"En mütesallib olmalı. En müteyakkız olmalı. Yahut o dar olmamalı, İslâmı aldatmamalı. İmanın yeri kalbdir; dimağ ise oluyor mâkes-i nur-u iman..." ifadelerini devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"En mütesallib olmalı. En müteyakkız olmalı. Yahut o dar olmamalı, İslâmı aldatmamalı. İmanın yeri kalbdir; dimağ ise oluyor mâkes-i nur-u iman."

"Bazan da mücahiddir, bazan süpürgecidir. Dimağda vesveseler, hem pek çok ihtimaller kalb içine girmese, sarsılmaz iman, vicdan."

"Yoksa bazıların zannınca iman dimağda olsa, ruh-u iman olan hakkalyakîne, ihtimâlât-ı kesire olur birer hasm-ı bîeman."

"Kalb ile vicdan, mahall-i iman. Hads ile ilham, delil-i iman. Bir hiss-i sâdis, tarik-i iman. Fikir ile dimağ, bekçi-i iman."(1)

Kalb: İnsan mahiyetinin merkezinde yerleşmiş karar verme veya vermeme vazifesini gören akıl ve vicdan gibi kanallar ile beslenen bir latifedir. Akıl bilgileri kalbe gönderir. Vicdan ise insanın fıtratına derç edilmiş hakikat miyarıdır.

Bu iki kanaldan gelen kalb denilen latifede depolanır ve gelişir ve şekillenir. Kalb bu malumatlar ışığında seçer ve ona göre yaşar. Bu yüzden kalb, insan mahiyetinin en ehemmiyetli latifesidir ve karar mekanizmasıdır.

Üstad Hazretleri bu mânayı şöyle özetliyor:

"İhtar: Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır."(2)

Kalbte iman kökleşip yerleştikten sonra, bu sair âzalara akseder. Dimağ, yani akıl, imana göre düşünmeye başlar, hâdiseleri ona göre muhakeme eder. Yani kalbteki iman nuru dimağda parlar. Yoksa bazılarının zannettiği gibi iman akılda olsa, ona gelen birçok vehim ve vesveseler imana zarar verir ve çabuk imha eder. Ama akla gelen vehim ve hayaller kolayca kalbe girip orada kökleşmiş imana zarar veremezler. Bu yüzden elmas gibi kıymetli olan iman, kalb gibi bir mahzende muhafaza ediliyor.

İmanın mahalli kalb ve vicdandır. Kalbe gelen hads ve ilham imana bir delil iken, fikir ve dimağ da kalbteki imana bekçilik ve muhafızlık eder. Yani bir insan aklî delilleri ne kadar güzel talim ederse, imanı o kadar mahfuz ve salim kalır. Zira bekçisi kuvvetli olan bir kasayı soymak imkânsızdır.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Lemeat.

(2) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 7. Ayet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...