"Güya tecessüm etmiş envâr-ı İslamiyet şeâiri içinde. Güya tasallüb etmiş zülal-i İslamiyet maabidi içinde. Birer sütun-u iman. Güya tecessüd etmiş ahkâm-ı İslamiyet maalimi..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Her bir şeair bir hoca-i dânâdır, ruh-u İslam’ı daim enzara ders veriyor. Mürur-u a’sar ile sebeb-i istimrar-ı zaman."

"Güya tecessüm etmiş envar-ı İslamiyet, şeairi içinde. Güya tasallüb etmiş zülal-i İslamiyet, maâbidi içinde. Birer sütun-u iman."

"Güya tecessüd etmiş ahkâm-ı İslamiyet, maâlimi içinde. Güya tahaccür etmiş erkân-ı İslamiyet, avâlimi içinde. Birer sütun-u elmas. Onunla murtabıttır zemin ile asuman." (Sözler, Lemeat, Kur’ân, kendi kendini himaye edip hâkimiyetini idame eder.)

"Güya tecessüm etmiş envâr-ı İslamiyet şeâiri içinde."

Şeair, İslami âdet, alamet ve göstergeler demektir. İslam, âdeta şeair içinde cisimleşmiş bir nur gibidir. İslam bu şeairleri âdeta bir medrese ve bir mektep gibi insanlara ders veriyor. Bu şeairleri bu milletin bağrından sökemeyen, İslam’ı da söküp atamaz. Mesela, en mühim şeâirlerden biri olan ezan; bütün haşmeti ile minarelerden yükselen lahutî sadalarla günde beş defa Cenab-ı Hakk’ın azamet ve kibriyasını ilan ediyor, tevhidi ve İslam’ı haykırıyor.

Bediüzzaman Hazretleri de ezan, selam ve hutbe gibi şeairlerin ehemmiyetini şöyle ifade eder:

"Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimmi, İslamiyet alametleri olan ve şeâire de taalluk eden sünnetlerdir. Şeâir, âdeta hukuk-u umumiye nevinden cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mesul olur. Bu nevi şeaire riya giremez ve ilan edilir. Nafile nevinden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir." (Lem'alar, On Birinci Lem’a.)

"Güya tasallüb etmiş zülâl-i İslamiyet maâbidi içinde. Birer sütun-u iman."

İslam’ın o serin ve tatlı suyu adeta taş gibi mabetler içine yerleşmiş. Kimse İslam’ı bu mabetlerden tecrid edemez. İmanın birer sütunu olan Ayasofya, Süleymaniye, Selimiye ve Sultanahmet gibi muhteşem camiler küfre meydan okuyorlar.

"Güya tecessüd etmiş ahkâm-ı İslamiyet maâlimi içinde."

İslam’ın hükümleri maâlim İslam âleminin kalbine, insanların dem ve damarlarına öyle bir girmiş ki, âdeta cesed hâline gelmiştir. İslam beldelerinin her tarafında İslam’ın nişanesini, izlerini görmek mümkündür. Bu izleri ve nişaneleri silmek kimsenin haddine değildir, buna hiçbir kuvvetin de gücü yetmez.

"Güya tahaccür etmiş erkân-ı İslamiyet avâlimi içinde. Birer sütun-u elmas; onunla mürtebittir zemin ile asuman."

İslam’ın itikat ve amel esasları, âdeta sağlam ve kırılmaz bir taş gibi, bu ülkenin ciğerine oturmuştur. Zemin ile semayı birleştirmiş bir elmas direk gibidir. Kimin haddine ki bu elmastan taşı kırabilsin. Sema ile zemin arası elmastan bir sütun olan İslam ile bağlanmış, bu sütunu kim yıkabilir ki?..

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...