"Feylule", "gaylule" ve "kaylule" uykuları hakkında bilgi verir misiniz; bunların vakitleri nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Uyku üç nevidir.

"BİRİNCİSİ: Gaylûledir ki, fecirden sonra, tâ vakt-i kerahet bitinceye kadardır. Bu uyku, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine hadisçe sebebiyet verdiği için, hilâf-ı sünnettir. Çünkü rızık için sa’y etmenin mukaddemâtını ihzar etmenin en münasip zamanı, serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehavet ârız olur. O günkü sa’ye ve dolayısıyla da rızka zarar verdiği gibi, bereketsizliğe de sebebiyet verdiği, çok tecrübelerle sabit olmuştur."

"İKİNCİSİ: Feylûledir ki, ikindi namazından sonra, mağribe kadardır. Bu uyku ömrün noksaniyetine, yani, uykudan gelen sersemlik cihetiyle, o günkü ömrü nevm-âlûd, yarı uyku kısacık bir şekil aldığından, maddî bir noksaniyet gösterdiği gibi, mânevî cihetiyle de o gün hayatının maddî ve mânevî neticesi ekseriya ikindiden sonra tezahür ettiğinden, o vakti uykuyla geçirmek, o neticeyi görmemek hükmüne geçtiğinden, güya o günü yaşamamış gibi oluyor."

"ÜÇÜNCÜSÜ: Kaylûledir ki, bu uyku sünnet-i seniyyedir. Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyamına sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber, Ceziretü’l-Arabda, vaktü’z-zuhr denilen şiddet-i hararet zamanında bir tatil-i eşgal, âdet-i kavmiye ve muhitiye olduğundan, o sünnet-i seniyyeyi daha ziyade kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyide medardır. Çünkü yarım saat kaylûle, iki saat gece uykusuna muadil gelir. Demek, ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine, yine bir buçuk saati, ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor." (1)

Kur’ân-ı Kerim’de uykunun bir dinlenme ve istirahat vasıtası olduğu şöyle ifade edilmektedir,

“Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan O’dur.” (Furkan, 25/47)

“Uykunuzu bir dinlenme kıldık.” (Nebe, 78/9)

Uyumanın mekruh olduğu vakitlerde uyumamak ve güzel şeylerle meşgul olmak sünnettir. Ancak bu vakitlerde uyuyan kimse, bu sevaptan ve bereketten mahrum kalsa bile günah işlemiş olmaz.

Gece dışında feylule, gaylule ve kaylule olmak üzere üç çeşit uyku vardır.(2)

Gaylule; fecirden itibaren güneş doğup kerahet vakti çıkıncaya kadar geçen sürede uyumaktır. Bu zamanda uyumak sünnete uygun düşmez. Nitekim Beyhakî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Sabah namazından sonra uyumak rızka manidir.” (3)

Bunun manası şu olabilir: Çalışma saatleri sabah erkenden başlar. Çünkü insan o saatlerde daha dinçtir. Günün ilk saatleri olduğundan iş bulmak, alışveriş yapmak, istediği ve aradığı malı almak daha kolaydır.

Her günün bir rızkı vardır ve mukadderdir. Fakat o rızkın bir şartı da kişinin gayreti ve çalışmasıdır. Kişinin işe erkenden başlamaması durumunda, rızkın bir şartı yerine gelmediği için rızıkta istenilen bereket de olmayabilir. “İnsan için ancak kendi çalışmasının karşılığı vardır.” (Necm Suresi, 53/39) âyeti de çalışıp çabalamanın ehemmiyetini ifade etmektedir.

Bilindiği üzere, birçok iş kolunda sabahın erken saatlerinde işe başlamak rızkın bolluğuna ve berekete sebeptir.

Feylule uykusunda da aynı durum söz konusudur. İkindi namazından sonra güneş batıncaya kadar geçen zaman dilimi, yine birçok iş kolu için en verimli zaman dilimidir. Bu saatte uyumak rızkı da, ömrü de noksanlaştırır. Çünkü insanın günün verimini muhasebe edeceği, ölçüp tartacağı, yarınki gün için yeni plânlar yapacağı, hayat için yeni motivasyon bulacağı bu zaman diliminide uyumak insanı bütün bu neticelerden genellikle mahrum bırakır.(4)

Kaylule uykusu olan kuşluk vaktinden öğle sonrası vakte kadar güneşin en hararetli olduğu zaman dilimi içinde yarım saat kadar uyumak ise sünnette tavsiye edilmiştir. Bu tavsiyeyi öğle öncesi giren kerahet vakti delemez. Yani kerahet vakti geldi diye sünnet olan öğle uykusunun yapılamaması söz konusu değildir. Çünkü esasen kerahet vakitlerinde sadece namaz kılma yasağı vardır. Bunun da sebebi hadiste açıklanmıştır. Hadisçe bunun sebebi, o vaktin, kâfirlerin güneşe secde ettikleri vakit oluşudur.

Kaylule uykusunun tavsiye edildiği saat ise, kuşluk vaktinden, ikindi öncesi zamana kadar geçen saattir. Bu saat kişiye ve iş yoğunluğuna göre değişebilmektedir. Belirli bir saat dilimi ile sınırlandırmak doğru değildir.

Dipnotlar:

(1) bk. Yirmi Sekizinci Lem'a, Dokuzuncu Nükte.
(2) bk. Müşkilü'l-Âsâr, Tahavî, 2/13.
(3) bk. Beyhakî, el-âdâb, 1/276; Şarani, Levakıh-u'l-Envar, s. 295.
(4) bk. Nursi, Lem'alar, s.269.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...