Block title
Block content

Hubab

İçerikler

  1. "İ'lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş! Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve Muhammedün resulullah ve Elhamdü lillâh gibi mübarek kelimelerle ilân ettiğin ve hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir itikad, lisanından çıkar çıkmaz,.." İzah?

  2. "İ’lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş! اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللّهُ ve مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّهِ ve اَلْحَمْدُ لِلّهِ gibi mübarek kelimeler ile ilân ettiğin bir hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir..." izah?

  3. "Bir küll ne şeye muhtaç ise, cüz'ü de o şeye muhtaçtır. Meselâ: Bir şecerenin meydana gelmesi için ne lâzım ise, bir semerenin vücuduna da lâzımdır. Öyle ise, semerenin Hâlıkı, şecerenin de Hâlıkı o oluyor. Hattâ arzın ve şecere-i hilkatin..." izah?

  4. "Bir küll ne şeye muhtaç ise, cüzü de o şeye muhtaçtır. Meselâ: Bir şecerenin meydana gelmesi için ne lâzım ise, bir semerenin vücuduna da lâzımdır." cümlesini açıklar mısınız?

  5. "İ’lem! Kavâid-i usuliyedendir ki: Bir mes'ele hakkında ispat edenin sözü nefyedenin sözüne müreccahtır. Çünkü, ispat edenin yardımcıları var, sözünde kuvvet olur. Nefyedenin yardımcısı olmadığından tek kalır, sözünde kuvvet yoktur..." devamıyla izahı?

  6. "Ve keza, cumhur-u mü’minîn ve muvahhidînin o kelimât-ı mübarekeden kalben zevk ettikleri mâ-i hayatı ve şarâb-ı cenneti, sen de o mukaddes maşrabalardan içersin." Her insanda bu kalbi zevkin potansiyel olarak varlığına mı dikkat çekiliyor, izahı?

  7. İ’lem! Kavâid-i usuliyedendir ki: Bir mesele hakkında ispat edenin sözü, nefyedenin sözüne müreccahtır. Bu cümleyi devam ile birlikte açıklar mısınız?

  8. "İki tarafı birbirinden gayet uzak bir mesele var ki, herbir tarafı bir çekirdek gibi sümbül vermiş, ağaç olmuş, dal budak salmış. Böyle bir mesele üzerine şükûk ve evhâmın konmaması lâzımdır." Devamıyla izah eder misiniz?

  9. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İki tarafı birbirinden gayet uzak bir mesele var ki, her bir tarafı bir çekirdek gibi sünbül vermiş; ağaç olmuş, dal budak salmış. Böyle bir mesele üzerine, şükûk ve evhamın konmaması lâzımdır..." devamıyla izah eder misiniz?

  10. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Tavus kuşu gibi pek güzel bir kuş, yumurtadan çıkar, tekâmül eder, semâlarda tayarana başlar..." devamıyla izah eder misiniz?

  11. Mesnevi-i Nuriye'de bir tavus kuşu örneği veriliyor. Burayı izah eder misiniz?

  12. "Binaenaleyh Nebiyy-i Zişan'ın (asm) mebde-i hayatına ait ahval-i suriyesinden zaif bir şey işitildiği zaman üstünde durmamalı..." Burayı açıklar mısınız?

  13. "Duâlar, tevhid ve ibâdetin esrarına nümunedir. Tevhid ve ibâdette lâzım olduğu gibi, duâ eden kimse de, 'Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenab-ı Hak işitir' deyip Kadir olduğuna itikad etmelidir. Bu îtikad, Allah'ın her şeyi bilir ve her..." izahı?

  14. "Hiç bir şey, bir zerreye bile, mana-yı ismiyle masdar olamaz. Amma bir zerre, mana-yı harfiyle semanın yıldızlarına mazhar olur." cümlesini açar mısınız?

  15. "Maahaza mebde-i hayatına şek ve şüpheyle bakan adam herhalde masdar ile mazhar, menba ile mâkes, zâtî ile tecelli aralarını fark edemiyor." izah eder misiniz?

  16. "Nebiy-yi Zîşan (a.s.m.) tecelliyât-ı İlâhiyeye mazhar ve mâkestir; masdar ve menbâ değildir. Çünkü, o zât yalnız âbiddir ve ibadetçe herkesten ileridir. Demek, bu kadar görünen terakkiyat, kemâlât onun zâtî malı değildir..." izahı?

