Block title
Block content

FITRAT

 
Yumurtadan çıkan bir ördek yavrusu hemen yüzebileceği bir su aramaya başlar. Suyu tertemiz ve berrak bir göl bulamazsa, en azından çamurlu bir su birikintisiyle oyalanır. Onun gibi, aklı başında her insan, fıtraten Yüce Yaratıcıyı bulmaya çalışır. Eğer gerçek Yaratıcıyı bulamazsa, bazı yaratılmışları İlâh kabûl eder. Bir kısım insanların putlara, kiminin ateşe, kiminin de ineğe tapması bu tür bir olaydır.

Hz. Peygamber (asm), insanın bu tabiatına şu ifadeleriyle dikkat çeker: “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudî, Nasranî veya Mecusî yapar.” (Sahihu’l-Buhari, Cenâiz, 80; Sahihu’l-Müslim, Kader, 22.) Yani her doğan çocuk, İslâmı seçecek, kabul edecek bir tabiattadır. Fakat, zamanla çevresi onu yönlendirir.

İnancın fıtrîliğine Rum Sûresi 30. âyette de temas edilir: “Hanif (Muvahhid) olarak yüzünü dine yönelt. Yani, Allah’ın dinine ki, Allah insanları o fıtratta yaratmıştır.”

İnsanın vicdanı Allah’ın rububiyetini tasdike hazırdır. Ayçiçeği ile güneş, demir ile mıknatıs arasındaki ilişki misali, vicdan ile Allah’a iman arasında benzeri bir durum vardır.


Paylaş
Yükleniyor...