Block title
Block content

Hubab

İçerikler

  1. "İ’lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş! اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللّهُ ve مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّهِ ve اَلْحَمْدُ لِلّهِ gibi mübarek kelimeler ile ilân ettiğin bir hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir îtikad, lisanından çıkar çıkmaz milyonlarca mü'minlerin tasdik ve şehadetlerine iktiran eder." devamıyla izah eder misiniz?

  2. "İ'lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş! Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve Muhammedün resulullah ve Elhamdü lillâh gibi mübarek kelimelerle ilân ettiğin ve hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir itikad, lisanından çıkar çıkmaz, milyonlarca mü'minlerin tasdik ve şehadetlerine iktiran eder..." İzah eder misiniz?

  3. "İ’lem! Kavâid-i usuliyedendir ki: Bir mes'ele hakkında ispat edenin sözü nefyedenin sözüne müreccahtır. Çünkü, ispat edenin yardımcıları var, sözünde kuvvet olur. Nefyedenin yardımcısı olmadığından tek kalır, sözünde kuvvet yoktur..." devamıyla izah eder misiniz?

  4. "Ve keza, cumhur-u mü’minîn ve muvahhidînin o kelimât-ı mübarekeden kalben zevk ettikleri mâ-i hayatı ve şarâb-ı cenneti, sen de o mukaddes maşrabalardan içersin." Her insanda bu kalbi zevkin potansiyel olarak varlığına mı dikkat çekiliyor? Burayı izah eder misiniz?

  5. "Bir küll ne şeye muhtaç ise, cüzü de o şeye muhtaçtır. Meselâ: Bir şecerenin meydana gelmesi için ne lâzım ise, bir semerenin vücuduna da lâzımdır." cümlesini açıklar mısınız?

  6. İ’lem! Kavâid-i usuliyedendir ki: Bir mesele hakkında ispat edenin sözü, nefyedenin sözüne müreccahtır. Bu cümleyi devam ile birlikte açıklar mısınız?

  7. "Bir küll ne şeye muhtaç ise, cüz'ü de o şeye muhtaçtır. Meselâ: Bir şecerenin meydana gelmesi için ne lâzım ise, bir semerenin vücuduna da lâzımdır. Öyle ise, semerenin Hâlıkı, şecerenin de Hâlıkı o oluyor. Hattâ arzın ve şecere-i hilkatin de Hâlıkı, o Hâlık olacaktır." devamıyla izah eder misiniz?

  8. Mesnevi-i Nuriye'de bir tavus kuşu örneği veriliyor. Burayı izah eder misiniz?

  9. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Tavus kuşu gibi pek güzel bir kuş, yumurtadan çıkar, tekâmül eder, semâlarda tayarana başlar..." devamıyla izah eder misiniz?

  10. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İki tarafı birbirinden gayet uzak bir mesele var ki, her bir tarafı bir çekirdek gibi sünbül vermiş; ağaç olmuş, dal budak salmış. Böyle bir mesele üzerine, şükûk ve evhamın konmaması lâzımdır..." devamıyla izah eder misiniz?

  11. "İki tarafı birbirinden gayet uzak bir mesele var ki, herbir tarafı bir çekirdek gibi sümbül vermiş, ağaç olmuş, dal budak salmış. Böyle bir mesele üzerine şükûk ve evhâmın konmaması lâzımdır." Devamıyla izah eder misiniz?

  12. "Binaenaleyh Nebiyy-i Zişan'ın (asm) mebde-i hayatına ait ahval-i suriyesinden zaif bir şey işitildiği zaman üstünde durmamalı..." Burayı açıklar mısınız?

  13. "Evet, Nebiy-yi Zîşan (a.s.m.) tecelliyât-ı İlâhiyeye mazhar ve mâkestir; masdar ve menbâ değildir. Çünkü, o zât yalnız âbiddir ve ibadetçe herkesten ileridir. Demek, bu kadar görünen terakkiyat, kemâlât onun zâtî malı değildir. Ancak hariçten verilen, Rahmân-ı Rahîmin tecellîleridir..." Açıklar msınız?

  14. "Şu âlemi ziyalandıran şemsin, bir sineğin gözüne tecelli ile girip ışıklandırması mümkündür. Ve ateşten bir kıvılcımın gözüne girip tenvir etmesi imkân haricidir. Çünkü gözü patlatır." Bu pasajı devamı ile birlikte açıklar mısınız?

  15. "Maahaza mebde-i hayatına şek ve şüpheyle bakan adam herhalde masdar ile mazhar, menba ile mâkes, zâtî ile tecelli aralarını fark edemiyor." izah eder misiniz?

  16. "Hiç bir şey, bir zerreye bile, mana-yı ismiyle masdar olamaz. Amma bir zerre, mana-yı harfiyle semanın yıldızlarına mazhar olur." cümlesini açar mısınız?