  17. "Şu âlemi ziyalandıran şemsin, bir sineğin gözüne tecelli ile girip ışıklandırması mümkündür. Ve ateşten bir kıvılcımın gözüne girip tenvir etmesi imkân haricidir. Çünkü gözü patlatır." Bu pasajı devamı ile birlikte açıklar mısınız?

  18. "Şu âlemi ziyalandıran şemsin, bir sineğin gözüne tecelli ile girip ışıklandırması mümkündür. Ve ateşten bir kıvılcımın gözüne girip tenvir etmesi imkân hâricidir. Çünkü, gözü patlatır. Kezâlik bir zerre, Şems-i Ezelî'nin tecellisine mazhar olur.." izah?

  19. Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına nümunedir. Tevhid ve ibadette lâzım olduğu gibi, dua eden kimse de, 'Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenab-ı Hak işitir...

  20. "Büyük bir cemaatin mesaisine terettüp eden -hasenatı intaç eden- semeratı bir şahsa isnad ve ona mal ederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır..." Şirk-i hafi ile birlikte izah eder misiniz?

  21. "Hardale ile tabir edilen, bir darı habbesi hükmünde olan kuvve-i hafızanın ihata ettiği meydanda gezintiler yapılırken, o kadar büyük bir sahraya inkılâp eder ki, gezmekle bitmez bir şekil alır." Devamıyla açar mısınız?

  22. "İ’lem ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir za'fiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni yere serer, öldürür." izahı?

  23. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Hardale ile tâbir edilen, bir darı habbesi hükmünde olan kuvve-i hâfızanın ihâta ettiği meydanda gezintiler yapılırken o kadar büyük bir sahraya inkılâp eder ki, gezmekle bitmez bir şekil alır..." devamıyla izah eder misiniz?

  24. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki: Büyük bir cemaatin mesâisine terettüp eden hasenatı intaç eden semeratı, bir şahsa isnad ve ona malederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır..." devamıyla izah eder misiniz?

  25. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Zikreden adamın feyz-i İlâhîyi celbeden muhtelif lâtifeleri vardır. Bir kısmı kalb ve aklın şuuruna bağlıdır. Bir kısmı da şuursuz, yani şuurlara tâbi değildir. مِنْ حَيْثُ لاَ يَشْعُرُ husûle gelir. Binaenaleyh, gaflet ile..." izah?

  26. "Zikreden adamın, feyz-i İlâhîyi celb eden muhtelif lâtifeleri vardır. Bir kısmı, kalb ve aklın şuuruna bağlıdır..." Harama nazar, günah işleme gibi menfi hareketler için de geçerli midir bu kaide? Mesela zalimler günahtan zevk alıyorlar vs...

  27. İ'lem eyyühe'l-aziz! Zikreden adamın, feyz-i İlâhîyi celb eden muhtelif lâtifeleri vardır. Bir kısmı, kalb ve aklın şuuruna bağlıdır. Bir kısmı da şuursuz, yani şuurlara tâbi değildir. Binaenaleyh, gafletle yapılan zikirler dahi feyizden hâli değildir.

  28. "Bu hilkat sayesinde, insan eğer ubudiyet yoluna giderse, bütün lezzet, nimet, kemâlât nevilerine, kısımlarına mazhar olmaya şâyandır." cümlesini izah eder misiniz?

  29. "Cenâb-ı Hak, insanı pek acip bir terkipte halk etmiştir. Kesret içinde vahdeti, terkip içinde besâteti, cemaat içinde ferdiyeti vardır." ifadelerini açıklar mısınız?

  30. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Cenab-ı Hak, insanı pek acib bir terkibde halketmiştir. Kesret içinde vahdeti, terkîb içinde besâteti, cemaat içinde ferdiyeti vardır..." devamıyla izah eder misiniz?

  31. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İnsanın bir akrabasına (meselâ) okuduğu bir Fatiha-i Şerifeden hâsıl olan sevapta istifade etmekte, bir ile bin müsâvîdir..." devamıyla izah eder misiniz?

  32. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Kelime-i Tevhid'in tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbublardan yüzünü çevirtmektir..." devamıyla izah eder misiniz?

  33. "Kesret içinde vahdeti, terkip içinde besâteti, cemaat içinde ferdiyeti vardır." Buradaki besateti ruh olarak yorumlayanlar da var, ceset olarak yorumlayanlar da... Tevil farkının hikmeti ne olabilir?

