"Evet, insana verilen bütün cihâzât-ı acîbe, bu ehemmiyetsiz hayat-ı dünyeviye için değil, belki pek ehemmiyetli bir hayat-ı bâkıye için verilmişler." cümlesini, devamında verilen mesajları, “iki hizmetkâr” misalini de nazara alarak, açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan, beden yönüyle hayvanlardan çok ileri ve mükemmel olmakla birlikte, insanın diğer canlılardan asıl üstünlüğü ruhuna takılan manevî cihazât yönüyledir. İnanan bir kalb, mahlukatı ve hâdiseleri düşünüp değerlendiren bir akıl, gördüğü ve öğrendiği her şeyi koruyan bir hafıza, aczini ve fakrını bilip Rabbine teveccüh eden bir vicdan, yapacağı şeyleri önceden planlama, karar verme ve tatbik etme hususiyetine sahip bir ilim ve irade ve böyle daha nice manevî cihazlar ve kabiliyetler hayvanlarda yoktur. Bunlara sahip olmayan hayvanların bu dünyada rahat bir hayat geçirmeleri, geçmişin elemlerini hiç hatırlamayıp, istikbalden endişe etmemeleri, dünya hayatı için gerekli şeyleri hazır bulmaları, bu konuda bir gayret içine girmemeleri gösteriyor ki, insan bu dünyaya sadece rahat bir şekilde ömür sürmek için gelmemiştir. Ondaki her cihazın, her latifenin çok gayeleri ve hikmetleri vardır.

“Demek, ahsen-i takvîm sûretinde yaratılan insan, hayat-ı dünyeviyeye hasr-ı fikr etse, yüz derece, sermayece hayvandan yüksek olduğu halde, yüz derece, serçe kuşu gibi bir hayvandan aşağı düşer.” (1)

Üstad Hazretleri eşyanın hikmetlerini üç ana grupta ele alıyor.

“Nur-u Kur’ân ile gördüm ki; birbiri içinde üç küllî dünya var. Birisi, esmâ-i İlâhiyeye bakar, onların âyinesidir. İkinci yüzü, âhirete bakar, onun mezrasıdır. Üçüncü yüzü, ehl-i dünyaya bakar, ehl-i gafletin mel'abegâhıdır.” (2)

İşte, “hayat-ı dünyeviyeye hasr-ı fikr” eden, yâni aklını sadece dünyanın üçüncü yüzü için kullanıp çok ehemmiyetli diğer iki yüzü dikkate almayan insan, o çok büyük hayat sermayesini zayi’ etmiş olur. Dünyadan edindiği zevk ve lezzet de hayvanlardan çok aşağı mertebede kalır.

Birinci cihette hiçbir canlı, insana yetişemez. Bu noktada en üstün varlık, ahsen-i takvimde yaratılan insandır. İnsan, bu üstün yaratılışının şükrünü yerine getirmeye çalışmalı ve hayatını ebedî âlem hesabına en iyi şekilde değerlendirme konusunda hassasiyet göstermelidir.

İkinci cihet itibariyle, canlılar içerisinde âhirete en fazla mahsul gönderen insan nev’idir. İnsanın aklı ve kalbi, görmesi, işitmesi gibi her bir hissi de âhiret hesabına bir vazife yapmakta, sahibini ya cennete yahut cehenneme hazırlamaktadır. Sevgi, korku, hırs, hased, şefkat, merhamet, merak, endişe, tevazu, kibir, cömertlik, cimrilik gibi binlerce hissin her birisi insan için hem bir sermaye, hem bir imtihan vesilesidir. Kalbi ve aklı yanında bütün his dünyasını Allah’ın emir ve rızası dâiresinde kullanabilen kâmil bir mü’min, melekleri çok gerilerde bırakan manevî makamlara erer.

Bu iki yüzden gaflet ederek sadece nefis namına ve isyan yolunda ömür geçirenler ise hayvanlardan aşağı düşmekle kalmaz, bazen şeytanları bile geride bırakacak kadar alçalırlar.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas.

(2) bk. Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a, Sekizinci Rica.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...