"Hasan Sabbah, Bâtıniyyun mezhebiyle ve Şeyhü’l-Cebel bir galat-ı Şia tarîkıyla meydana çıkıp siyasî sarsıntı vermeleri gibi, Said’i onlara benzetmesi..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İddiacı: Eski zamanda Ehl-i Sünnete karşı Hasan Sabbah, Bâtıniyyun mezhebiyle ve Şeyh-ül Cebel bir gulat-ı Şîa tarîkıyla meydana çıkıp siyasî sarsıntı vermeleri gibi; Said'i onlara benzetmesi ve ittiham etmesi pek acib bir yanlıştır." (1)

Burada adı geçen Şeyhu’l-Cebel lakabı meşhur Hasan Sabbah'tır. Hasan Sabbah Şiâ'nın Bâtıniyye koluna mensub olup, Şiâ hareketinin gelmiş geçmiş en büyük bozguncularından biridir. Asya'da ilk defa kelimenin tam manasıyla anarşizmi o müesseseleştirmiştir. Alamut Kalesi'nde sistematik bir şekilde her türlü terör hareketlerini plânlamış, tatbikat sahasına koymuştur.

Hasan Sabbah, "Selçuklu İmparatorluğu’nun amansız bir düşmanı idi. Gayesi, Şiâ fikriyatının gelişmesine engel olan Selçuklu İmparatorluğu'nu yıkmak ve devleti ortadan kaldırmaktı. Bu gayesini tahakkuk ettirmek için de "Cennet tasvirlerine uygun" bir bahçe inşâ ettirdi, göz kamaştırıcı köşkler yaptırdı. Bu bahçede ve köşklerde hususi yetiştirilmiş şarkıcılar, Cennet hûrilerini andırır genç kızlar vardı.

Hasan Sabbah'ın adamları değişik bölgelerden cesaretli gençleri toplayarak Alamut Kalesi'ne getirirlerdi. Bu gençlere önce Cennetin güzellikleri anlatılırdı. Sonra bu gençler uyuşturucu maddeler ile uyutulur “Cennet bahçesine” indirilirdi. Orada ayılan gençler, gözlerini açtıklarında karşılarında muhteşem köşkler, huri gibi kızlar, rengârenk çiçekler, meyve bahçeleri görünce, Hasan Sabbah'ın müjdelediği Cennet'e girdiklerine gerçekten inanırlardı. Günleri zevk ve safa ile geçerdi. Bir müddet sonra tekrar uyuşturucu ile uyutulur ve cennet bahçesinden çıkartılırlardı. Artık bu gençlerin en büyük arzuları, Hasan Sabbah'ın bu Cennet bahçesine tekrar girebilmek olurdu. Şeyhü'l-Cebel Hasan Sabbah bu dessas plânı ile nice gençleri kendine bağlamış ve kendisinin “intihar timleri” haline getirmişti.

Şiâ Şeyhi Hasan Sabbah bir kimseyi öldürtmek istediği zaman, bu gençlerden birisini çağırır ve şöyle derdi: “Git filân kimseyi öldür, bu işi başarır gelirsen seni Cennet'e gönderirim. Eğer ölürsen meleklerimi gönderir seni Cennet'e aldırırım.” Böylece Cennet aşkı ile yanıp tutuşan bu gençler, şeyhin bu emrini mutlak bir teslimiyetle yerine getirir, gözünü kırpmadan öldürürlerdi.

Hasan Sabbah, tam otuz üç yıl Alamut Kalesi'nde, bu kanlı faaliyetlerini sürdürdü. İran Şiîlerinin bu anarşist şebekesi, binlerce Müslüman’ın kanına girdiler. Terör estirdiler, milletin huzurunu kaçırdılar. Selçukluların dünyaca meşhur veziri dirayetli bir devlet adamı olan, Nizâmülmülk'ü şehid ettiler. Şiîlerin yayılmasına mani gördükleri birçok âlim ve fakihler, Hasan Sabbah'ın fedaileri tarafından katledildiler.

Şiâ Şeyhi Hasan Sabbah'tan sonra, halefleri de aynı yoldan yürüdüler. Selçuklu veziri Ebû Nâsır ve Halife Müsterşid de bu anarşistler tarafından şehid edildi. Bâtınîlerin tarih boyunca yapmış oldukları tahripler yalnız masum ve müdafaasız insanları öldürmekle kalmamış, bunlar, aynı zamanda şehirler basmış, kervanlar yağmalamış, mukaddes beldelerde bile kan dökmekten geri kalmamış, katliam yapmışlardır. Meselâ, Şiâ'nın Bâtıniyye koluna mensup Cennabi oğlu Ebû Tahir, etrafına topladığı birkaç bin çapulcuyla hicri 311 yılında hacca gitmekte olan insanları pusuya düşürerek çoğunu kılıçtan geçirdi ve mallarını yağmaladılar.

Hicri 317 yılında da aynı çete yine Hac mevsiminde Arafat'tan Mekke'ye dönen hacılara saldırarak hepsini kılıçtan geçirdi. Bu toplu katliamdan kurtulan bir kısım hacılar Kâbe-i Muazzama'ya sığındılarsa da bu anarşistler, Kâbe'ye girdiler ve onları da Beytullah'ın içinde şehid ettiler. Hatta bir kısmının cesetlerini zemzem kuyusuna attılar. Kâbe'nin örtüsünü yağma ettiler. Ebû Tahir, Kâbe'nin kapısını ve Hacerü’l-Esved'i söküp götürdü. Hicri 339 yılına kadar tam 22 sene Hacer-ü’l Esved bunların elinde kaldı. O zamanki Bağdat hükümeti bu gözü dönmüş Şiâ çapulcularından Hacer-i Esved'i geri almak için 50.000 altın teklif etti ama kabul etmediler. Nihayet Afrika'daki Fâtımîlerin “Mehdi”sinin şiddetli tehdidi üzerine Hacer-i Esved'i iade ettiler. (bk. Mehmet Kırkıncı, Alevilik Nedir?)

(1) bk. Şualar, On Dördüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Lemalar

El-Aman... Evet gunumuzde internetteki bazı sitelerde de bazı kişi ve kişiler Hasan Sabbah'ı model alarak bazı girişimlerde bulunmakdadır. Bu hususda daha dikkatli olmanızı ümid ederiz..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
drerkan

Başka bir kaynakta Moğollar tarafından bunların bozguna uğratıldığı yazıyor.Moğollar bazı faydalı işlerde yapmış anlaşılan.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...