerin mütevatir olması şart değildir. İnkâr etmemek ve tenkit etmemek kâfidir. Bir hadisin kabul edilmesi için mütevatir ve kesin olması şart değildir.

- Müslüman olan bazı Yahudi ve Hristiyan âlimlerinin hakikate aykırı eski malumatları hadis zannedilmiştir. Hâlbuki bunlar İslâm'ın malı değildir.

- Hadisi rivâyet eden bazı kimselerin sözleri veya o hadisten anladıkları mânalar, hadisin metninden zannedilmiş. Bunlardaki hakikate mugayir malumatlar, hadîse ait değildir.

- İlhama mazhar olan bazı hadisçilerin anladığı mânalar hadis kabul edilmiş. Bazı arızalarla ilhamda hata olabilir.

- İrşad ve tebliğde insanların alışık olduğu kelam-ı kibar ve darb-ı meseller de kullanılır. Burada söze değil, verilmek istenen mesaja bakılır. Hadislerde geçen bazı tâbirlerin ve atasözlerin hatalı olması, hadise ait değildir; toplumun örf, adet ve geleneğine aittir.

- Her dilin teşbih ve temsilleri vardır. Bunların hakikî mânaları değil, kinaî mânaları esastır. Bunlar bilinmezse, hadis anlaşılamaz.

- Allah, Kadir Gecesi'ni Ramazan’da, duaların kabul edildiği zamanı cuma gününde, makbul evliyasını insanlar içinde, eceli ömür içinde ve kıyametin vaktini de dünyanın ömrü içinde gizlemiştir. Böylece bütün zamanlar kıymet kazanmıştır. İşte, bu sebeple kıyametin kopma zamanı da gizli kalmıştır. Tâ ki, bütün asırlarda yaşayan insanlar “kıyamet her an kopabilir” düşüncesiyle âhiretlerine ciddi çalışsınlar.

(1) Tirmizi İlim, 5; İbn Mâce, Mukaddime: 1, 18.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...