"Haşirde ruhların cesetlere gelmesi var; hem cesetlerin ihyası var; hem cesetlerin inşası var. Üç meseledir." Bu üç meseleyi kısaca izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruhlar zaten ölmüş değillerdir. Dirilme dediğimiz hâdise, cesetlerin âhiret âlemine münasip şekilde yeniden yaratılmalarıdır.

Bu dünya hikmet dünyası olduğundan, dünyamız altı devrede yaratıldığı gibi, bir çocuk da ana rahminde dokuz ayda ve altı safhada yaratılıyor.

Âhiret ise kudret dünyasıdır, orada her şey anında yaratılacaktır. Cennette ebediyen icra edilecek olan bu kanunun, tabiri caizse, ilk icrası ruhların bir anda ceset libaslarını giymiş olarak mahşer meydanına çıkmaları şeklinde icra edilecektir.

Dünyayı sapan taşı gibi döndüren bir kudret, bu dünyayı bozup dağıttıktan sonra, tekrar ikinci defa inşâ edecektir. Zira Allah, öldükten sonra dirilme hâdisesinin her bahar mevsiminde milyonlarca numûnesini bize gösteriyor. Böyle bir Zât, “acaba kıyametten sonra haşri yapabilir mi?” demek en büyük akılsızlıktır..

Yoktan ordu teşkil ettirmiş bir kumandana, “istirahat için dağılmış taburu toplayabilir mi?” demek, mantıkla ve akılla bağdaşmaz. Aynı şekilde insanı yoktan ve hiçten var eden Allah hakkında, “bedenler öldükten ve çürüdükten sonra, insana tekrar yeni bir ceset verebilir mi?” demek de, mantık ve akıl ile izah edilemez.

Haşirde, bedenlerin inşasının nasıl olacağı konusunda iki görüş vardır.

Birinci görüş: İnsanın bedeni, bir kışla veya bir mektep gibidir. Orada talim gören zerreler, birbirleri ile bir ünsiyet ve ülfet etmesinden, ölüm ile dağılsalar, her biri bir tarafa gitseler de, kışlada istirahat için dağılmış taburu bir boru sesi ile toplamak gibi, İsrafil’in sûra üflemesi ile o dağılmış zerreler tekrar kışlaları hükmünde olan cesetlerine dönerler ve vazife başına gelirler.

İkinci görüş ise: İnsanın kuyruk sokumu denilen yerde, acbüzzeneb denilen tohum gibi esas bir zerresi vardır. Bu zerre, uçağın kara kutusu gibi zarar görmeyecek bir sağlamlığa ve mahiyete sahiptir. Allah bu asıl ve esas olan tohum gibi zerreden tekrar insanın cesedini inşa eder. Tıpkı bir damla sudan, insanı inşa etmesi gibi.

Bu gün fen ilmi, insanın, gözle görülemeyecek kadar küçük spermlerden olduğunu ifade ediyor. Bu sperm ile o esas zerre arasında hiçbir fark yoktur. Onu ondan yapan bir kudret, şunu bundan yapamaz mı? Cesetler haşir meydanında inşa olunacak.

Bu iki görüşten ikincisi, Risale-i Nur meslek ve meşrebine daha yakın ve uygun olmasından, biz ikinci görüşü esas alıyoruz. Üstad da zaten İşaratü’l-İ’caz'da buna işaret ediyor:

"Arkadaş! Zahire nazaran, haşirde, ecza-yı asliye ile ecza-yı zaide birlikte iade edilir. Evet, cünüp iken tırnakların, saçların kesilmesi mekruh ve bedenden ayrılan her bir cüz'ün bir yere gömülmesi sünnet olduğu, ona işarettir."

"Fakat tahkike göre, nebatatın tohumları gibi 'acbü'z-zeneb' tabir edilen bir kısım zerreler, insanın tohumu hükmünde olup, haşirde o zerreler üzerine beden-i insani neşv ü nema ile teşekkül eder."(1)

Bu baharda yaratılan bir meyve, önceki baharda yaratılanın aynı değil, mislidir. Diriliş hâdisesiyle mahşer meydanında toplanacak olan insanlar ise, dünyadaki insanların misli değil, aynıdırlar. Yani, mahşer meydanına çıkacak olan, insanın bizzât kendisidir; görüntüsü, sûreti yahut dünyadaki varlığının bir misli, bir benzeri değil.