  17. "Şu âlemi ziyalandıran şemsin, bir sineğin gözüne tecelli ile girip ışıklandırması mümkündür. Ve ateşten bir kıvılcımın gözüne girip tenvir etmesi imkân hâricidir. Çünkü, gözü patlatır. Kezâlik bir zerre, Şems-i Ezelî'nin tecellisine mazhar olur. Fakat Müessir-i Hakikî'ye zarf olamaz." izah eder misiniz?

  18. "Duâlar, tevhid ve ibâdetin esrarına nümunedir. Tevhid ve ibâdette lâzım olduğu gibi, duâ eden kimse de, 'Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenab-ı Hak işitir' deyip Kadir olduğuna itikad etmelidir. Bu îtikad, Allah'ın her şeyi bilir ve herşeye kadir olduğunu istilzam eder." izah eder misiniz?

  19. Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına nümunedir. Tevhid ve ibadette lâzım olduğu gibi, dua eden kimse de, 'Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenab-ı Hak işitir...

  20. "İ’lem ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir za'fiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni yere serer, öldürür..." izah eder misiniz?

  21. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Zikreden adamın feyz-i İlâhîyi celbeden muhtelif lâtifeleri vardır. Bir kısmı kalb ve aklın şuuruna bağlıdır. Bir kısmı da şuursuz, yani şuurlara tâbi değildir. مِنْ حَيْثُ لاَ يَشْعُرُ husûle gelir. Binaenaleyh, gaflet ile yapılan zikirler dahi feyizden hâli değildir." izah eder misiniz?

  22. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki: Büyük bir cemaatin mesâisine terettüp eden hasenatı intaç eden semeratı, bir şahsa isnad ve ona malederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır..." devamıyla izah eder misiniz?

  23. "Zikreden adamın, feyz-i İlâhîyi celb eden muhtelif lâtifeleri vardır. Bir kısmı, kalb ve aklın şuuruna bağlıdır. Bir kısmı da şuursuz, yani şuurlara tâbi değildir. Min haysü lâ yeş’ur husûle gelir. Binaenaleyh, gaflet ile yapılan zikirler dahi feyizden hâli değildir." Harama nazar, günah işleme gibi menfi hareketler için de geçerli midir bu kaide? Mesela zalimler günahtan zevk alıyorlar vs...

  24. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Hardale ile tâbir edilen, bir darı habbesi hükmünde olan kuvve-i hâfızanın ihâta ettiği meydanda gezintiler yapılırken o kadar büyük bir sahraya inkılâp eder ki, gezmekle bitmez bir şekil alır..." devamıyla izah eder misiniz?

  25. "Büyük bir cemaatin mesaisine terettüp eden -hasenatı intaç eden- semeratı bir şahsa isnad ve ona mal ederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır..." Şirk-i hafi ile birlikte izah eder misiniz?

  26. "Hardale ile tabir edilen, bir darı habbesi hükmünde olan kuvve-i hafızanın ihata ettiği meydanda gezintiler yapılırken, o kadar büyük bir sahraya inkılâp eder ki, gezmekle bitmez bir şekil alır." Devamıyla açar mısınız?

  27. İ'lem eyyühe'l-aziz! Zikreden adamın, feyz-i İlâhîyi celb eden muhtelif lâtifeleri vardır. Bir kısmı, kalb ve aklın şuuruna bağlıdır. Bir kısmı da şuursuz, yani şuurlara tâbi değildir. Binaenaleyh, gafletle yapılan zikirler dahi feyizden hâli değildir.

  28. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Cenab-ı Hak, insanı pek acib bir terkibde halketmiştir. Kesret içinde vahdeti, terkîb içinde besâteti, cemaat içinde ferdiyeti vardır..." devamıyla izah eder misiniz?

  29. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Kelime-i Tevhid'in tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbublardan yüzünü çevirtmektir..." devamıyla izah eder misiniz?

  30. Kelime-i Tevhidin tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbuplardan yüzünü çevirtmektir. Maahaza, zâkir olan ...

  31. "Lâtifelerin ayrı ayrı tevhidleri olduğuna işaret olduğu gibi, onların da, onlara münâsip şerikleriyle olan alâkalarını kesmek içindir." Bu paragraftaki; ayrı ayrı tevhitten kasıt nedir? Hasse ve latifeler de herbirisi ayrı ayrı mı zikir ediyor?

  32. "Bu hilkat sayesinde, insan eğer ubudiyet yoluna giderse, bütün lezzet, nimet, kemâlât nevilerine, kısımlarına mazhar olmaya şâyandır." cümlesini izah eder misiniz?

  33. "Kesret içinde vahdeti, terkip içinde besâteti, cemaat içinde ferdiyeti vardır." Buradaki besateti ruh olarak yorumlayanlar da var, ceset olarak yorumlayanlar da... Tevil farkının hikmeti ne olabilir?

