"Evlatlarını, o Zat-ı Rahim-i Kerimin hediyeleri olduğu için kemal-i şefkat ve merhametle onları sevmek ve muhafaza etmek, yine Hakka aittir..." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Ve evlâdlarını, o Zât-ı Rahîm-i Kerim’in hediyeleri olduğu için kemâl-i şefkat ve merhamet ile sevmek ve muhâfaza etmek yine Hakk’a âittir. Ve o muhabbet ise, Cenâb-ı Hakk’ın hesabına olduğunu gösteren alâmet ise, vefatlarında sabır ile şükürdür. Me’yûsâne feryâd etmemektir. “Hâlikımın benim nezâretime verdiği sevimli bir mahlûku idi. Bir memlûkü idi. Şimdi hikmeti iktizâ etti. Benden aldı. Daha iyi bir yere götürdü. Benim o memlûkte bir zâhirî hissem varsa, hakîkî bin hisse onun Hâlik’ına âittir. el-Hükmü lillâh” deyip teslîm olmaktır.
- ACIKLAR MISINIZ?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ve evlâtlarını, o Zât-ı Rahîm-i Kerîm'in hediyeleri olduğu için kemâl-i şefkat ve merhametle onları sevmek ve muhafaza etmek, yine Hakka aittir. Ve o muhabbet ise, Cenâb-ı Hakk'ın hesabına olduğunu gösteren alâmet ise, vefatlarında sabır ile şükürdür, meyusâne feryad etmemektir. "Hâlıkımın, benim nezaretime verdiği sevimli bir mahlûku idi, bir memlûkü idi. Şimdi hikmeti iktiza etti, benden aldı, daha iyi bir yere götürdü. Benim o memlûkte bir zâhirî hissem varsa, hakikî bin hisse onun Hâlıkına aittir. اَلْحُكْمُ ِللّٰهِ " deyip teslim olmaktır. (Sözler, 32. Söz, Üçüncü Mevkıf)

Çocukları sevmek ve korumak, onların Allah tarafından anne babalara emanet edilmiş olması nedeniyle, Allah adına yapılan bir görevdir. Bir anne babanın çocuğuna duyduğu sevginin sadece dünyevi değil, Allah için olduğunu kanıtlayan en önemli gösterge, onun vefatı anında ortaya çıkar.

Çocuk vefat ettiğinde umutsuzluğa kapılıp feryat etmek yerine, sabır ve şükürle karşılamak gerekir. Bu davranış, sevginin Allah için olduğunu gösterir.

Burada, ölen çocuğun Allah'ın mülkü olduğu ve onun hikmeti gereği onu daha iyi bir yere götürdüğü düşüncesi anlatılıyor. Bu anlayışla, anne baba "El-Hükmü lillah" (Hüküm Allah'ındır) diyerek Allah'ın takdirine teslim olur.

Bu metin, çocuklara olan sevginin sadece dünyevi bir bağdan ibaret olmadığını, bu sevginin asıl kaynağının Allah olduğunu ve çocuk vefat ettiğinde gösterilen teslimiyet ve sabrın, bu sevginin samimiyetini kanıtladığını açıklıyor. Çocuk, Allah'ın bir emaneti ve mülküdür; vefatı da onun takdiridir. Bu duruma isyan etmeden, sabırla yaklaşmak, gerçek imanın ve Allah sevgisinin bir göstergesidir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Vefat eden çocuk, bir Hâlık-ı Rahîmin mahluku, memlukü, abdi ve bütün heyetiyle onun masnuu ve ona ait olarak ebeveyninin bir arkadaşı idi ki,.." İzah eder misiniz?

- Çocukları Vefat Edenlere Müjde! (Video: Dr. A. ÇOLAK)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 419
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

1. Şükür, sadece olumlu olaylara değil, istisna ile olumsuz olaylar da söylenir. Normalde şükür deyince akla “iyi şeyler için Allah’a teşekkür” gelir. Tasavvuf ve fıkıh perspektifinde şükür, Allah’ın takdirine razı olmak ve her olayı hikmetle karşılamak anlamında da geçer. Yani sadece mutluluk veya kazanç için değil, kaybettiğimizde de Allah’a şükretmek mümkündür.

2. Çocuk vefatında şükür ne demek? Metindeki örnek: > “Hâlıkımın, benim nezaretime verdiği sevimli bir mahlûku idi… şimdi hikmeti iktiza etti, benden aldı…” Çocuğun varlığı Allah’ın bir hediyesiydi. Onun vefatı da Allah’ın hikmetiyle olan bir olay. Şükür burada, “Allah bana onu emanet etti ve şimdi O, onu daha hayırlı bir yere aldı” diyerek takdiri ve hikmeti kabullenmek demektir. Yani ölüme şükür demek, çocuğun kendisine değil, Allah’ın hikmetine ve emaneti bize bahşetmiş olmasına şükretmektir. Buradaki şükür, çocuğun yaşadığı süre boyunca bize verdiği mutluluk, sevgi ve birlikte geçirilen güzel zamanlar için Allah’a teşekkür etmektir. Yani vefatına değil, hayatı boyunca bize sunduğu “hediye”lere şükürdür. Örneğin: “Allah bana bu evladı emanet etti, onunla geçirdiğim zamanlar çok kıymetliydi; bunun için şükürler olsun” diyebilirsin. Bu, hem tasavvufi metindeki takdir anlayışıyla uyumlu hem de insani duygularla bağdaşır. Sabır ise, kaybın verdiği acıyı olgunlukla karşılamak ve meyusâne feryad etmemek olarak gelir. Yani şükür ve sabır birlikte düşünülür: şükür, verdiği nimetler için; sabır, kaybın acısını karşılamak için.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...