Hatemü’l-Enbiyadan "bürhan-ı nâtıkî" olarak söz edilmektedir. "Nâtıkî" ifadesinden ne anlamamız gerekiyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nâtık; konuşan, beyan eden demektir.

Kâinat, Allah’ın varlığını ve birliğini hal diliyle ders verir.

Kâinat kitabını okumadan yaşayan gafil kullara bir burhan-ı nâtık lazımdır. Nitekim Allah Resulü (asm.) "ikra" (oku) emriyle bütün varlık âlemini Allah’ın ismiyle, yani onun isim ve sıfatlarının tecellileri olarak okumuş ve bütün insanlara da bu âlemi nasıl okumaları gerektiğini anlatmış, tebliğ etmiştir.

Resul-i Ekrem Efendimize (asm) risalet vazifesi tevdi edilmeden önce, insanlık zifiri bir karanlık içine gömülmüş ve derin bir bataklığa saplanmıştı. İnsanlar Yüce Allah’ın varlığına ve birliğine güneş gibi ayna olan harika eserleri okuyamadılar, onların ne mana ifade ettiklerini anlayamadılar, kendileri gibi mahlûk olan Güneş'e, ateşe, nehre, yıldıza, sığıra yahut kendi yaptıkları putlara taptılar. Çünkü onları hidâyete erdirecek, yol gösterecek son kitap henüz nazil olmamış, o sonsuz nurun tebliğ edicisi olacak Fahr-i Âlem Efendimize (asm) nübüvvet vazifesi henüz tevdi edilmemişti.

"Üstadı mutlak, Muktedâyı Küll, Rehberi Ekmel olan" Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) son resul olarak âlemlere rahmet olarak gönderilince Cenab-ı Hakk’ın varlığına ve birliğine delil olan bütün enfusî ve afakî deliller, o büyük rehberin, o eşsiz kılavuzun ve o en büyük mürşidin sayesinde okundu ve anlaşıldı.

Bütün âlemleri en mükemmel bir şekilde okuyan Habib-i Kibriya Efendimiz (asm) insanlara Ezel ve Ebed Sultanı olan Allah’ı anlattı, ona iman etmeye ve yalnız ona kul olmaya davet etti. Vahid ve Ehad olan Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ etti. İmanın esaslarını, ubudiyetin esrarını ve hikmetin inceliklerini harika bir şekilde ders verdi. Yirmi üç sene gibi kısa bir zamanda, her biri ayrı bir hidayet yıldızı olan yüz yirmi dört bin sahabe yetiştirdi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...