Zâten "insan" denilince evvela onun ruhu hatırımıza gelir, mahşere çıkacak olan insan o ruhun kendisidir. Üstadımızın beyan ettiği gibi beden o ruhun hanesidir. Ölüm hâdisesiyle ruh bedenden ayrılmış ve beden aslına dönerek yeniden elementlere inkılab etmiştir. Âhirette ruhlar yeniden bedenlere, yani bu yeni âleme uygun olarak yaratılmış olan yeni bedenlere kavuşacaklardır. İşte bu ikinci beraberliğe "neş’e-i uhra" deniliyor.

Cenâb-ı Hak dilerse ruhlara her şeyiyle yeni bir beden giydirir, dilerse dünyada güzel amel işledikleri zerrelerini yeniden yaratır, dilerse bedenin acbü’z-zeneb denilen ve çürümeyen parçasını, bir anda insan bedeni yapar. Her üç halde de ruh yine aynı ruhtur. Yani, mahşerde toplanacak insanlar dünyadakilerin sûreti ve misli değil, aynıdır. Misliyet olsa olsa bedenler için düşünülebilir. Zâten, insan denilince de evvela onun ruhu akla gelir, bedeni değil.

"İnsanın bir ferdi, sair hayvânâtın bir nev’i hükmündedir. Elbette, kat’î bir hads ile hükmedilir ki, haşir ve neşr-i ekberde, beşerin her bir ferdi aynıyla, cismiyle, ismiyle, resmiyle iade edilecektir."(Lem’alar, On Yedinci Lem'a, Dödüncü Nota)

Her bahar mevsiminde milyonlarca tohumdan cesetler inşa eden, haşrin binlerce numunesini gösteren Allah’a; "Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar Ona kolaydır. Cenneti halk etmek, bir bahar kadar O’na rahattır." (20. Mektub)

Allah’ın kudreti zâtındandır; onun için bu kudretin zıddı olan acz o kudrete giremez. Bir baharı yaratmakla bir çiçeği yaratmak arasında az bir fark olsa kudrete acz girmiş olur, bu ise muhaldir.

Bizim için on kilo ile on beş kiloyu kaldırmak arasında fark oluyor. Zira bizim kudretimiz zâtımızdan değil. Biz Allah’ın ihsan ettiği bir güçle işlerimizi görüyoruz. Ve bizim her şeyimiz sınırlı olduğu gibi, kuvvetimiz de sınırlı. Allah’ın kudreti ise sonsuz. Sonsuz için az ile çok, büyükle küçük, çiçekle bahar, baharla cennet fark etmez; hepsi aynı kolaylıkla icad edilir.

Ve yine Allah’ın kudreti muhit, yani her şeyi ihata etmiş. O muhit kudret için azla çoğun hiçbir farkı yoktur. Mesela, hava bütün yeryüzünü ihata ettiği için bir kişinin nefes almasıyla bütün insanların nefes alması arasında hava için bir kolaylık veya güçlük düşünülmez. Güneş için de bir kişiyi aydınlatmakla milyonları aydınlatmak arasında fark olmaz. Allah’ın bu aciz ve cansız varlıkları, O’nun ihsanıyla böyle küllî işleri külfetsiz yaparlarsa, elbette bütün mevcudatın Hâlık’ı olan Allah bütün varlık âlemini bir tek zerre gibi kolaylıkla sevk ve idare edebilir.

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 4. Ayet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

k.toprak

Bu cevaplarla beni memnun ettiniz Allah'ta sizleri memnun etsin . Üstadımızın konuyla ilişkin cümleleri arasında kendi açımdan bir tenakuz yaşıyordum evet konuda yaradılışa ait iki örnek veriliyordu ben iki örneği karıştırıyordum hangisi daha geçerli diye .. açıklamalarınız sayesinde geçerli şıkkı öğrenmiş oldum. Allah razı olsun

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...