"Havf" ve "Reca" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Allah’ın azabından emin olmamak ve rahmetinden ümit kesmemek.”

Havf; Cenab-ı Hakk’ın azamet ve kibriyasından, celâlî isimlerinin tecellisinden korkmaktır.

Üstad Hazretlerinin buyurduğu gibi, Cenab-ı Hakk’ın; “Cemâline muhabbet etmek ve celâlinden havf etmek” imanın ve aklın muktezasıdır. Cenab-ı Hakk’ın Rahman, Rahîm, Rezzak, Gaffar, Müzeyyin gibi cemalî isimleri muhabbeti iktiza ettiği gibi, Kahhar, Cebbar, Aziz, Mütekebbir gibi celalî isimler de havfı yani korkuyu iktiza eder. Allah’tan, cehennem ateşinden, kabre imansız girmekten korkmaktır. İnsan bu sayede kendini Allah’ın Kahhar isminden ve cehennem hapsinden muhafaza eder. Cenab-ı Hakk’ın azamet ve kibriyasından, celâlî isimlerinin tecellisinden korkmak lazımdır.

Allah korkusu, insanı her türlü kötülükten, dalaletten ve günahlardan muhafaza eder ve onu ebedî saadetlere mazhar kılar.

Cenab-ı Hakk’ı sevmenin yolu ve ölçüsü O’nun bütün emirlerini yerine getirmek, Habib-i Kibriya Efendimizin (asm.) sünnetlerine tâbi olmaktan geçer. Allah sevgisinin ölçüsü salih amel, korkunun ölçüsü ise takvadır.

Bir kul için en selametli yol, havf ve recadır. Bir mü’min kendine korku ve ümidi iki kanat yapıp bir kuş gibi uçarak cennette konaklar.

Reca; günahı ne kadar olursa olsun kulun, Cenab-ı Hakk’ın şefkat ve merhametine sığınması, O’nun rahmetinden ümit kesmemesidir. Bir ayette mealen şöyle buyrulur:

“De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (Zümer Suresi, 39/53),

Ayette “Allah bütün günahları bağışlar” ifadesi çok mühimdir. Cenab-ı Hakk’ın rahmeti gazabını geçmiştir, O dilerse ve hikmeti iktiza ederse kulun bütün günahlarını bağışlar. Bu bakımdan, insan asla ümitsizliğe kapılmamalı, her zaman tövbe ve istiğfar, dua ve niyaz ile Rabbinin dergâhına yönelmelidir. Allah kendisine açılan elleri asla boş çevirmez. Allah affedicidir ve affetmeyi çok sever.

Bir mümin hayatını korku ve ümit arasında devam ettirir. Ne hayır ve hasenatlarına güvenip cenneti garanti görür, ne de isyan ve günahlarını çokluğuna bakıp, “Allah beni affetmez” deyip O’nun rahmetinden ümidini kesmez.

  • KORKU VE ÜMİT ARASI

Sakin su dalgalı deniz kadar güzel olamıyor. Rüzgârın esmesiyle sağa sola salınan dallar, sakin ağaçlardan daha hoş bir manzara sergiliyorlar.

Rüzgârı göremiyoruz, eğer görebilseydik, onu da dalgalı bir deniz gibi seyredebilecektik.

İşte insan ruhu o dalgalı deniz, o salınan ağaç gibi… Bu ruh, imtihan rüzgârına mâruz. Ve insan kalbinde kararsızlık, değişkenlik hâkim.

Akıl ve nefis ona hükmetme yarışındalar. Vesvese ve ilham o kalpte cenk halinde. Dünya o kalbi boğmak isterken, âhiret, kendine doğru çekmeye çalışmakta...

İşte bu zıt tecelliler kalpte iki ayrı neticeyi birlikte doğurur: Havf ve reca.

Havf, tatlı bir korku. Allah’ın celâl, kibriya ve azameti karşısında haşyet duyma...

Reca, zevkli bir ümit. O’nun lütuf, ihsan ve kereminden daima ümitvâr olma...

Bir mü’min hem Allah’ın rahmetinden daima ümitvâr olacak, hem de O’nun azabından emin olmayacaktır.

İşte bu iki meziyet, kalbi safha safha terakki ettirir, dalga dalga güzelleştirir ve ona ulviyet kazandırır...

Müminler, Allah’ın bütün sıfatlarına, fiillerine ve esmâsına inanırlar. Celâlî isimler, onların kalplerinde korku ve haşyet doğururken, cemâlî isimler gönüllerini ümitle, sürurla, sefayla doldurur...

Mü’min her an, hem ümit ve hem de korku içinde olmalı. Zira Allah hem Gaffar’dır, hem de Kahhar. Bağışlaması da vardır, kahrı ve perişan etmesi de.

Korku ve ümit bir âhenk içinde olmalı. Geceyle gündüzün, dünyanın başını sırayla sarması gibi...

  • HAVF VE RECA ARASI

Yerin merkezinde, mağma bir ocak gibi durmadan yanıyor. Üstte güneş… Alevlerini kilometrelerce öteye fırlatıyor.

İnsanlar ve hayvanlar, denizler ve ormanlar varlıklarını bu iki ateş arasında devam ettiriyorlar.

İnsanın manevî terakkisi de iki ateş arasında sürüyor:

Nefis ve Şeytan.

Bu tablo karşısında insan şöyle düşünmeli:

Madem ki bedenim, güneş ve mağma arasında hayatını devam ettiriyor; ruhum, nefis ve şeytana rağmen hâlâ mü’min. O halde, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek için hiçbir sebep yok.

Ve mademki, bu iki ateşten de bir an olsun başım sakin olamıyor, öyleyse azaptan emin olmam da akıl kârı değil...

Havf ve reca … Her ikisi de mü’minin sıfatları. Bundandır ki, hangisi ruhtan çekilse, küfür tehlikesi belirir. Havf etmeyen insan, isyan yolunu tutar, bu yolun sonunun ise küfre çıkma tehlikesi vardır.

Recanın azalması da ümitsizliğe yol açar. Bu da sonu küfre çıkabilecek bir başka yol...

"İçinizde Allah’ı en çok seveniniz benim, O’ndan en çok da ben korkarım." Hadis-i Şerif

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
H
Okunma sayısı : 9.886
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...