"Dimağ" ve "Zihin" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dimağ; zihin ve kafanın içi demektir. Fikrin mahallidir. Bu noktadan zihin ve dimağ aynı manaya gelmektedir.

Kalp; akıl ve vicdan gibi kanallar ile beslenen Rabbanî bir latifedir.

İmanın mahalli, esma-i ilâhiyenin tecelligâhı, bütün feyizlerin ma’kesi ve manevî duyguların merkezi ve latife-i Rabbaniye olan kalbin beslendiği birinci kanal; dimağdır. Yani hariçten gelen bütün malumat ve fikirler, dimağ kanalı ile kalbe ulaşır.

Bu iki kanaldan gelen malumatlar, kalp denilen latifede depolanır. Kalp bu malumatlara göre tekâmül eder ve şekillenir. Kalp, bu malumatlar ışığında yolunu seçer ve ona göre yaşar. Bu yüzden kalp, insan mahiyetinin en mühim bir latifesidir.

Vicdan; insanın fıtratına derç edilmiş, hakikat miyarı ve mihengidir. Vicdan; bir nevi insanın iç âleminin mizanlarını hissiyat ve duygular kanalı ile kalbe ulaştırır. Kalp dimağ ve vicdan arasında bir havuz gibidir; her iki taraftan malumat ve hissiyat akar.

"İhtar: Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır."(1)

Eşyanın renklerini ve şekillerini gözümüzle, seslerini kulaklarımızla, faydalarını da aklımızla biliriz. Nice hakikatleri de vicdanen biliriz. Meselâ, hayatta olduğumuzu vicdanen biliriz, yani bu hakikati görerek, işiterek yahut deliller getirerek değil bizzat yaşayarak biliriz.

Demek ki, his âlemimizdeki hareketleri de yine vicdanen biliyoruz. Sevmemiz, korkmamız, endişe etmemiz, acımamız, şefkat göstermemiz kalbimizin vicdanî yönüyle olmaktadır; duyu organlarımızla yahut aklımızla değil.

Aynı şekilde, insan sonsuz aciz, sonsuz fakir olduğunu da yine vicdanen bilir. Bu sonsuz aczine ve fakrına rağmen hem iç organlarındaki bütün faaliyetlerden hem de kâinattaki sonsuz icraatlardan hiçbir endişe duymaksızın hayatını sürdürmesi, ancak vicdanın Allah’ı bilmesi ve insana sahipsiz olmadığını bildirmesi sayesindedir.

Semavî kitaplara ve peygamberlere kavuşan insan Allah’a iman eder, aklı, kalbi ve vicdanı böylece tatmin olur ve huzur bulur. Vahiy nurundan mahrum kalan insanlar ise vicdanlarındaki bu inanma ve ibadet etme ihtiyacını putlara tapmakla, onlara istinad etmek ve onlardan yardım dilemekle tatmin etmeye çalışırlar.

İnsanın her bir azası, latifesi ve duygusu birbiri ile bağlantılıdır. Dolayısı ile vicdan ve zihin arasında bir bağın olması normaldir. Zihin kalbe fikir akıtırken, aynı zamanda vicdan ve ruhun da temel bir esası ve unsuru olabilir. Bunda herhangi bir zıtlık yoktur.

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 7. Ayet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

baybarshan
Maaşallah
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...