Block title
Block content

Hangi tür vesvesenin hangi özellikteki insanlarda bulunduğuna dair tespit yapabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nurlar bu asırdaki hastalıkların devası olduğundan vesveseden kurtulmanın yolu da nurlara ciddi manada muhatap olmaktır. Üstadımız'ın; ˝Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir. Mahiyetini bilsen, onu tanısan gider˝ dediği gibi vesvesenin mahiyetini bize bildiren Risale-i Nurlardır.

Saniyen: Hangi tür vesvesenin hangi özellikteki insanlarda bulunduğuna dair tespit yapmak için Risaleye müracaat edildiğinde, Üstadımız'ın Vesvese Risalesi'nin başındaki beyanına müracaat etmemiz lazım gelir.

˝Ey maraz-ı vesvese ile mübtela! Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer. Ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür. Küçük görsen, küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder. Havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir. Mahiyetini bilsen, onu tanısan gider. Şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tardeder. Tanımazsan gelir, tanısan gider.˝ (1)

ifadesinden yola çıkarak vesvese;

a) Musibete ziyade ehemmiyet verenlerde,
b) Musibeti büyütenlerde,
c) Musibetten ziyade korkanlarda,
d) Meselenin mahiyetini bilmeyenlerde,
e) Cahillerde,  

daha çok bulunmaktadır. Bunlar genel itibarıyla bütün vesveselerin kaynağını teşkil eder.

Ama her vecihteki vesvese için ısrar ediyorsanız yalnız bu kadar deriz ki;

Birinci vecihteki vesveseye; hayalin mahiyet ve hükmünü bilmeyenlerde;
İkinci vecihteki vesveseye; kalbin vazife ve hükmü ile hayalin hüküm ve vazifesini bilmeyenlerde;
Üçüncü vecihteki vesveseye; hayalimizin meşgul olduğu sanata göre ve "Hususan hassas asabilerde";
Dördüncü vecihteki vesveseye; amelin en iyi suretini taharri edenlerde;
Beşinci vecihteki vesveseye; tahayyül, tevehhüm, tasavvur, tefekkür; tasdik-ı aklî ve iz'an-ı kalbînin hükümlerini iltibas edenlerde daha ziyade hükmünü icra eder. Yoksa kesin bir cizgi ile birbirinden ayırmak mümkün değil. 

Bir de "Bunun temelinde ne var?" diye soruyorsunuz. Bunun temelin de imtihanın sırrı var. Şeytanın yaratılışının temelinde olduğu gibi.

Hikmeti ise: Üstadımızın,

"İfrata varmamak, hem galebe çalmamak şartıyla, asl-ı vesvese teyakkuza sebebdir, taharriye  dâîdir, ciddiyete vesiledir. Lâkaydlığı atar, tehavünü def'eder. Onun için Hakîm-i Mutlak, şu dâr-ı imtihanda, şu meydan-ı müsabakada bize bir kamçı-yı teşvik olarak, vesveseyi şeytanın eline vermiş. Beşerin başına vuruyor. Şayet ziyade incitse, Hakîm-i Rahîm'e şekva etmeli, 'Eûzü billahi mineşşeytanirracim.' demeli."(2)

dediği gibi terakkiye sebep olduğunda kaynağını tamamen kurutmak mümkün değildir. Hem de iyi de değildir ki; kusurumuzu derk etmeğe sebep olur. Üstadımızın "vesveseli adam, amelini güzel görüp gurura düşmektense, amelini kusurlu görse, istiğfar etse, daha evlâdır" ifadesi de bunu teyid eder.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Birinci Söz, İkinci Makam.

(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...