"Senin risalelerin, kuvvetli bir dini cereyan veriyor, ladini cumhuriyetin prensiplerine muaraza ediyor." Bölümünü izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eğer faraza, laik cumhuriyetin mahiyetini bilmeyen bir dinsiz dese: 'Senin risalelerin, kuvvetli bir dinî cereyan veriyor, lâdinî cumhuriyetin prensiplerine muaraza ediyor.' "

"Elcevap: Hükûmetin laik cumhuriyeti, dini dünyadan ayırmak demek olduğunu biliyoruz. Yoksa, hiçbir hatıra gelmeyen dini reddetmek ve bütün bütün dinsiz olmak demek olduğunu, gayet ahmak bir dinsiz kabul eder. Evet, dünyada hiçbir millet dinsiz olarak yaşamadığı gibi, Türk milleti misillü bütün asırlarda mümtaz olarak, bütün aktar-ı cihanda ve nerede Türk varsa Müslümandır."

"Sair anâsır-ı İslâmiyenin, küçük de olsa yine bir kısmı, İslâmiyet haricindedir. Böyle pek ciddî ve hakikî dindar ve bin sene kadar hak dininin kahraman ordusu olarak zemin yüzünde, mefâhir-i milliyesini milyonlar menâbi-i diniye ile çakan ve kılınçlarının uçlarıyla yazan bu mübarek milleti, 'Dini reddeder veya dinsiz olur.' diye itham eden yalancı dinsizler ve milliyetsizler, öyle bir cinayet işliyorlar ki, Cehennemin esfel-i sâfilîn tabakasında ceza görmeye müstehak olurlar." (Tarihçe-i Hayat, Eskişehir Hayatı)

Bu parça, özetle, Risale-i Nur'un, Laik Cumhuriyetin prensiplerine karşıt olduğu şeklindeki bir iddiaya cevap vermektedir.

İşte metnin ana fikirleri ve kısa özeti:

Kısa Özet İddia:

Farazi bir dinsiz, Risale-i Nur'un kuvvetli bir dinî cereyan oluşturduğu ve bunun ladini (dinsiz) cumhuriyetin prensiplerine karşı olduğu iddiasını ortaya atıyor.

Cevap ve Laikliğin Tanımı:

Metin, buna karşı çıkarak, devletin uyguladığı laik cumhuriyetin anlamının dini dünyadan ayırmak (din ve dünya işlerinin ayrılması) olduğunu, yoksa "dini tamamen reddetmek ve bütün bütün dinsiz olmak" anlamına gelmediğini vurgular. Bunu ancak çok ahmak bir dinsizin iddia edebileceği belirtilir.

Türk Milletinin Özelliği:

Türk milleti, binlerce yıldır ciddî ve hakikî dindar bir millettir ve tarih boyunca Hak dininin kahraman ordusu olmuştur. Türkler, nerede olursa olsun Müslümandır.

Böylesine köklü dindar bir milleti, "Dini reddeder" veya "dinsiz olur" diye suçlayan yalancı dinsizler ve milliyetsizler, Cehennem'in en alt tabakasında cezayı hak edecek kadar büyük bir cinayet işlemiş olurlar.

Özetle, parça, Risale-i Nur'un dinî hizmetinin laikliğe karşı olmadığını; asıl tehlikenin, laikliği dini toptan reddetmek gibi gösterip, köklü dindar Türk milletini dinsizlikle itham edenlerin niyetinde olduğunu sert bir dille ifade etmektedir.

Bahsi geçen paragraf, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Tarihçe-i Hayat eserinden alınmıştır ve genellikle tek parti dönemi ile ilişkilendirilen, dinî hayatın kontrol altında tutulduğu ve sıkı laiklik uygulamalarının baskın olduğu bir döneme (özellikle 1925-1950 arası) aittir.

Bu dönemin temel özellikleri şunlardır:

Laikliğin Sert Uygulanışı:

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, özellikle 1924'te Hilafetin kaldırılması ve sonrasındaki devrimlerle, devlet yönetiminde dinin etkisini azaltma politikaları sert bir şekilde uygulanmıştır. Bu durum, bazı çevrelerce laiklik prensibinin dinsizlik (ladinilik) olarak yorumlanmasına yol açmıştır.

Risale-i Nur'a Karşı Baskı:

Bediüzzaman Said Nursi, dinî inançları kuvvetlendirmeye yönelik telif ettiği Risale-i Nur eserleri nedeniyle, "dinî cereyan oluşturduğu" ve "rejime karşı geldiği" iddialarıyla sürekli olarak gözetim altında tutulmuş, sürgün edilmiş ve yargılanmıştır. Metin, tam da bu "dini faaliyetin, cumhuriyetin prensiplerine muaraza ettiği" yönündeki resmî ve gayriresmî ithamlara karşı bir savunma niteliği taşır.

"Dinsiz Cumhuriyet" İthamına Cevap:

Said Nursi, burada, devletin ilan ettiği laikliğin din ve dünya işlerinin ayrılması prensibi olduğunu kabul eder. Ancak bazı çevrelerin (onları "yalancı dinsizler ve milliyetsizler" diye tavsif ediyor) bu kaideyi istismar ederek, cumhuriyeti "dini reddeden" bir yapı gibi göstermeye çalıştıklarını ve bunun Türk milletinin bin yıllık dindarlık karakterine hakaret olduğunu vurgular.

Milli Kimlik ve Dindarlık:

Metinde Türk milleti vurgusu güçlüdür. Bu, hem milliyetçilik akımlarının revaçta olduğu bir dönemde Risale-i Nur'un bir "bölücü" değil, milli değerlere sahip çıkan bir hareket olduğunu gösterme amacını taşır hem de Türk kimliği ile İslamiyet'in ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayarak, dinsizlik ithamını milli bir ihanet seviyesine taşır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Lâiklik bir taraftan din ile siyasetin birbirinden ayrılması, diğer taraftan ise vicdan hürriyeti manasına gelir." Ne demektir, laikliğe bakış açımız nasıl olmalı?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 188
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...