"Fâtır-ı Hakîm, insanın vücudunu mükemmel bir saray suretinde..." Hakîm isminin, iktisatta tecellisi nasıl oluyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hakîm: “Hüküm ve hikmet sahibi.” “Her şeyi olduğu gibi bilen.” “Gerekeni en güzel ve en faydalı şekilde yapan.”

Hakîm; hikmetle muttasıf olan ve mevcudatın hakikatine ve hikmetlerine vâkıf olan. İş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan demektir. Allah’ın, hikmetsiz ve abes bir şey yaratmaktan münezzeh olmasını ifade eder. O’nun yarattığı hiçbir şeyde hikmetsiz ve abes bir nokta yoktur.

Şu görünen varlık âlemine, kitab-ı âlem denildiği gibi, ilâhî fermanın bir ismi de Kur’ân-ı Hakîm’dir. Kur’ân’ın bütün emir ve yasaklarının insanın faydasına olduğunun en açık bir delili, şu kâinat kitabının âdeta ilim ve hikmetle kaynaşmasıdır. Her bir fen, bu âlem kitabındaki sonsuz hikmetlerin sadece bir yönünü açıklamaya çalışır. Hücrelerden, genlerden, bitkilerden, hayvanlardan, denizlere, yer altına ve yıldızlara kadar her âlem, ayrı bir ilim dalının konusu olmuş ve her biri hakkında yüzlerce, binlerce kitap yazılmıştır. Âlemin bir küçük misali olan insanın derisi, iç organları, kalbi, gözü, kulağı ayrı birer ilim dalının inceleme konusudur.

Şu âlemde, her şeyin nice hikmetlerle dolu olduğunu gören insanoğlu, kendisini gayesiz, faydasız kabul edemez. Boş şeylerle uğraşıp ömrünü zayi edemez.

Ruhun hanesi olan beden, bu kadar hikmetli yapıldığına göre, o hanede tasarruf eden ruh nasıl hikmetsiz olabilir!?..

İnsan ruhunun ve kalbinin de hikmetli bir yol tutmaları, ancak Kur’ân-ı Hakîm’e uymalarıyla mümkündür.

Hakîm isminden gerekli dersi alan bir mü’min, her şeyi hikmetle yapan ve insanın ruhunda ve bedeninde nice hikmet cilveleri sergileyen Rabbinin hikmetine uygun hareket etmeye gayret gösterecek, faydalı işler yapacak, boş ve zararlı şeylerden sakınarak ve ahireti için azamî derecede sevap kazanmaya çalışacaktır. Eşyada gizli ilâhî sırları ve gayeleri keşfetmek için çaba gösterecek, hikmetin ‘faydalı ilim ve salih amel’ tarifine uygun olarak, sadece gerçeği öğrenmekle kalmayacak, ilmini amelle destekleyerek Hakîm ismine mazhariyetten nasibini alacaktır. Böylece, “(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona pek çok hayır verilmiştir” (Bakara sûresi, 269) âyet-i kerîmesindeki müjdeden nasiplenmeye çalışacaktır.

Hikmet ile iktisat arasında çok sıkı bir ilişki bulunuyor. Mesela; tıbbın ifadesine göre bir karaciğere dört yüz ayrı vazife, yani hikmet takmak iktisat ile hareket etmek demektir. Şayet Allah, bu azaya dört yüz vazife vermek yerine, her vazife için bir aza yaratmış olsa idi, insanın vücudunda diğer azalara yer kalmaz ve bu da hikmet ve iktisada münafi olurdu.

Yüzlerce elmayı bir ağaçtan vermek yerine, her elmaya bir ağaç gerekse idi, bir kilo elma yemek için en az on ağaç gerekecekti. Bütün bu işler birlikte düşünüldüğünde Hakim ismi ile iktisadın birbiriyle ne derece alakalı olduğu anlaşılır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...