  34. "Lâtifelerin ayrı ayrı tevhidleri olduğuna işaret olduğu gibi, onların da, onlara münâsip şerikleriyle olan alâkalarını kesmek içindir." Bu paragraftaki; ayrı ayrı tevhitten kasıt nedir? Hasse ve latifeler de herbirisi ayrı ayrı mı zikir ediyor?

  35. Kelime-i Tevhidin tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbuplardan yüzünü çevirtmektir. Maahaza, zâkir olan ...

  36. Latifelerin Ayrı Ayrı Tevhidleri Nasıl Olur?

  37. "İ’lem ey din âlimi! “Ücretim az, ilmime rağbet yok.” diye mahzun olma. Çünkü mükâfât-ı dünyeviye ihtiyaca bakar, kıymet-i zâtiyeye bakmaz. Meziyet-i zâtiye ise mükâfat-ı uhreviyeye nâzırdır." Açıklar mısınız?

  38. "İ’lem ey din âlimi! Ücretim az, ilmime rağbet yok, diye mahzun olma. Çünkü mükâfat-ı dünyeviye ihtiyaca bakar, kıymet-i zâtiyeye bakmaz. Meziyet-i zâtiye ise mükâfat-ı uhreviyeye nâzırdır. Öyle ise, zâtî olan meziyetini..." izah?

  39. "İ’lem ey hitabet-i umûmiye sıfatı ile, gazete lisanıyla konferans veren muharrir! Sen, kendi nefsini aşağı göstermeye ve nedâmet ederek kusurlarını ilân etmeye hakkın var. Fakat şeâir-i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti leke.." izah?

  40. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Nebiyy-i Zîşan'ın (A.S.M.) makam-ı Mahmûd'u İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir..." devamıyla izah eder misiniz?

  41. "Ve keza, salâvat-ı şerîfeyi getiren adam, zât-ı Peygamberîyi (a.s.m.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taallûk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salâvat getirmeye müşevviki olsun." izah eder misiniz?

  42. Makam-ı Mahmud'un bir maide olup lutf akıtması ne demektir?

  43. Namaz tesbihatında salavatlar neden okunuyor? Duanın kabul olunması için mi? İslam alimleri ve Üstad ne diyor bu konuda?

  44. "Kâfirlerin medeniyetinde görülen mehâsin ve yüksek terakkiyât-ı sanayi tamamen medeniyet-i İslâmiyeden, Kur’ân’ın irşâdâtından, edyân-ı semâviyeden in’ikâs ve iktibas,.." Akılcı ve çok çalışmayla Batının ilerlediği vurgulanır, bu yanlış nasıl düzelecek?

  45. "Kâfirlerin medeniyetiyle mü'minlerin medeniyeti arasındaki fark: Birincisi, medeniyet libasını giymiş korkunç bir vahşettir. Zâhiri parlıyor, bâtını da yakıyor. Dışı süs içi pis, sûreti me’nus, sîreti mâkûs bir şeytandır..." izah?

  46. "Kâfirlerin, müslümanlara ve ehl-i Kur’ân’a düşman olmaları küfrün iktizasındandır. Çünkü, küfür îmâna zıttır. Maahaza Kur’ân, kâfirleri ve âbâ ve ecdatlarını idam-ı ebedî ile mahkûm etmiştir..." devamıyla izah eder misiniz?

  47. "Müslümanlarla ülfet ve muhabbetleri mümkün olmayan kâfirlere muhabbet boşa gidiyor.." Kafirlerin Müslümanlara muhabbet besleyeni var mıdır? Hristiyanlar ve Yahudiler de bu sınıftan mıdır?

  48. "Dinin zaruriyatı ki içtihad onlara giremez... Hem o zaruriyat, kut ve gıda hükmündedirler; şu zamanda terke uğruyorlar ve tezelzüldedirler." izah eder misiniz?

  49. "İ’lem! Mesâil-i dîniyeden olan içtihad kapısı açıktır. Fakat, şu zamanda oraya girmeğe altı mâni vardır..." devamıyla birlikte konu hakkında bilgi verir misiniz?

  50. "Mesâil-i dîniyeden olan içtihad kapısı açıktır. Fakat, şu zamanda oraya girmeğe altı mâni vardır." izah eder misiniz?

Yükleniyor...