  34. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İnsanın bir akrabasına (meselâ) okuduğu bir Fatiha-i Şerifeden hâsıl olan sevapta istifade etmekte, bir ile bin müsâvîdir..." devamıyla izah eder misiniz?

  35. Latifelerin Ayrı Ayrı Tevhidleri Nasıl Olur?

  36. "Cenâb-ı Hak, insanı pek acip bir terkipte halk etmiştir. Kesret içinde vahdeti, terkip içinde besâteti, cemaat içinde ferdiyeti vardır." ifadelerini açıklar mısınız?

  37. Makam-ı Mahmud'un bir maide olup lutf akıtması ne demektir?

  38. "Ve keza, salâvat-ı şerîfeyi getiren adam, zât-ı Peygamberîyi (a.s.m.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taallûk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salâvat getirmeye müşevviki olsun." izah eder misiniz?

  39. "İ’lem ey din âlimi! “Ücretim az, ilmime rağbet yok.” diye mahzun olma. Çünkü mükâfât-ı dünyeviye ihtiyaca bakar, kıymet-i zâtiyeye bakmaz. Meziyet-i zâtiye ise mükâfat-ı uhreviyeye nâzırdır." Açıklar mısınız?

  40. "İ’lem ey hitabet-i umûmiye sıfatı ile, gazete lisanıyla konferans veren muharrir! Sen, kendi nefsini aşağı göstermeye ve nedâmet ederek kusurlarını ilân etmeye hakkın var. Fakat şeâir-i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeğe kat'iyen hakkın yoktur... Burası İslâmiyet memleketidir, Yahudi memleketi değildir." izah eder misiniz?

  41. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Nebiyy-i Zîşan'ın (A.S.M.) makam-ı Mahmûd'u İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir..." devamıyla izah eder misiniz?

  42. "İ’lem ey din âlimi! Ücretim az, ilmime rağbet yok, diye mahzun olma. Çünkü mükâfat-ı dünyeviye ihtiyaca bakar, kıymet-i zâtiyeye bakmaz. Meziyet-i zâtiye ise mükâfat-ı uhreviyeye nâzırdır. Öyle ise, zâtî olan meziyetini mükâfat-ı uhreviyeye sakla, birkaç kuruşluk dünya metâına satma." izah eder misiniz?

  43. Namaz tesbihatında salavatlar neden okunuyor? Duanın kabul olunması için mi? İslam alimleri ve Üstad ne diyor bu konuda?

  44. "Kâfirlerin medeniyetiyle mü'minlerin medeniyeti arasındaki fark: Birincisi, medeniyet libasını giymiş korkunç bir vahşettir. Zâhiri parlıyor, bâtını da yakıyor. Dışı süs içi pis, sûreti me’nus, sîreti mâkûs bir şeytandır. İkincisi, bâtını nur, zâhiri rahmet, içi muhabbet, dışı uhuvvet, sûreti muâvenet, sîreti şefkat, câzibedar bir melektir." devamıyla izah eder misiniz?

  45. "Ama kâfirlerin medeniyetinde görülen mehâsin ve yüksek terakkiyât-ı sanayi -bunlar- tamamen medeniyet-i İslâmiyeden, Kur’ân’ın irşâdâtından, edyân-ı semâviyeden in’ikâs ve iktibas edildiği,.." Bizim eğitim sisteminde bu konu anlatılmıyor neredeyse... Akılcılık ve çok çalışmayla Batı ilerledi tezi vurgulanır hep, bu yanlış nasıl düzelecek?

  46. "Kâfirlerin, müslümanlara ve ehl-i Kur’ân’a düşman olmaları küfrün iktizasındandır. Çünkü, küfür îmâna zıttır. Maahaza Kur’ân, kâfirleri ve âbâ ve ecdatlarını idam-ı ebedî ile mahkûm etmiştir..." devamıyla izah eder misiniz?

  47. "Müslümanlarla ülfet ve muhabbetleri mümkün olmayan kâfirlere muhabbet boşa gidiyor.." Kafirlerin Müslümanlara muhabbet besleyeni var mıdır? Hristiyanlar ve Yahudiler de bu sınıftan mıdır?

  48. "Öyle de, şu münkerat zamanında ve âdât-ı ecânibin istilâsı ânında ve bid’aların kesreti vaktinde ve dalâletin tahribatı hengâmında, içtihad namıyla kasr-ı İslâmiyetten yeni kapılar açıp, duvarlarında muharriplerin girmesine vesile olacak olan delikler açmak, İslâmiyete cinayettir." İzah eder misiniz?

  49. Mesail-i diniyeden olan içtihad kapısı, açıktır. Fakat, şu zamanda oraya girmeye altı mani vardır,.. Diyor, ancak 5 mani görünüyor gibiydi?

  50. "Dinin zaruriyatı ki içtihad onlara giremez... Hem o zaruriyat, kut ve gıda hükmündedirler; şu zamanda terke uğruyorlar ve tezelzüldedirler." izah eder misiniz?

Yükleniyor...