"Fıtrat" ile "İstidat" münasebeti nasıldır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yumurtadan çıkan bir ördek yavrusu hemen yüzebileceği bir su aramaya başlar. Suyu tertemiz ve berrak bir göl bulamazsa, en azından çamurlu bir su birikintisiyle oyalanır. Onun gibi, aklı başında her insan, fıtraten Yüce Yaratıcıyı bulmaya çalışır. Eğer gerçek Yaratıcıyı bulamazsa, kendisi gibi mahlûk olan bazı yaratılmışları İlâh kabûl eder. Bir kısım insanların putlara, kiminin ateşe, kiminin de ineğe tapması bunun bir delilidir.

İnanma hissi insanın fıtratında ve vicdanında dercedilmiştir. Hz. Peygamber (asm), insanın bu tabiatına şu ifadeleriyle dikkat çeker: “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudî, Nasranî veya Mecusî yapar.” (Sahihu’l-Buhari, Cenâiz, 80; Sahihu’l-Müslim, Kader, 22.) Yani her doğan çocuk, İslâmı seçecek, kabul edecek bir tabiattadır. Fakat zamanla çevresi onu yönlendirir.

İnancın fıtrîliğine Rum Sûresi 30. âyette de temas edilir: “Hanif (Muvahhid) olarak yüzünü dine yönelt. Yani, Allah’ın dinine ki, Allah insanları o fıtratta yaratmıştır.”

İnsanın vicdanı Allah’ın rububiyetini tasdike hazırdır. Ayçiçeği ile güneş, demir ile mıknatıs arasındaki ilişki misali, vicdan ile Allah’a iman arasında benzeri bir durum vardır.

Üstad Hazretleri fıtratın mahiyetini ve şehadetini şu ibareler ile ifade ve izah ediyor:

"Birincisi: Fıtrat yalan söylemez. Meselâ, Bir çekirdekteki meyelân-ı nümüvv der ki: 'Sümbülleneceğim, meyve vereceğim.' Doğru söyler. Meselâ, yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: 'Piliç olacağım.' Biiznillâh olur. Doğru söyler. Meselâ, bir avuç su incimad ile meyelân-ı inbisatı der: 'Fazla yer tutacağım.' Metin demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu, demiri parçalar. İşte şu meyelânlar, irade-i İlâhiyeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellîleridir, cilveleridir."(1)

İşte şu meyelânlar, irade-i İlâhiyeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellîleridir, cilveleridir.” Üstad Hazretlerinin bu harika ifadesi, fıtratın kaynağının ne olduğunu çok güzel bir şekilde izah ediyor. Yani fıtrat, insan mahiyetine İlahi programla derç edilmiş bütün meyil ve duyguların genel bir ifadesidir.

İstidat: Bir şeyin kabulüne ve kazanılmasına olan fıtrî meyil ve kabiliyet demektir. Allah Teâlâ Hazretlerinin (C.C.) insanlara ve sâir mahlûklara tevdi buyurduğu kabiliyet kuvvelerine denir.

İstidad, insan fıtratında bulunan kuvvelerin ve meyillerin her birine verilen isimdir. Bu noktada fıtrat umumi, istidat ise hususi bir terimdir.

Mesela şu insan musikiye kabildir, demek farklı; şu insanın fıtratı musikidir demek çok farklıdır. İnsanın fıtratı musiki olmaz, ama insan musikiye kabiliyetli ve istidatlı olabilir.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Nokta.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...