"Ellerinin içlerinde kalem-i kaderle pek çok çizgiler, hatlar, nakışlar, nişanlar yazılmıştır." Bu çizgilere bakarak gelecek hakkında fikir beyan etmek doğru mudur?
Değerli Kardeşimiz;
Ele, yüze bakarak gelecekten haber vermek mümkün değildir. El, yüz ve parmaktaki çizgiler kişiye has bir kimlik, alamet ve işaretten ibarettir. Bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulur:
“Kâhinler bir şey değildirler...” (Müslim, Selam 123.)
Yani geleceği okuduklarını iddia edenlerin sözleri boştur, hiçbir kıymeti ve mânası yoktur. Falcılar gayb ve gelecek hakkında, insanın karakteri ve beklentileri üzerinde ahkâm kesmeye çalışırlar. Hâlbuki geleceğin sahibi Allah’tır, gaybı sadece O bilir. Allah kelamında bu konuda şöyle buyurulur:
“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır. Başkası onu bilemez.” (En’am Suresi, 6/59)
“De ki: Allah’tan başka ne göklerde, ne de yerde hiç kimse gaybı bilemez.” (Neml Suresi, 27/65)
“De ki: Ben size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır veya ben gaybı bilirim, demiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım.” (En’am Suresi, 6/50)
El çizgileri ve vücut hatları Kalem-i Kaderin birer nakşıdır. Bunlar insanın fıtratına, kabiliyetlerine ve ruh dünyasına dair ipuçları barındıran tekvini ayetler olarak görülebilir. Kişilik analizi veya mizaç tespiti gibi konularda bu çizgileri bir veri olarak kullanmak, tıbbi bir teşhis veya psikolojik bir analiz gibi değerlendirildiğinde kural olarak caizdir.
Ancak mesele "evlilik yaşı", "ölüm vakti" veya "imtihan zamanı" gibi geleceğe dair kesin hükümlere geldiğinde durum değişir:
Gaybın Bilinmezliği: Gelecek tamamen gaybdır ve gaybı Allah’tan başkası bilemez. Çizgilerden yola çıkarak gelecekten haber vermek, dini açıdan fal kategorisine girer ve yasaklanmıştır.
Kader Sahası: Geleceğe dair spesifik tarih ve olay vermek, sırr-ı kadere müdahale hükmündedir. Bu tarz iddialar, insanı tevekkülden uzaklaştırıp suizanna veya boş bir ümide sürükleyebilir.
Özetle el çizgilerine bakarak şahsiyet ve fıtrat analizi yapmak bir hikmet arayışı olabilir; fakat bu çizgileri gelecekten haber veren birer fal vasıtası olarak kullanmak hem inanç açısından risklidir hem de İslam hukukuna göre caiz görülmemiştir.
Üstad'ın vurgusu, bu çizgilerin Allah'ın sanatını ve kaderin imzasını gösteren birer mühür olduğu yönündedir, bir fal aracı olduğu yönünde değil.
Kur'an-ı Kerim'de fal, "şeytan işi birer pislik" olarak nitelendirilmiş ve kesin bir dille yasaklanmıştır:
"Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz." (Mâide, 5/90)
Buradaki "fal okları" tabiri, o dönemde geleceği veya kısmeti belirlemek için kullanılan bir yöntemdir; günümüzdeki her türlü fal (kahve, el, yıldız vb.) bu kapsamda değerlendirilir.
"Kim bir kâhine (falcılara) gider de onun söylediklerini doğrularsa, Muhammed'e indirileni (Kur'an'ı) inkâr etmiş olur." (Ebû Dâvûd, Tıb, 21)
"Kim bir arrafa (falcıya) gidip ondan bir şey sorarsa, o kimsenin kırk günlük namazı kabul olmaz." (Müslim, Selâm, 125)
Bazı insanların falcıların bazen doğruyu bildiğini söylemesi üzerine Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"Onların bu tür haberleri (görevli meleğin ilham ettiği) gerçeklerdendir. Bir cin onu kaparak dostunun (falcı/kâhin) kulağına fısıldar. Onlar ise bir doğruya yüz yalan karıştırırlar." (Buhârî, Tıb, 46)
İslam inancımıza göre gayb bilgisi sadece Allah'a aittir. El çizgilerine bakarak "şu yaşta evleneceksin" veya "şu zaman imtihanın var" demek, bu ayet ve hadislerin yasakladığı gayb iddiasına girer. Bu çizgiler ancak Allah'ın sanatını tefekkür etmek için bir vesiledir; geleceği okumak için birer "kod" değildir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü