"Faraza, şu devletin yarı milleti, pahasında verilse idi gene erzân ve zulmetle beraber yansa idi gene ucuz!" cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sual: Ey Seyda! İstanbul’a gittin. Bu inkılâb-ı azîmi gördün. Mühim işler içine girdin. Bize ne getirdin?"

"Cevap: Müjde getirdim."

"Sual: Müjde ne demek? Bazılar bize 'Sizin için fenalık var.' diyorlar."

"Cevap: Nurdan zarar gelmez; gelirse, huffâşa gelir, murdar şeylere gelir. Size, cemî kuvvetimle, yalnız Kürdistan’a değil, belki âleme işittirecek tarzda bağırarak müjde veriyorum ki; umum İslâmın, lâsiyyemâ Osmânîlerin, bâhusus Ekradın saadetinin fecr-i sâdıkının geldiğini, hatta Bâşid başında görüyorum. رَغْماً عَلٰى اَنْفِ اَبِى الْعَلاَۤءِ الْمَعَرِّى (Ümitsizlik ve karamsarlığın sembolü olan Arap filozof ve şâiri Ebû Alâi’l-Maarrîye rağmen.) Faraza, şu devletin yarı milleti, pahasında verilse idi gene erzân ve zulmetle beraber yansa idi gene ucuz!"(1)

Meşrutiyetin (kısmen cumhuriyetin) Osmanlı devleti tarafından tatbik edilmeye başlamasını Üstad çok müspet ve güzel bir gelişme olarak değerlendiriyor. Ve bu gelişmeyi Kürt aşiretlerine hem anlatıyor hem de onlara Meşrutiyetin meşruluğunu kabul ettirmeye çalışıyor. Zira Meşrutiyeti gavur icadı olarak görüp mesafeli duranların sayısı az değil.

"Faraza, şu devletin yarı milleti, pahasında verilse idi gene erzân ve zulmetle beraber yansa idi gene ucuz!”

Meşrutiyetin gelişi ile bazı olumsuz isyan ve tepkilerden doğan zararlar, bu müspet gelişmenin faydası yanında bir hiçtir. Hatta Üstad Meşrutiyetin gelmesi için bundan daha fazla bedel ödemiş olsaydık bile, bu kazanılan neticenin yanında yine ucuz bir kazanım olurdu, diyor.

(1) bk. Münazarat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...